ŞİFREMİ UNUTTUM

EMAİL ADRESİ

Yeni şifre için eposta hesabınızda junk/çöp dizinini de kontrol ediniz.

AKTİVASYON KODU TALEBİ

EMAİL ADRESİ

Aktivasyon kodu için eposta hesabınızda junk/çöp dizinini de kontrol ediniz.

ÜYE GİRİŞ DURUM




Daha iyi bir görüntü için telefon çevirin!

YAZARLAR

Kara şanzıman!

10.11.2004

Nur içinde yatsın, rahmetli Akif amcamın 1972 model 140’lık BMC kamyonu vardı. Kendisinden izin aldıkça, arasıra ben de Uniroyal fabrikasından yükler, İstanbul’a otomotiv lastiği çekerdim Tatko, Kafra, TOE gibi şirketlere...

BMC’ler dayanıklı, her yola gelen, çilekeş kamyonlardı. Aşırı sürat yapamaz, çok da rahat olmaz ama kolay kolay yolda da kalmazdı. Direksiyonu müthiş ağır, ‘kara şanzıman’ dediğimiz vites kutusu da bir başka alemdi. Devir tutturamazsın, vites geçerken öyle bir cayırtı kopar ki, kıyameti aratmaz. Hele hele durmadan, birinci vitese asla geçmez. O gürültünün içinde ‘bıııızzzzt... bıııızzzzt’ diye salgıladığı kompresör sesi, sanki müzik namesi. Beşiktaş-Fenerbahçe maçında olan biteni görünce, o günler geldi aklıma. Acemi şoförlük dönemi ya ‘bııızzzt... bııızzzt’ diye aşağıdan ses gelir. Arar dururum. Nereden lan bu zırıltı diye? İnsanlık hali, belki Nobre’de ses yaptı, Emre de aradı! Hooijdonk mu? Ehhh... Çocuk ağır, devirli değil. Sürate ayak uyduramıyor, bilmiyorlar mı? Demek ki o da hız kazanıp, göze girmek için vitesi yükseltmeye uğraştı! Bütün kabahat kara şanzımanda. Eğer otomatik veya senkromeçli olsaydı, belki o problem olmayacaktı! Kara şanzıman vitese zor geçer, hem de gürültü yapar! Kötü niyet yok, teknik eksik var. Ben gençken, çok hata yaptım. Şimdi de gençlere hoşgörüyle bakılsın isterim. 30-35 yaş, bırakın genci, çocuk denilecek yaşlar. İnanmadınız mı? Doğan Koloğlu, Turgay Şeren, Coşkun Özarı, Doğan Sarıbeyoğlu veya Necati Karakaya ağabeylerime sorun. Sabah’ın Levent’i ömür çocuk. “Derin Galatasaray” diyor. Be birader elini vicdanına koy. Bizler, bir kısım Galatasaraylı spor yazarı olarak en görkemli dönemlerimizi, sevinçlerimizi aramızdaki Fenerbahçeli kardeşlerimizin ızdıraptan göz göre göre inlediğini, üstelik de renk vermemek için şekilden şekile girdiğini senin “derin” dediğin çocuklar zamanında yaşamadık mı? “Derin”ler olmasaydı, 100. yıl kutlamaları esnasında hangi Avrupa Şampiyonluğu kutlanacaktı? Belki de Souness’in Şükrü Saracoğlu’na diktiği bayrakla avunacak, başka 100 yıllara bakacaktık. Senin son iki sene özellikle desteklediğin, arkasında durduğun, sığ Galatasaray döneminde ne oldu? Su üstünde susak kabağı gibi kalmaktan öte! Şu anda hem annemizin liginde hem de gazetenin içinde kaldık. Fenerbahçe ve Beşiktaşlılar’ı çok kıskanıyorum çok. Hele hele yurtdışına giderken, “Arivederciiiiii...” demiyorlar mı, hasta oluyorum hasta... Ahh derin Galatasaray ahh... Keşke hep başarılı olsan da sevenlerin de zirvede kalsa...

0 YORUM