Gerçek Spor Sitesi

Gerçek Spor Sitesi

10 Aralık 2016 Cumartesi
Ben olsaydım ne yapardım!

Sabah, radyoda çalan Gökhan Özen’in şarkısı takıldı aklıma. Hani, ‘Ayazda mı yatardın, sırtında mı taşırdın, hamallık mı yapardın...’ diye dillerde dolaşan sözleri.

21 Nisan 2006, Cuma Yorum Yaz
A+ A-

Belki fazla alakası yok ama, şöyle düşündüm; başkan Yıldırım Demirören’in yerinde olsaydım ne yapardım? Öncelikli olarak Akaretler’deki BJK Plaza’yı satardım! Kentin en merkezi ve değerli yerinde olan Plaza’dan kulübün yıllık kira geliri 2 milyon dolar. Hemen anlaşıp burayı 5 yıldızlı otele çeviririm. Bak bakalım kira geliri ne oluyor. Transferde en fazla 4 yabancı, 4 yerli alırım. Ama sırf oyuncu almak için değil. Takıma güç katacak cinsten. Yoksa laf olsun, menacerlerin cebi dolsun diye değil. Eee, malum; 8 ay sonra kongre var. Yönetimi şimdiden oluştururdum. Ve mutlaka ekibime iki-üç tane bayan alırdım. Fulya’dan gelecek olan yıllık 12 milyon dolarlık geliri yatırıma çevirirdim. Amatörlerde kimsenin lafına bakmazdm. Barcelona bile basketbol takımına bir İsviçre firmasını sponsor yaptırdı. Tüm branşları bu anlayış ile sponsorlara dönüştürürdüm. Bazılarında yeterli teklif alamazsam, kadroyu ona göre kurardım. Atıl durumda olan Akatlar’ı oluk gibi para akan işletmeye çevirirdim. Konser, tiyatro, balo, toplantı kongre gibi hizmetlere sunardım. Nezih restoranlar açar, halı saha, tenis kortu ve oto park gelirini direkt olarak kulübe bağlardım. Altyapıyı derhal kapatırdım. Her ilçeye en az bir futbol okulu açar, buradaki hoca, malzeme ve diğer giderleri okullara yükler, üstüne üstlük bir de gelir elde ederdim. Böylece yılda boşu boşuna 9 milyon doları sokağa atmazdım. Aklmdaki 100 bin üye kampanyasını başlatırdım. Ama, “12 trilyon verin biz kulüp adına yapalım..” diyenlere kulak asmaz, kendi bünyemde sıfır masrafla tamamlardım. Yaklaşık 40 milyon dolarlık banka borçlarını ödeme adına, Fulya’nın senetlerinin en azından büyük kısmını kırdırmaz, ikinci halka arzı gerçekleştirip borcun en az yarısını burdan kapardım. Futbolculara ödeme şeklini değiştirirdim. Garanti parayı ortadan kaldırıp, maç başına ve başarıyı kriter koyar, “Kazansınlar alsınlar” mantığı ile ödeme yapardım. Ümraniye’deki tesislerin çevresi lüks villalarla doldu. Tesislerin arkasındaki 90 bin dönümlük alanı TOKİ ile birlikte yatırıma dönüştürürdüm. Şehrin dışında geniş bir arazi tahsisi yaptırıp üniversite temelini atardım. Büyük talep yüzünden sınavla öğrenci alan koleje yenilerini ekler, dev eğitim kurumları kurardım. Başta Beşiktaş TV olmak üzere, diğer yayın organlarının yaşayıp etkin hale gelmesi için, maddi durumu iyi üyelerden bir fon oluştururdum. Kulübün amblemini taşıyan ürün çeşidini çoğaltıp, yöneticileri de bu işlere sokmazdım. Büyük şirketlerde olduğu gibi yıllık bütçe koyar, onun yakalanması için denetim yapardım. Tüzük Tadil Kongresi ile birlikte başkanlık ve delegeli seçim sistemine geçerdim. Daha neler neler yapardım!.. Ama en önemlisi, Galatasaray’ın 100. yılında ‘es’ geçtiği şampiyonluğu Fenerbahçe’nin de yaşayamaması için; ayazda da yatardım, hamallık da yapardım, sırtımda da taşırdım!..