ŞİFREMİ UNUTTUM

EMAİL ADRESİ

Yeni şifre için eposta hesabınızda junk/çöp dizinini de kontrol ediniz.

AKTİVASYON KODU TALEBİ

EMAİL ADRESİ

Aktivasyon kodu için eposta hesabınızda junk/çöp dizinini de kontrol ediniz.

ÜYE GİRİŞ DURUM




Daha iyi bir görüntü için telefon çevirin!

YAZARLAR

Darısı Çarşamba’ya

10.10.2004

Kazakistan maçı öncesi gerçekten alışık olmadığımız bir dönem yaşadık. Şimdiye kadarki milli maç coşkumuzu, Hakan Şükür’ün kadro dışı kalması gölgeledi. Açıkcası sahaya bıçak sırtında çıkan bir teknik adam ve herkesin bu olaydan nasıl etkilendiğini merak ettiği bir milli takım vardı. Zaten ilk iki maçtaki performans düşüklüğünü gözönüne alırsanız, olanlar işin tuzu biberiydi.

Aslında kendimiz krizi çıkarttık ama donduramadık. Üstelik kapalı kutu bir rakiple oynuyorduk. Ama şunu biliyorduk ki, Kazakistan kolay lokma değildi ve en azından Rus ekolünün temsilcileriydiler. Ersun Yanal, dün gece Nihat ve Necati’yi bir kenara koyarsanız, Fenerbahçe - Trabzon karması bir takımla oyuna başladı. İlk yarıda beklenen gol beklenen dakikada geldi. Bundan sonra daha rahat oynarız diye düşünmüştük. Ancak savunmada Tolga’nın ürkek olması, özellikle Servet’in rakibi küçümser tavrı ve hatalı pasları sonucu gereksiz riskler yaşadık. Buna rağmen rakip ceza alanı içinde önemli karambolleri değerlendiremedik. Tek forvet oynayan Kazakistan’a karşı fazla oyuncuyla savunma yapmak bana göre lükstü. İkinci yarıda Kazaklar’ın direncini kırmak için bir gol yeterdi. O gol de Nihat’ın füzesiyle geldi. İyice açılan rakibin karşısında bu kez istediğimiz hücum zenginliğini yakaladık. Fatih’in penaltısı gol olsaydı, fark daha da büyürdü derken, Trabzon’un golcüsü son dakikalarda rakip fileleri iki kez sarsıp bizi keyiflendirdi. Dün gece kaliteli iki farklı ekol karşılaştı. Favori olan kazandı. Zaten normali de buydu ama acaba dedirten gelişmeler bizi endişelendirmişti. Neyse ki, kazasız atlattık. Sırada Danimarka maçı var. Ersun Yanal ilk raundu galip bitirdi. Darısı Çarşamba’ya.

0 YORUM