Gerçek Spor Sitesi

Gerçek Spor Sitesi

10 Aralık 2016 Cumartesi
Kabahat kimde?

Yaşanan kimi tatsızlıklar sonrası sorarız ya: 'Kabahat kimde?'

03 Ekim 2007, Çarşamba Yorum Yaz
A+ A-

Yaşanan kimi tatsızlıklar sonrası sorarız ya: ‘Kabahat kimde?’ En sıcak cevaplardan biri de şöyle olmalı: ‘Kabahat seni sevende!’ Galatasaray derbi gününe, sevgiden kaynaklanan kabahatler ve ceza uygulamalarıyla başladı. Almanlar’ın ne denli kuralcı olduğunu biliyoruz. Ama Galatasaray’da yıllardır süregelen işleyişi de iyi biliyoruz. En görkemli başarıların yaşandığı dönem, Florya’nın gerilim yüklü bir hazırlık standı olmadığı günlerdir.
Mustafa Denizli zamanı ‘Köylü Yusuf’ Florya tesislerine davet etmişti. Bilardo salonunda oturuyoruz, az sonra Denizli geldi. Selam verip, bir başka koltukta oturdu ve sonra gitti. Tedirgin olmuştum açıkçası. Fenerbahçe maçı vardı ertesi gün. Daha sonra Denizli’ye bu olayı anlattığımda şu cevabı verdi: “Sevgili Oğuz, ziyaretçi olduğunu öğrenince geldim. Ama baktım ki futbolcularım son derece mutlu. En ufak bir rahatsızlıkları yok. Bizim amacımız da onların huzurlu, stresten uzak olmalarını sağlamak değil mi? Eğer senden rahatsız olduklarını gözlemlesem, kampı terk etmen gerektiğini söylerdim. Fakat problem yoksa niçin kurcalayıp gerginlik yaratayım?”
Bir başka şık örnek de, Fatih Terim olmalı... O dönem sporcu ailelerinin buluşma ve mutluluk üretim merkezinden farksızdı Florya. Brezilyalı, Rumen, Türk aileler, çocuklar cirit atardı kampta. Mangal ziyafetleri, sohbetler, dertleri paylaşım, özveri, yani bir ekibi başarıya taşıyacak tüm olumlu unsurlar... Yıldızları bir araya toplamak mümkün ama bir takım oluşturmak çok zor. Galatasaray, Florya etkinlikleri ve hoşgörü ilkeleriyle aşmıştır bu tür engelleri. Kıymetini bilen ve doğru değerlendiren için bulunmaz bir huzur yuvasıdır Florya. Bu değerler mutlaka korunmalı, devam ettirilmeli.
Gözlemlediğim kadarıyla sıkıntının sorumlusu olarak Ahmet Akcan işaret edilecek. ‘Niçin kendisi uyarmadı da, Kalli’yi gerdi?’ diye de düşünülecek. İki sene önce Akcan’la Florya’da buluşmuş ve uzun uzun dertleşmiştik. Neden birinci adam olarak doğru anlamda değerlendirilmediği konusunda sıkıntılıydı. O gün dilimin ucuna kadar gelip de söyleyemediğimi şimdi söylemem gerek: İşte bunun için sevgili Ahmet! Cumartesi gecesini toz kaldırmadan, sorumluluk alıp, tek başına çözseydin, ‘birinci adam’ olma yolunda büyük bir adım atardın... Atamadın!