Gerçek Spor Sitesi

Gerçek Spor Sitesi

24 Temmuz 2017 Pazartesi
Cansız lig!

Sezon başlayalı 6 hafta oldu ve A Kategorisi hala ekranlarda yok. Federasyon’un yaptığı kolaycılık, adam savma ve biraz da insanları kandırmacadır. Başkan Levent Bıçakcı, belki oya ihtiyacı olmadığı için, açıklama bile yapmıyor

04 Ekim 2005, Salı Yorum Yaz
A+ A-

İkinci Lig A Kategorisi’nde 6 haftayı geride bıraktık. Ama hala naklen yayın konusunda bir gelişme yok. Özellikle adını Federasyon, ‘Lig A’ koydu ama ben protesto etmek için bu maçların naklen yayını gerçekleşene kadar ‘2. Lig A Kategorisi’ olarak tanımlamaya devam edeceğim. Çünkü bu kolaycılıktır, çünkü bu adam savmadır, çünkü bu biraz da insanları kandırmacadır. Futbol Federasyonu Başkanı Levent Bıçakcı, ısrarla hiçbir açıklama yapmıyor. Çünkü şu anda seçim yok bu kulüplere ve oylarına ihtiyaç hissetmiyor. Belki kulüplere ihtiyacınız olmayabilir ama kamuoyu desteği bence çok daha önemli. Sayın Bıçakcı işin kolayını bulmuş ve büyük bir maharetle ‘2. lig A Kategorisi’nin adını ‘Lig A’ yaptık. Yaptınız da, ne oldu? Bu federasyonda hiç mi danışman yok. Bence ‘Lig W’ yapsanız daha ilginç olurdu. Hatta herkes “Bu ‘W’ de ne” der, ilgi bile çekilebilirdi. ‘Lig A’ yapıldı da, ne oldu? Sokaktaki adamı ilgilendiren bu maçları izleyebilmek. Yıllardır her cumartesi ve pazar günleri saat 12.00’de televizyon karşısında bir çok futbolsever bu maçları izliyordu. Sonra da ligin diğer maçlarına gidip ‘A Kategorisi’nin yorumunu yapıyorlardı. Ben ısrarla sesimi duyurana kadar yazacağım. Belki Futbol Federasyonu sağıra yatacak ama ben elimden geldiğince beklenti içinde olan kamuoyunun temsilcisi olarak, tek başına da olsa, maçlar yayınlanana kadar yazacağım. Bugün aslında dinlenik ve çokta zindeyim. Ama konular o kadar çok ki, yazarken insan ister istemez hırçınlaşıyor. Aşağı liglerden gelen sesler şimdiden içimi kararmaya başladı. Bitlis Özgüzeldere-Gaski maçı sonrası hastanelik olan futbolcular... Güvenlik güçleri görevlerini yapsın diye yazıyoruz. Ama bunu öncelikle tribünleri kontrol altına alsın diye yazıyoruz. Futbolcular arasındaki itiş kakışı tabii ki güvenlik güçleri önleyecek ama biraz kontrollü, aman dikkat diyorum. Pazar akşamı telefonum çalıyor. Mardin-İstanbul Belediye karşılaşması sonrası arayan Hüsnü Özkara. Konuk ekibin teknik direktörü maçın hakemi Abdullah Yılmaz’dan şikayetçi, “Adeta bizi katletti” diyor. Ordu cephesinde orta hakem Tolga Özkalfa’ya müthiş bir isyan var. “Maçı idare mi etti, yoksa idare ettirildi mi” diye. Ben Yücel İldiz’i yıllardır tanırım. İlk defa bir hakem tarafından saha dışına atıldığını duydum. Üstelik maç seyircisiz oynanıyor, Orduspor’un cezası nedeniyle. Haftalardır kızakta olan bir hakem, böyle kritik bir 90 dakikada daha dikkatli olmalı. Öte yandan evinde Bursaspor’a yenilen