Gerçek Spor Sitesi

Gerçek Spor Sitesi

24 Ocak 2017 Salı
Gelen gideni aratır...

Son yıllarda Beşiktaş’ın yaptığı transferlere baktığımızda karşımıza ilginç bir tablo çıkıyor. Pascal Nouma hariç gelen tüm yerli ve yabancı isimler genelde başarısız oldular.

27 Ocak 2006, Cuma Yorum Yaz
A+ A-

Bir kaç örnek verelim: John Carew, Ailton... Carew dikiş tutturamadı. Fenerbahçe derbisi hariç bir maçı yok. Ailton daha önemli bir isimdi. Almanya’daki ‘Gol Kralı’ apoleti ile gelip silindi! Yerlilerde durum daha da vahim. Toraman hariç transfer ile gelen tüm oyuncular, bırakın eski takımlarındaki performansı, sıradanlaştılar. ‘Tomas Jun, Ailton’un yerini doldurur mu?’ sorusundan önce Brezilyalı’nın hakkını verelim. Ailton, Beşiktaş için büyük şanstı. Ancak önce Rıza Çalımbay, sonra takım arkadaşları, ardından da Tigana’nın yanlışları yüzünden elden gitti. Çalımbay; kendisinden habersiz alınan Ailton’u hep arkadan vurdu. ‘Hazır değil’ bahanesiyle takımdan soğuttu. Ardından, oynamaya başlayınca bilinçli olarak kendisine pas atılmadı. Burada da bayrağı İbrahim Akın taşıdı. Oysa Akın bu hareketi ile hem kendine hem de Beşiktaş’a büyük zarar verdi. Sonra Tigana, Ailton’u dışladı. Bir türlü güvenmedi, oyalayıp durdu. Sonra da ‘satın’ diye yönetime baskı yaptı. Şundan eminim: Ailton, istediği pasları alsaydı, Beşiktaş bugün farklı yerlerde olurdu. Türkiye’de Ailton gibi bir son vuruş ustası daha var mı? Jun’a gelince.. Trabzonspor’da henüz gol atamadı. ‘Golsüz Kral’ yani. Ancak yazının başında dediğimiz gibi, geldiği takımlarda harikalar yaratanların ne hallere düştükleri gözler önünde. Bu açıdan baktığımızda Jun bir şans olarak duruyor. Kimbilir; bakarsınız kanı uyuşur, bir kaç gol atıp kendine gelir. Henüz 23 yaşında bir oyuncu, Beşiktaş’ın geleceği için de büyük umut olabilir. Ancak elindeki hazır silahı kullanamayan Fransız hocanın, patlayıp patlamayacağı bile bilinmeyen ‘Çek bombası’nın pimini çekip çekemeyeceği konusunda ciddi endişelerimiz de yok değil. Son günlerde yönetim içinde istifalar yeniden gündeme geldi. İstifa herkesin en doğal hakkıdır. Ancak Kıvanç Oktay olayında durum çok farklı boyutlara çekili. Sanki, tüm başarısızlığın tek sorumlusu Oktay gibi gösterilmeye kalkışıldı. Bir kez daha tekrarlıyoruz. Şube sorumlusu her kim olursa olsun; Başkan ve ikinci başkanın bilgi ve onayı olmadan bırakın transferi su bile içemez, içmez! Öncelikli olarak bu haksızlığın ortadan kaldırılması lazım. Bunun için önce Başkan Demirören sonra da İkinci Başkan Aksu ipleri eline almak zorunda. Sonrası zaten kendiliğinden gelir.