Gerçek Spor Sitesi

Gerçek Spor Sitesi

29 Mart 2017 Çarşamba
Kabak meselesi!

İnsan Adapazarlı olunca, kabaktan anlamak zorunda! O nedenle bugün kabak meselesine değinmek istedim. Bal kabağı...

28 Eylül 2005, Çarşamba Yorum Yaz
A+ A-

Tatlısı, fırında kızartması ve böreği harika olur. Tadına doyamazsınız. Üstelik çekirdeği gençlere eğlencelik, 40 yaş üzerindekilere de doğal prostat ilacı olur. Her akşam yemekten sonra bir avuç kabak çekirdeği, bağırsakları mülayimleştirdiği gibi, erkeklerin zamansız elektrik kesilmesinden farksız küçük su sıkıntısına devadır. Bal kabağı olur da, susak kabağı olmaz mı? Olur. Ama hiçbir işe yaramaz. İçi boştur. Yani? Ne koyarsanız, o vardır! Temiz su, pis su, bulaşık suyu vs. vs... Doldurur, nereye isterseniz boşaltır, sonra yine ne isterseniz doldurursunuz! Bal kabağı tamam da, susak kabağı nereden geldi aklıma? Neyse... Başbakan’ın ‘Hınk deyici başı’ nasıl adam olunur? ‘Hakan sakat değil’ demiş ve ilave etmiş: “Hakan, haftalardır süren golsüzlüğünden ve Ümit’in parlamasından rahatsızlanarak sakatlandı.” Bunların Şükür düşmanlığı zaten bilinir de, Galatasaray Sağlık Kurulu palavra atıyor ve Hakan Şükür’ün yalanına da ortak oluyor demek ki! Bu kurulu korumaktan sorumlu, Prof. Ahmet Özdoğan uyuyor musun? Bak yine sataşma var. Dolaylı molaylı ama var! Bir kulübün yönetimini bitirme hesapları ve kongre planları olabilir. Olabilir de bu denli musibetçe ve kirli olabilir mi? Sonra herkes ‘Susak kabağı’ mı? Ne koyarsan onu alasın! Hımmm... Demek ki doğru, ‘İnsanlar başkalarını da, kendisi gibi bilir’ sözü. ‘Hınk deyici başı’ kratını, her türlü hakareti ettiği yere yerleşmekle, zaten belli etti. Şu hesabını da yadırgamamak lazım. Nedir hesap? Kafaları iyice karıştırıp, ikilemde bırakmak. Yani? Oynasa bir türlü, oynamasa başka türlü. O zaman ne olur? Forvetin en önemli silahı iyice tutukluk yaparsa, Galatasaray’ın UEFA Kupası’ndan elenme olasılığı artar. Sonra? Takım şansını zayi edince, işte fırsat... Vur Canaydın’ın beline. Ayıptır, yazıktır, vicdansızlıktır şu dönme dolap teşebbüsü. Hele hele bu kirli hesapların içinde, Galatasaraylılığı tescillilerin bulunmasından, midem bulanıyor doğrusu. Bu neyin beklentisi, nasıl bir rant tutkusudur ki, insanları insana yakışmayan ithamlara doğru itmektedir. Anlaşılır gibi değil. Aslında anlaşılır... ‘Nasıl adam olunur’ diye diye adamlık pazarlayanın sonunda malı kalmayınca, alacağı şeklin son versiyonu herhalde olan biten! Geçenlerde yazmıştım... ‘Galatasaray’ın dış zararlılarından daha kötüsü iç zararlılarıdır’ diye. İşte! Star Televizyonu’nu Doğan Grubu aldı. Hayırlı uğurlu olsun. Bazı yorumlar var... Yok reklam pastası arttı. Yok artık iyice tekelleşti diye. Bu tür yorumlar hikaye. Boş verin. Medya ne idüğü belirsiz yabancıların, nereden çıktığı ve beslendiği belli olmayanların elinde olacağına, vergisini takır takır ödeyen, istihdam sağlayan sağlıklı kurumların elinde olmalı. Ayrıca okurlarımla tekrar paylaşmak isterim, 10 yılı aşkın süredir bulunduğum ocakta, bana şunu yaz veya yazma diyen asla olmadı. Doğru veya yanlış, düşündüğümü sizlerle paylaştım ve hiçbir zaman kaş çatan biriyle karşılaşmadım. Demokrasinin, tutarlılığın, güven duygusunun egemen olduğu ocağımıza katılan yeni arkadaşlarımıza ‘Hoş geldiniz’ diyor, sağlıklı yapıların, güçlü kurumların Türkiyemiz’in olmazsa olmaz gerekliliği olduğunu düşünüyor, hayır iddia ediyorum.