Gerçek Spor Sitesi

Gerçek Spor Sitesi

25 Temmuz 2017 Salı
Hukuk yolunda!

Yeni yıl dilerim ki, hukuk yolunda doğru uygulamalarla geçer. Guguk yolu da tarihin karanlık sayfalarına gömülür.

02 Ocak 2006, Pazartesi Yorum Yaz
A+ A-

Ahmet Necdet Sezer’in yeni yıl mesajı, uygulanması gereken, vazgeçilmez ülkümüzün bir kaç sözcükle ifadesidir. FANATİK, gençlerimizin yoğun ilgi gösterdiği bir gazete. Öyleyse Sezer’in söylemini onlarla da paylaşalım. ‘Kurucu öge olarak, tek devlet, tek ülke ve tek ulus sözkonusudur. Bu ögelerden ve tek dil, tek bayrak ülküsünden vazgeçilemez.’ Aziz Atatürk’ün ‘Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran Türkiye halkına Türk ulusu denir’ sözünü, her platformda tekrarlayan Sayın Sezer’e, yeni yılda sağlık, mutluluk diliyor ve çağdaş Türkiye ilkelerine sonsuz inanç ve bağlılığımız konusunda, tavizsiz olacağımızı bir kez daha tekrarlıyorum. 2005 yılı sonunda aldığım en güzel haber Prof. Dr. Yücel Aşkın’ın tekrar aramıza dönmesidir. Aklı başında herkesin sinesindeki acı, tahliye kararıyla dindi. Aslına bakarsanız bir başka suçtan tutukluluğunun devamı kararından korkmaktaydım. Biliyorsunuz Aşkın Van yöresinde kümes hayvanlarının üretimiyle ilgili bir projeyi uygulamaya sokmuştu. Düşünmekten kendimi alamıyordum, savcı bey acaba der miydi: ‘Kümes hayvanlarını kamuya açık alanda fuhuşa teşvikten, tutukluluğunun devamına!..’ Özdemir İnce, her söylemine saygı duyduğum, katıldığım, üstelik ders aldığım büyüğüm. Dün ‘Hakan Şükür, Galatasaray ve Fetullahçılık’ başlığıyla kaleme aldığı yazısını okudum. İnce konunun görünen ‘yüzü’ bölümünü anlatmış. Özünde doğru olduğunu kabullenmemek olası değil. Ama sevgili İnce bilmeli, işin bir de ‘tersi’ var. Hakan Şükür’e aile fertlerinden sonra en yakın insanlardan biriyim. Torino, Juventus, Inter ve Parma günleri döneminde çok şeyleri paylaştık. Özellikle Torino ve Juventus dönemi yaşananlar, o dönem Galatasaray yönetimleri adına yüz karasıdır. Kurumların saygınlığı ilkesi gereği, Hakan Şükür sessiz kaldığı gibi ben de sustum. Peki o çocuğun hiç günahı olmadığı halde yaşadığı duygusal ve real felaketin sorumlusu kimdi? En kritik dönemde yalnızlığa terkedilen bir yıldızı birileri sahiplenemez miydi? Yaşadığı derin boşluğu doldurup, bir başka alemin içine çekemez miydi? İnce’nin düşünceleri (olayları bilmesem yüzde 100 katılırım) beni bu konuda bir kitap yazmaya yönlendirdi. Paylaşacağız ve gerçekler ortaya çıkacak. Yalnız ve çaresiz bırakılan herkese birileri veya bir yerler mutlaka sahip çıkar. Diyarbakır’dan gasp için getirilen, tutunacak dalı olmayan yüzlerce çocuğu hiç düşünmeden ve doğru yorumlamadan infaz etmek mümkün mü? Şükür de bir farklı dramın, ortada bırakılmış genç çocuğudur. Haluk Ulusoy da bir başka hukuk kavramı cinayeti sonucu, seçilme hakkı elinden alınan tek örnekti. Anayasa Mahkemesi’nin ‘Gerçek hak yolu nasıl tayin edilir’ dersi vereceğini umuyorum. Hayır bekliyorum. Hukuk yolunun güvenilir bekçileri, Cumhuriyetimiz’in de yılmaz bekçileri olduklarını hep örneklediler çünkü.