Gerçek Spor Sitesi

Gerçek Spor Sitesi

10 Aralık 2016 Cumartesi
Taraftarı böldüler!

Terim, 'Bize coşkulu tribün lazım' dedi ama biletlerin çıkar çıkmaz tükenmesi, 'Yine sponsorlar dağıtacak' kuşkusuna yol açtı.

20 Kasım 2007, Salı Yorum Yaz
A+ A-

Norveç dönüşü Fatih Terim’ın açıklamalarında bir cümle vardı. Hep birlikte uyuduk atladık. Satır aralarında kaldı. Yuh bize! Terim, “..Bosna maçında tribünlerde seyirci değil, taraftar görmek istiyorum” dedi. Üstüne basa basa. Terim’in bu söylevine katılmamak mümkün değil. Ancak bunu söylerken önce ‘aynaya’ bakması da gerekirdi. Çünkü federasyon büyük bir yanlış içinde. Stat kapasitesinin neredeyse bütün biletlerini sponsor firmalara veriyor. Firmalar da çalışanlarına, promosyon yaptığı kişilere, yakınlarına, eşe dosta dağıtıyorlar. Yani maçla uzaktan yakından ilgisi olmayan, sırf bedelsiz bilet aldığı için öylesine maça giden kişiler genelde. Hal böyle olunca tribünler, maça da, olaylara da ‘seyirci’ kalıyor. Terim bunları bilmiyor olamaz. Daha da fazlasını biliyordur. Bu düşüncesini açıklamadan önce Ulusoy ile görüşmesi gerekirdi. “Başkan, gelin bu maçta sponsorlara en fazla 500 bilet verelim. Maça seyirci değil, taraftar gelsin” derdi. Ama nerde! Zira taraftarı, seyirciye sizler çevirdiniz.
Uygulamaları yüzünden herkesin karşı olduğu Futbol Federasyonu’ndan zaten böyle beklentimiz yok. Ancak teknik ekibin isteği ile olabilirdi. Dün satışa sunulan göstermelik maç biletleri yarım saat içinde bitti!

Bu çağrıya kulak verin
Bosna maçı öncesi Terim’i bile çileden çıkaran bu durum; federasyonun yanlış tutumundan ibarettir. Yine de bu görüşten yola çıkıp, bir çağrıda bulunalım. Bosna maçı ülkemiz adına, Türk futbolu için bulunmaz bir fırsattır. Taraftarların birbirlerini düşman gibi gördüğü, kavgaların, karşılıklı sataşmaların cinayetlere kadar dönüştüğü bir ortamdan, çıkış yoludur. 70 milyon tek yürek olmuş bu maçı bekliyor. Teknik ekip de, seyirci değil maça ‘Taraftar’ gelsin diyor ya..
Yarın Ali Sami Yen; kırmızı, beyaz değil; renk cümbüşü olsun. Kim hangi takımı tutuyorsa onun formasını giyip maça gelsin. Beşiktaş, Urfa, Fenerbahçe, Göztepe, Galatasaray, Batman, Trabzon Çanakkale... Hatta, 1, 2, 3.’ncü ligler. Bu da yetmez; amatör takımların formaları giyilsin. Takım tutmayanlar da, Milli formalara bürünsün. Bunu yaparken, Çarşı, Genç Fenerbahçeliler, Ultra Aslanlar, Sürmeneli Prinalar.. gibi gruplar halinde değil. Bireysel olarak hareket edilsin.
Böyle bir ortam Milli maç ile birlikte ‘renklerin kardeşliğine’ dönüşür. Husumetler, belden aşağı vurmalar, yerini birlik beraberliğe bırakır.
Kaybeden Bosna(!) kazanan TÜRKİYE olur.