Gaziantep Belediye, puanlarının gasp edildiğini söylüyor. Özellikle Bursaspor Başkanı Levent Kızıl’ın lobisinin güçlü olması nedeniyle, takımlar ve hakemler üzerinde büyük bir baskı oluşturduğunu, ortak bir söylem olarak çok duymaya başladık. Tabii ki bütün bunlar her sezon söylenecek. Antalyalılar da bana “Antalya’yı da kaç kere doğradılar biliyor musunuz” diye sersenişte bulunacak. Bunların hepsinin doğru ve haklı olduğunu düşünelim. Ama bu lig devam edecek ve her yıl olduğu gibi 3 takım çıkacak, 3 takım da düşecek. Bu noktada taraftar, yönetim ve futbolcular işlerine baksın. Nizami ölçülerde protestolarını yapsınlar ve iletişim vasıtalarını seviyeli bir şekilde kullansınlar. Burada iş MHK ve Federasyon’a düşüyor. Tehdit ve para cezalarıyla bu işi önlemeye kalkmasınlar. Biraz sevecen olsunlar ve rasyonel önlemler alsınlar. Bugün MHK başkanı, eski dönemin alışkanlıklarını atamayan hakemlerle ligi götürmeye çalışıyor. Bu hakemlerin çoğu Bülent Yavuz döneminin ürünleri. Bir çoğu bazı alışkanlıklarından kurtulmaya çalışılıyor, ancak refleksle yanlışa düşüyorlar. Bu konuda Ufuk Özerten’in bayağı bir çalışma yapması ve hakemleri iyi bir eğitimden geçirmesi gerek. Çünkü Süper Lig’de bile, bir çok isim, eski dönemde haketmedikleri yerlere geldi. Bu nedenle Özerten’in herkese gerçek değerlerini vermesini bekliyorum. Gaziantep Belediye-Bursaspor Bursaspor doludizgin yoluna devam ediyor. Taraftarıyla, yönetimyle, medyasıyla adeta bütünleşmiş olarak 6 haftayı da kayıpsız geçti. Belki de yıllardır özlediği bir tablo 2. Lig’de gerçekleşti, Bursaspor adına. Her zaman söylüyorum; “Bir müsibet bin nasihatten iyidir” diye. Timsahlar 2. Lig’e düştüklerinde çok üzüldüler ama bazı gerçekleri de daha iyi anladılar. Herşeyden evvel Türkiye’nin en zengin kentlerinden biri olan Bursa’nın, her yıl küme düşme mücadelesi içinde olmasının nedenlerini buldular 2. Lig’de. Gaziantep deplasmanında yenik duruma düşmelerine rağmen, tecrübeleri ve usta ayaklarıyla kritik bir 90 dakikayı daha mutlu bitirip, evlerine döndü Yeşil-beyazlılar. Futbol öyle bir oyun ki, sadece iyi oynamak yetmiyor. Sanırım Gaziantep Belediye için bu söz en doğrusu... Genç ve yetenekli kadro ilk yılında iyi işler yapıyor ama acemice puanlar kaybediyor. Herşeye rağmen bana göre ilk 6 haftalık performansları konusunda iyimserim. Orduspor-Antalyaspor Yılmaz Vural’ın öğrencileri 2-0 öne gçtikleri bir maçtan beraberlikle ayrılmanın üzüntüsünü yaşadı. Ev sahibi ekibin cezası nedeniyle seyircisiz oynanan karşılaşma, Antalyaspor için bir avantajdı. Ama şu bir gerçek ki, Süper Lig’e giden yolda prensip şu olmalı: İçerde kazanacak, dışarıda yenilmeyeceksin... O nedenle Antalyaspor için alınana iyi puan olarak bakabiliriz. Orduspor ise evinde bir türlü 3 puanla tanışamadı. Mor-Beyazlılar gol yollarında biraz