Gerçek Spor Sitesi

Gerçek Spor Sitesi

05 Aralık 2016 Pazartesi
Sakarya’da neler oluyor?

Selahatin Aydın’ın istifası sonrası, Sakarya’da neler oluyor anlamak mümkün mü? Daha doğrusu kabullenmek mümkün mü? Evet

04 Ocak 2007, Perşembe Yorum Yaz
A+ A-

Aziz Duran, zor durumdaki kulübü belediye adına satın almıştır. Yine İkinci Lig zirveleri veya Süper Lig diplerinde tutmayı da başarmıştır. Ama Sakaryaspor’u Sakaryalılar’dan koparmayı da başarmıştır. Üstelik Tatangalar, düzeyinde eşi bulunmaz bir taraftar kitlesine sahip olunmasına rağmen. Eğer kulübü AKP standartlarıyla yürütüyorsanız, özelikle Kayserispor, Ankaraspor gibi diğer belediye kulüpleri standartlarını da yakalamak zorundasınız. Onların gülük gülistanlık olduğu yerde Sakaryaspor’un hali ne? Stadyumundan, tesislerine, sporcu yapısına acınası haldeki şehrin futbol ekibi de aynı paralelde gitmekte. Sakarya’yı, Trabzonlular yönetiyor. Çok güzel! Böylesine özveriye selam durmak lazım elbette. Fakat Trabzonlu’nun dahi “Yandım Alah” dediği yerde, onların futbol ipine sımsıkı sarılıp, yukarı değil, dibe gitmesinin anlamı ne? Kelin merhemi olsa kendi başına sürecek... Yok ki! Üstelik merkezin (!) gözden çıkardığı veya gelecek için ümit bağladığı teknik adam ve futbolculardan medet umuyor, battığını fark etmiyorsun. Selahattin Aydın döneminde bütçesi bütçe, sözü söz olan kurum, şu an 15 trilyon civarı parayı adeta savurmuş, takım da düşme potasında durmayı başarmıştır! Böylesine mirasyedi kültürü ürünlerin ve sportif başarısızlıkların hesabını kim verecek? İki defa gelip giden Ömer mi? Rıdvan mı? Yoksa son başkan mı? Veya Duran beyin takımı mı? Ya da bizzat Aziz Duran mı? “Bu kulüp belediyenin, ne istersem yaparım” diyebilir Duran. Ama orada duracak ve kulübü satın aldığı paranın da Sakaryalı’nın parası olduğunu hatırlayacak. Tüyü bitmemiş yetim hakkı var lüzumsuz harcanan her kuruşta. Maliyet kısmen müteahhitlere yüklense de, onlar bu bedeli şehirden çıkarmaz mı? Depremzede Sakaryalı sormasa Alah sorar. Açık söyleyeyim, Sakaryaspor’a yanlış yapanın iflah etiğini görmedim. Söylemiyle, eylemi bir olmayan, ne dediği ve düşündüğü net olmayan bir yapıyı bu şehire reva görmek insafsızlıktır. Kapalı kutu standartlarında kulüp yönetimi, borç batağındaki kasa ve üç bilenin(!) yazdığı yasa! Ya sonra? Her zaman olduğu gibi dışarıdan gelen alır atını gider ve Sakaryalı baş başa kalır. Ne makus talihtir ki, yine her türlü üstün olduğu şehirlerin de altında kalır. Sakaryalı malına sahip çık, sonra ağlama. Türkiye’nin gelmiş geçmiş en üst düzey sporcularının da bu şehirden yetiştiğini hatırla. Kulübünü siyaset çorbasına katık etme girişimine de göz yumma. Uzun sözün kısası “Titre ve kendine dön” Sakaryalı!