Gerçek Spor Sitesi

Gerçek Spor Sitesi

26 Temmuz 2017 Çarşamba
Şakşuka!

Şakşuka Tarık, beğeniyle izlenen bir sanatçı. Çok da güzel kıvırıyor. Ama mesleğinin gereğini yapıyor. Ya ciddi görünüp, dürüstlüğü kimselere bırakmayanların kıvırması! Ona ne diyelim? Şaka şuka!

08 Haziran 2005, Çarşamba Yorum Yaz
A+ A-

TFF bitmiştir. Bu kadar kısa zamanda böyle rezil olabilmek her babayiğidin harcı değildi. Becerdiler. Bunlar futbolu bilmediği gibi, tek kişinin arkasına saklanmalarının yetmeyeceğini de bilmiyor. Ersun Yanal’ı ambele edip şaşkına çevirmekten başka ne yaptınız? Her değişiklik için zamanınız vardı. Peki ne oldu? Çaycı, şoför, sekreter, antrenör kim varsa attınız. Evine ekmek götürebilme peşindeki insanların, rızkına el uzatıp, yerlerine ballı paralarla eşinizi dostunuzu koydunuz. Tuna Güneysu, Burhan Satır, Hakan Eseroğlu, Necati Özçağlayan, İlhan Peksan gibi adam kere adamların ve diğerlerinin vebalini Allah size sormaz mı? Ya Bahri Savaş’ın hesabı! Ersun Yanal’a milli takımlar sorumluluğunu babası vermedi ki! Siz verdiniz. ‘Hocamıza güveniyoruz’ diyor, o esnada görüşmedik teknik direktör bırakmıyorsunuz. Bu eseri hazırlayan siyasetçi ve biraderi de sanırım mutludur, becerileri nedeniyle. Ak işler adına apartman yöneticiliklerini bile ele geçirmenin peşindeki Ak çoraplılar, her eylemlerine Yüce Rab’bin adını karıştırmanın günahını nasıl çekecek? Göreceğiz. Hakan Şükür’le konuştum. ‘Ay Yıldız benim yaşam sebebim. Her şartta, Türk insanına yakışan ve olması gereken sorumluluğu aldım. Zaten bu gerçeği, taraflı tarafsız herkes benimle paylaşıyor. Ayakta kalabilme nedenimdir insanlarımızın güven ve sevgisi. Görev alamadığım için elbette üzgün ama seçim hakkına ve tercihlere de saygılıyım. Oralara haketmeden hiçbir futbolcu ulaşamaz. Tüm kalbimle söylüyorum... Arkadaşlarım Almanya yoluna çıktığında, sevinç gözyaşlarım en az onlar kadar olacak. Çocukluğumdan beri milli formanın ve futbolun hizmetindeyim. Bundan sonra da öyle olacak. Onlara güveniyor, beni yıpratma adına sözde iyilik(!) yapanların etkisinde kalmamalarını istiyorum. Başarı dualarım onlar için. Yılmaz Özdil yazmıştı ‘Spor yazarları içinde kamyon şoförü bile var’ diye. Evet 1932’den itibaren yaptığımız, dede mirası iş onurumdur. Biz kamyoncular hayata farklı bakarız. Ömrü masa başında geçen, bu çilekeş mesleğini bilmez, anlayamaz. Onur Belge, Serdar Güzelaydın’ı öyle bir yazmış ki! Tanımasam, futbol ne büyük servet sahibi olmuş, haberimiz olmamış diyeceğim. Şimdi yine kamyonculuktan yola çıkıp anlatayım... Eskiden Magirus, Bussing gibi kamyonlar vardı. Bir de Austinler! Rahmetli Kenan amcamın Bussing’i kalkana kadar, Hamdi dayımın Austin’i gözden kaybolur giderdi. Sonra ilk rampada da şişerdi. Bussing mi? Adana’ya kadar sadece mazot için stop ederdi. Austin zaten kısa mesafe. Onur Bussing gibidir. Zor kalkar ama hep gider. Şu andaki konumu da bu dayanıklılığın belgesidir zaten. Onur’a şunu söylemek isterim... O arkadaş Austin’den farksızdır! Bilmem anlaşıldı mı? Özhan Canaydın, Bülent Tulun meselesinde de, Fatih Gökşen işinde de bir yanlışa daha gidiyor. Bunca senede sadece Galatasaray’a hizmet için uğraşanlarla, ikbal peşinde koşanları ayırabilecek deneyimi kazanmış olmalıydı Galatasaray Başkanı. Kulüp ne okul, ne de imarethane değil.