Gerçek Spor Sitesi

Gerçek Spor Sitesi

05 Aralık 2016 Pazartesi
Selamün hellooo!

Ne diyeceğini şaşırıyor insan. Adnan Polat, “Antalya’yı yenemiyorsak tartışmanın anlamı yok. Bence Fenerbahçe şampiyonluğa ulaştı” demiş.

08 Mayıs 2007, Salı Yorum Yaz
A+ A-

Ne diyeceğini şaşırıyor insan. Adnan Polat, “Antalya’yı yenemiyorsak tartışmanın anlamı yok. Bence Fenerbahçe şampiyonluğa ulaştı” demiş. Selamün hellooo Polat, soruyorum; Galatasaray iki sezondur geçmesi gereken hangi maçı geçti Allah aşkına? Hatırlayabildiğin tek 90 dakika var mı? Geçtiğimiz mayıs Rabbimizin inayeti, rakibin anlaşılmaz stresi sonucu kupa kaldıran kafa, ayılabilmek için ille de Vural darbesi mi yemeliydi? Bu anlayışa yakışan cevap, ‘Selamün hellooo’ olabilir ancak! Galatasaray kötü ötesi yönetiliyor. Tam 10 yıldır bu gerçeği yansıtıyor ama çözüm arayışı göremiyorum. 100 yıllık kulübün ahbap çavuş ilişkileriyle yönlendirilmesi, maddi manevi çöküşü hızlandırmış ama kafatasçı zihniyet ayılmamıştır. Milyonlarca doların çöpe atılmasına sessiz kalan camia sorunları görmezden gelmiş, bu hale gelinmiştir. Sen-ben kavgası nelere mal oldu? Jardel transferinden, Lukunku, Marek, İliç ve diğerlerine uzanan, neyin ne olduğu bilinen ama deşilmeyen (!) yamuklar, kara delikler elbette bir yere toslatacaktı. Toslattı! Sakarya gecesi Antalya çarpıklığının aynasıydı, uyanmadılar. Tatangalar’ın ikinci yarı 4 gol atması işten bile değilken, 3 gollü skora kanan tabelacı zihniyet şamarı ASY’de yedi. Binlerce müşteri (!) önünde. Uyarıyorum, taraftar tepkisini umursamadan varabileceğiniz yer, yeni hüsranlardan ötesi olamaz. Galatasaray’ı kendi dar çerçevenize sığdıramaz, çağdaşlıktan kaçıramazsınız. ‘Kol kırılır, yen içinde kalır’ felsefesi ayıpları ört-bas etmek için değil, doğru çözümlerin iç hesaplaşmayla üretilmesi için işletilirdi eskiden. Ya şimdi? Canaydın’ın taraftarı müşteri standartlarına sokması, nelere mal oldu? Son örnek kulüpteki tahribat ve Üstünel’in aracına yapılanlardır. Taraftar üzülür, kahrolur acısını içine gömer. Sevdanın hüzünlerdeki göstergesi vurup kırmak değil, daha fazla sevmek ve sarılmaktır. Kırgınları onarmaktır. Peki ne oldu? Müşteri memnuniyetsizliği, dükkana yapılan saldırı ve hasar sonucu çirkin bir örnek olarak yaşandı. Çok acı bir gelişmedir eğitim, kültür ve bilim ocağına reva görülenler. Müşteri ve Canaydın’ın zarar veren, değerleri çürüten zihniyetine ‘Gerçek taraftar, gerçek Galatasaraylı benim’ diyenler el koymalı. Üstelik hiç vakit kaybetmeden. Yaşananlar 50 yıldır bildiğim, iyi tanıdığımı zannettiğim şaheseri anlatmıyor. Çok kötü, utanılası bir tabloyu resmediyor. Bu acıya katlanmaya hiçbir Galatasaraylı’yı mahkum edemezsiniz. Gerets’in futbolcu seçimi yanlışları, taktik defoları, ‘pes’ dedirten inadı ve o nedenle kaçırılan şanslar için tekrara gerek görmüyorum. Balığın baştan koktuğu yerde zurnanın son deliği olabilecek kimliğe söylenecek çok şey var da, iki senedir yazdım söyledim zaten. FANATİK arşivlerine bakın, şu hale nasıl gelindi, anlayın. Şu saatten sonra Galatasaray garabetlerine, geç kalan teşhislere ancak ‘Selamün hellooo’ denilebilir... Bir de ‘Geçti Bor’un pazarı, sür eşeği Niğde’ye!’