Gerçek Spor Sitesi

Gerçek Spor Sitesi

10 Aralık 2016 Cumartesi
Gurbetteki yıldızlar

Futbol bir sevdadır... O topun peşinde milyarlarca insan koşuyor, ama içleriden çok küçük bir kısmı sadece yeşil çimler üzerinde oynama şansını buluyor. Geri kalan ise beceremidikleri bu işi, ya tribünden takımını destekleyerek ya da yönetici olarak devam ettiriyor.

19 Aralık 2006, Salı Yorum Yaz
A+ A-

Alkmaar örneğinden... Yönetici derken size çok sıcak bir anımı aktarmak isterim. UEFA Kupası’nda bu sezon Türkiye’yi temsil eden Kayserispor’un, AZ Alkmaar ile Hollanda’daki karşılaşmasını izlemeye gitmiştim. Alkmaar çok güzel bir Avrupa kenti. 95 bin nüfuslu bu kentin 22 bin kişilik çok yeni ve modern stadına imrenerek baktım. Sadece stada m? O gün takımını desteklemeye gelen taraftarına da... Basın tribününde tanıştığım Avrupa’da yaşayan meslektaşım aynen şöyle dedi: Bu taraftar, Alkmaar 5 de yese, ertesi maçta yine takımı için tribüne gelir ve aynı heyecanla destekler. Alkmaar’ı buralara taşıyan başkanın kim olduğunu sorduğumda ise aldığım yanıt çok ilginçti. Hollanda kulübünü maddi-manevi desekleyen Başkan, futbolcu olmak isteyip de olamayan bir Hollandalı. Bir banka sahibi olacak kadar zengin olan bu Hollandalı, egosunu Alkmaar’a verdiği maddi destekle tatmin ediyor. Gurbette Türk olmak İşte futbol böyle bir oyun. İstemekle olmuyor; yeteneğin olacak, karakterin olacak, çok çalışacaksın ve birileri de seni görüp ortaya çıkaracak. Bu yazı dizisine başlarken bu duygulardan esinlendik ve sadece kendi liglerimiz değil, gurbet eldeki soydaşlarımızın durumu ne diye merak ettik. Gerçekten de pilot bölge olarak seçtiğimiz Almanya’da, Düsseldorf’a yakın Alman kulüplerinde oynayan gençlerimizi bir araya getirip dertleştik. Aslında gönlümüz tüm Almanya’da, hatta Avrupa’nın her yerinde oynayan gençlerimizi tanıyabilmekten yanaydı. Ancak sorunların paralelliği ve benzerliğinin, varmak istediğimiz noktaya bizi taşıyacağına inandık. Çünkü bu çocuklar her ne kadar o ülkede doğsalar da, genlerindeki Türklük duygusunun inanılmaz biçimde ağır bastığını gördük. Üzülsek mi, sevinsek mi? Belki Bulgaristan’daki Jivkov zamanıdaki komünist rejimin soydaşlarımıza yaptığı baskıyı görmüyorlar. Ama şu bir gerçek ki, milli forma konusunda oldukça ilgisizlik yaşadıklarını gördüm. Alman futbolunun çöküşünden sonra ülkedeki yabancıları Almanlaştırma politikası içinde bizimkilerin önemli bir yer tuttuğunu görmek insanın hoşuna gitse de, bu bende burukluk yaratıyor. Hoşlandım; demek ki yetenekli bir nesil var ve Almanlar bunları kaçırmak istemiyor. Burukluk yaşadım; bizler niye bu gençlerinn yeteri kadar elinden tutup milli takımımıza kazandırmıyoruz. Bu yazı dizisinde amacım polemik yaratıp, suçlu bulmak değil. Türk futbolunun sadece Türkiye’den ibaret olmadığını ve dışarıdaki cevherlerin en iyi şekilde değerlendirilmesi gerektiğini hatırlatmak istedik. Kimler geldi, kimler geçti Şöyle bir maziye baktığınızda yaklaşık 25 yılda Türkiye’ye kimler geldi, kimler geçti... Erhan Önallar, Erdal, Keserler, İlyas Tüfekçiler, Uğur Tütünekerler, Mustafa Yücedağlar bir çırpıda gözümün önünden film şeridi gibi geçti. Şimdilerde ise bakıyorsunuz Yıldıray Baştürkler ve Altıntop kardeşler, Almanya liginin göz bebekleri... Dortmund’daki genç yıldızımız Nuri Şahin’i Almanlar’a kaptırmamanın mutluluğunu yaşarken, “Acaba gerisi gelecek mi?” diye hepimiz merak etmiyor muyuz? Evet bütün bu soruları bu genç kardeşlerimize sorduk, hepsinden ilginç yanıtlar aldık. Schalke’de bir dost... Hamit ve Halil Altıntop’ların oynadığı Schalke idmanını gittik. Bundesliga’nın liderinin çalıştığı mükemmel tesisleri gördük. Hatta orada bir Türk dostu daha önce Antalyaspor’u çalıştıran ve ülkemizi unutamayan Abramcik’le söyleştik. Sadece bunlar mı?.. Düsseldorf’un tek amatör Türk kulübü Vatangücü’nü tanıdık. Onlardan da ilginç anektotlar aldık. Bütün bu Düsseldorf’tan başlayıp, Mönchengladbach, Essen, Bochum ve Gelsenkirchen’i içi alan seyahatimizde gördüklerimizi, yaşadıklarımızı, konuştuklarımızı sizlerle paylaşmak için bilgisayarın başına geçtik...