becerikli olsalar, sanırım 3 puana çok rahat kavuşur. Altay-Sakaryaspor İzmir’de beklenen oldu. Maç öncesi tahminimiz bu karşılaşmadan beraberlik çıkmaz yönündeydi. Ama tam yanıldım diyordum ki, Altay”ın son dakika golü geldi. Aslında bu iddiamın sebebi Altay’ın içeride, Sakarya’nın da dışarıda iyi oynamasıydı. İki takım da, zirveyi hedeflediğine göre; maça 3 puan için çıkmaları normaldi. Ve kazanan İzmir ekibi Altay oldu. Sakarya ise bu sezon ilk yenilgisiyle tanıştı. İstanbulspor-Türk Telekom Sessiz sedasız iki takımın maçıydı. İki ekip de seyirciye hasretti. Bu sessizliği Boliç’in iki golü bozdu. İstanbulspor, Kupa’daki Tarsus şoku ve Sakarya deplasmanında alınan yenilginin acısını, Türk Telekom’dan çıkarttıve lige döndü. Dardanelspor-Karşıyaka Sıkıntılar içinde boğuşan Dardanelspor, evinde yine boynu büküktü. Teknik direktör arayışları içindeki Karşıyaka, usta ayağı Selahattin ile güldü. Bu maç sonrası Dardanelspor teknik direktörü Hayrettin Gümüşdağ’ın, Karşıyaka ile anlaştığını öğrendik. Gümüşdağı tanırım, işini seven ve çalışkan bir teknik adamdır. Ancak şekil olarak bu kararını beğenmedim. ‘İyi eğitimli bir teknik adam’ olarak kamuoyuna bu kararın yansıması, pek hoş olmadı. Tahmin ediyorum ki, bu kararı verirken bir çok haklı nedenleri olabilir. Yine de rakibi olacak bir takıma giderken, daha hassas olmalıydı. Ancak bu yazımı çıkan haberlere göre yazıyorum. Sevgili Gümüşdağ’ın bu konuda her zaman cevap hakkı saklıdır. Sebatspor-Elazığspor Gakgoş seriye devam etmek için gittiği Akçaabat’ta gaz kesti. Elazığspor öne geçmesine rağmen galibiyeti koruyamayınca, “En azından deplasmanda bir puan iyidir” deyip, sonucu sineye çekti. Oysa kazansa, iki takımı birden altına alıp daha da moral kazancaktı, ama olmadı. Sebat ise cezalılar ve sakatlıklar dolayısıyla oldukça eksik kadrosuna rağmen, evinde bir puana razı oldu. Mardinspor-Elazığspor Mardin nihayet kazandı. Güneydoğu ekibi güçlü rakibi karşısında zorlanmasına rağmen Oktay ve Cem’in sayılarıyla 3 puana ulaştı. Ev sahibi ekip için gerçekten kritik bir maçtı. Beraberlik bile krize neden olabilirdi, Mardinspor için. İstanbul Belediye ise iki hafta üst üste kazandıktan sonra kaybetmenin burukluğunu yaşadı. Mersin İ.Y.-Yozgatspor Evinde kazanmaya alışkın Mersin İdman Yurdu, bu defa kazanamadı. Aslında bu fırsatı yakalayan ev sahibi ekip, penaltı atışını Cemal’in ayağından dışarı atınca, belki de 3 puandan oldu. Yozgatspor ise bu ligin sürpriz ekiplerinden. Önceki haftaki Mardin galibiyetinden sonra dışardan da puan getirerek toparlandığını gösterdi. Uşakspor-Kocaelispor Alt sıralardan kurtulmaya çalışan Uşakspor, evinde bir puana razı oldu. Kocaelispor için bu maç 3 puan demekti. Hesaplar galibiyet üzerindeydi ama tutmadı ve her iki takım da sahadan birer puanla, biraz da buruk ayrıldı diyebiliriz.