Gerçek Spor Sitesi

Gerçek Spor Sitesi

04 Aralık 2016 Pazar
Sıcağı sıcağına!

Hiç vakit kaybetmiyor ve sıcağı sıcağına manüplasyona başlıyorlar. Fenerbahçe galibiyeti sevinci daha yaşanamadan, Galatasaraylılar hayretler içinde kaldı...

29 Nisan 2008, Salı Yorum Yaz
A+ A-

Hiç vakit kaybetmiyor ve sıcağı sıcağına manüplasyona başlıyorlar. Fenerbahçe galibiyeti sevinci daha yaşanamadan, Galatasaraylılar hayretler içinde kaldı... Çünkü malum programcılar işbaşı yapmış ve Sivasspor maçı hazırlıklarına başlamıştı. Öncelik maç içinde kart görmesi gereken, tehlikeli (!) futbolculara verildi. Diğer detaylarla da müsabakayı yönetecek hakem kadrosuna, mesaj iletildi. Bravo! İyi çalışıyorlar.
Galatasaraylılar hafta boyunca, çok farklı yönlendirmelere (!) şahit olacak. ‘Galatasaray şampiyon oldu’ iltifatları kandırmacadır ve Fenerbahçe camiası bu işin peşini sonuna kadar bırakmayacaktır. Uyarıyorum! Sarı-Kırmızılılar son ana kadar ciddiyeti ve tedbiri bırakmamak zorunda. Polat, Sezgin ve futbolcular bu konuda teyakkuz halinde olmalı. Güler ve ekibi zaten işini mükemmel yapıyor ve başarıyor. Değişiklik eleştirilerine kanmayın, hepsi doğru önlemlerdi.
Hakan Şükür oyuna alındı diye kahrolanlar var. Vallahi yazık, billahi yazık. Düşmanlığın bu derecesine pes doğrusu. Pazar günü, Halil İbrahim ‘Oğuz abi kabahat bende, o demece ben zorladım ama sonra yanlışımı açıkladım’ dedi. Dedi de, iş çoktaaan bitti. Bir tane gazete ‘Bu işte yönlendirme var’ dedi mi? Çocuğun bunca yıpranmasına karşın, Zaman Gazetesi, meseleyi Halil İbrahim’in köşesinde bırakmamalı ve manşetine taşımalıydı. Yaptılar mı?
Şükür sağlam adammış ki, bugünlere tek parça halinde geldi. Kim tuttuysa parça kopardı yıllardır. Yöneticisi, cemaati, iş yaptıkları, bir kısım röportaj yapmadıkları, yaptıkları, hatta arkadaşları(!). Yazık, günah be. Hakan mı? Arnavut inadını dört dörtlük örnekliyor ve dostlarından (!) asla taviz vermiyor. Şükür’ün başına gelen Papa’nın ‘Burada genelev var mı?’ dediğinde, Amerika’da başına gelenden farksızdır. Adama ‘Genelevi de ziyaret edecek misin?’ diye sormuşlar ve işlerine gelen bölümü kullanmışlar ya! Bu mesele de öyle oldu. Yıpranan, yıpratılan kim? Hakan.
Halil İbrahim bu sorusunun sonuçlarını bilemeyecek kadar deneyimsiz değil. Yapmayacaktı. Hakan mı? Kanmayacaktı... Kazık yemeye doyamayan gördüm de, bunun gibisini görmedim.