Gerçek Spor Sitesi

Gerçek Spor Sitesi

05 Aralık 2016 Pazartesi
Havada zafer kokusu var

Norveç hazırlıkları tamam. Sistem, moral, motivasyon; yani her şey yerinde... En büyük güç ise Türk halkının inancı...

17 Kasım 2007, Cumartesi Yorum Yaz
A+ A-

Norveç hazırlıkları tamam. Sistem, moral, motivasyon; yani her şey yerinde... En büyük güç ise Türk halkının inancı...

2008 Elemeleri için Ay-Yıldızlı ekibimiz ilk kez bu kadar uzun süreli  kamp yaptı. Daha öncekilerin aksine tepeden tırnağa herkesi çok farklı gördük. Tepe dedik de, en tepedeki kişiden başlayalım: Haluk Ulusoy...
İlklerin kampı ya.. Başkan hiç de alışık olmadığımız bir şeye imza attı! Takımım ile aynı otelde kaldı. O’ndan başka yönetim kurulu üyeleri idmana gelmediler. Başkan da takımın otobüsü ile gidip, geldi. Otelde sorun çıkmasın diye de yönetici arkadaşı Tahir Kıran’ı nöbetçi gibi SAS’a dikti! Ulusoy’u çok rahat, kendiden emin ve her zamanki gibi güler yüzlü bulduk.

Tallinn doğru tercih
Terim’in kamp için Estonya’nın başkenti Tallinn’i seçmesi iyi tercih. Önce iklim olarak benzer özellikteler. Nemsiz ve kuru soğuk. Özellilkle geceleri buz tutan yollara, sahalar. Bu da düşünülmüş ve alttan ısıtmalı Le Coq Arena Stadı özel olarak kiralanmıştı. Futbola pek yakın olmayan Estonya halkı olaylardan bir haber olsa da, burada yaşayan birkaç  gurbetçi vatandaş, Büyük Elçi Şule Soysal ve bütün görevliler Mili Takım’ın etrafında pervane oldular.

Hava soğuk, kamp sıcak
Fatih hoca özellikle Moldova ve Yunanistan maçları arifesinde çok gergindi. Burada tam tersi bir görüntü çizdi. Futbolun dışına çıkmadı!. Herkesi şaşırttı. ‘Oyuncular ligden kalma streslerini burada attılar’ desek abartmış olmayız. Her ne kadar Terim işin başını çekse de, Yusuf, Tuncay, Rüştü, Emre Aşık gibi oyuncuların da bunda çok büyük payı var.  Bütün bu olumlu işlerin karşısında madalyonun bir de ters yüzü vardı elbet. Kaleci Volkan, Deniz ve Aurelio’nun sakatlığı, Serhat Akın’ın grip olması ve en önemlisi de; Yıldıray Baştürk’ün durumu. Teknik heyet oynatmak istiyor, Yıldıray ‘oynayacağım’ diye tutturuyor. Ancak topa dahi vuramadan sadece yürüyüş yapan tecrübeli oyuncu herkesin yüreğini dağlıyor adeta!

Forvet hattı karışık
Tallin’deki idmanların büyük bölümü basına kapalı yapıldı. Buna rağmen, gerek sahada, gereke ise kamp yapılan SAS Oteli’nde sık sık kaşılıklı konuşma, imkanı ve rahatlığı bulduk. İdmanlar kapalı olsa da, bilgiler açıktı.Terim; kalede Rüştü’yü, savumada ise Hamit, Emre Aşık ile Servet’in yanına Hayrettin ve Hakan’ı deniyordu. Orta alanın sağında, Tuncay, Gökdeniz değişmeli görev yaptı. Aurelio her zamanki yerinde. Bununla birlikte Yusuf ve Emre Belözoğlu üstünde çok duruldu. En solda Arda zaman zaman Tuncay ile yer değiştirdi. Forvet hattı ise karışık. Serhat, Nihat, Mehmet ve Semih her türlü plan dahilinde denendi. Şunu iddia ediyoruz. Eğer Tallinn’deki çalışma temposu, ortam ve sistemin getireceği olumlu işler sahaya yansırsa Norveç’ten 2008 biletini alarak döneriz. Boşuna dememişler, ‘İnanmak başarının yarısıdır’ diye. Eğer oyunculardaki bu inanç sahaya yansırsa, son üç maçın aksine değişik bir Milli Takım izleyeceğiz.

Kaleyi gören vuracak
Maçın taktiği üç aşağı beş yukarı ortada. Ekibimiz mümkün olduğunca topu yerde tutacak. Çünkü rakibin fizik üstünlüğü belli. Ama belli bir disiplin içinde oynuyorlar. Bunu bozmanın yolu da ortada. Zaman zaman oyuncular ağzından kaçırdılar. Gerçi ‘sır’ da değil. Aralara hızlı adamlarla kaçıp boş alan yaratılacak. Sert zeminde kale görüldüğü her yerden şut atılacak. Rakipten daha çok koşup, adam değil saha markajı yapılacak. Ne olursa olsun hakem ve rakiple futbol dışı diyalog olmayacak.
Artık maç için geri sayım başladı. Milli Takım hazır. Ama takımda öyle nefesler tutulmuş  falan değil. Son derece rahat bir şekilde galibiyet bekliyorlar. Çok iyi biliyorlar ki, arkalarında 70 milyon yürek tek yumruk halinde atacak. Ve Oslo’dan alınacak üç puan, Bosna maçı öncesi Avusturya-İsviçre kapılarını ardına kadar açacak.
Hayırlısı!.. Bekleyip göreceğiz.