Gerçek Spor Sitesi

Gerçek Spor Sitesi

10 Aralık 2016 Cumartesi
Liseli-lisesiz

Alaylılar; sözüm size... Galatasaray’ın fikstür gereği en önemli maçı başlamadan önce yönetimi istifaya davet ettiniz.

13 Mart 2007, Salı Yorum Yaz
A+ A-

Cebinizden 5 kuruş harcamadan girdiğiniz maçta, yine cebinizden 5 kuruş harcamadan elinize verdikleri pankartları açtınız. 5 kuruş harcamadan ve sebebini anlamadan da olsa birer tabaka siyah kartonu havaya kaldırdınız. Çok da iyi yaptınız. Hepiniz maçtan sonra “galibiyeti biz kazandırdık” dediniz. Yönetimi istifaya davet edince, takım iyi oynadı değil mi? Bunlara gerçekten inanacak kadar saf olduğunuzu sanmıyorum. O tribünlerden elde ettiğiniz rant ile satın aldığınız arabalarınızda eve dönerken ne düşündüğünüzü çok merak ediyorum. Sayenizde Galatasaray’a ceza yolda, haberiniz olsun. Hakemin elinde bıçak, yardımcısının ise sırtında davul tokmağı. Maça giren davul sayısı belli, davula tokmağı vuracaklar belli. Onlar da mı “liseci”. Takım belki de en önemli maçını bir alaylı yüzünden seyircisiz oynayacak. Bu mudur takıma sahip çıkmak? Bütün alaylıların unutmaması gereken nokta şudur: O sahada alkışladıkları, canlarını vermeyi taahhüt ettikleri, zaman zaman yuhaladıkları, zaman zaman küfrettikleri takım; daha doğrusu kulüp, o beğenmedikleri ve neden beğenmediklerini bile bilmedikleri lisenin içinden doğdu. O stadın adını veren kurucu da liseli, tarih sayfalarına girmeye başladıkları yıllarda takımın oyuncularının tamamı da... Kurtuluş savaşının en zor günlerinde devre devre şehit olanlar da liseli. Benim ağabeylerimin icraatlarının bir kısmı budur. Ya sizinkilerin? O beğenmediğiniz başkanınız da liseli. Son dönemde seçtiği yönetim kurulunda ondan başka 5 liseli daha var, 11 de başka liselerden mezun olmuş yönetici. Geçen sezonun sonunda şampiyonluk geldiğinde de başkan liseliydi. O zaman iyiydi değil mi? Ama her şeyden önce mensubu olmaktan her saniye gurur duyduğum liseden çıkan başkan, önceki günkü maçta Musa’nın ayağının kırıldığını öğrendiği anda hastaneye koştu. Onu Trabzonsporlu yöneticiler bile yakalayamadı. Musa’yı ziyaretler başladığında Özhan Canaydın evine dönmüştü bile. Telefonda sesi titreyerek, “İçim parçalandı haline, yazık gencecik çocuğa. Galibiyete bile sevinemedim oğlum” derken insanlığın da öğretildiği geldi aklıma o lisede.