ŞİFREMİ UNUTTUM

EMAİL ADRESİ

Yeni şifre için eposta hesabınızda junk/çöp dizinini de kontrol ediniz.

AKTİVASYON KODU TALEBİ

EMAİL ADRESİ

Aktivasyon kodu için eposta hesabınızda junk/çöp dizinini de kontrol ediniz.

ÜYE GİRİŞ DURUM




Daha iyi bir görüntü için telefon çevirin!

YAZARLAR

Hesap kitap!

20.06.2005

Galatasaray’ın eleştirilmesi gereken dönemde sustular. Üstelik yanlışlara da alkış tuttular. Sonra? Ribery meselesi, ardından ateş! Türkiye’ye egemen ‘Pusu’ kültürünün camiadan yansıyan çirkin yüzüdür bu!

Rakı masalarına meze yapılan durum, ciddi platformlara taşındı. Elbette güzel bir gelişme. Fakat bu işlerin içindeki ‘Hesap kitap’ ne? Eğer bir güç oluşturup, yönetimde koltuk kapma hevesiyse yazık! Hem o düşüncenin içindekilere, hem de kulübe... Yok eğer “Biz, Galatasaray’ın geleceği için proje oluşturuyor, günün sıkıntılarına da melhem olmak istiyoruz” diyorlarsa, olan bitene bakıyor, çözüm üretecek hiçbir proje göremiyorum. Galatasaray birilerinin ikbal cemiyeti olamaz. Düşünülecek tek şey, camianın sağlıklı geleceği olmalı. Günlük hesaplar değil. Güneri Civaoğlu ‘Tabula rasa’ demiş. Masanın üzerini boşaltmak anlamına gelirmiş bu felsefi söylem. Sormak isterim, kasanın içini boşaltmak fiilinin felsefe kitaplarındaki açılımı nedir? Galatasaray’ın para kazanması gereken dönemde ne oldu? Civaoğlu o dönemde niçin sustu? Aslında ilginç insandır Güneri ağabey... Fransa’daki Konfederasyon Kupası için gittiğinde de toprak, çinko, kurşun, üzüm karışımı Petrus şarabı yazısını kaleme almış, futbol bu yorumun neresinde diye ararken tansiyonum fırlamıştı! Laf lafı açıyor... Lucescu’ya yanlış yapıldı da, UEFA Kupası’nı kazanan Fatih Terim ve futbolcularına ne yapıldı? Süren ve ekibi bağbozumu şenliklerinde üzüm çiğner gibi o yapıyı yok etmedi mi? Galatasaray tarihinin en büyük borçlanmasının baş aktörü Faruk Süren, yardımcıları ise Mehmet Cansun, Ali Dürüst ve diğerleridir. Özhan Canaydın’a bu konuda sorumluluk yüklenemez mi? Elbette yüklenir. Ama ancak listenin sonlarında söz edilebilir. Adaylık çalışmalarına başladığında da “Sayın Canaydın geç kaldın, mali vaziyetin rezilliğinden senin bile haberin yok. Yanarsın!” dedim. Refik Arkan “Bu bütçe peçeli” dedi. Uyanan olmadı. ‘Herşey Galatasaray için Platformu’ kurucuları; Kırca, Altaylı ve diğerleri neredeydi? Hamamcıoğlu, Başol zaten her oluşumun içinde değil miydi? Yıllarca olan biten yanlışlıkları, FANATİK’te yazdım. Haklı çıktım. Arşivler şahittir. Aklı başında olanlar da!.. Çözüm, Özhan Canaydın’ı yok etmek değil, yardımcı olabilmek olmalı. Bu konuda İnan Kıraç, Selahattin Beyazıt, Alp Yalman, Hayri Kozak, Doğan Hasoğlu, Doğan Sarıbeyoğlu, Kemal Onar, Necdet Çobanlıoğlu, Adnan Polat gibi yaşam biçimleri sadece Galatasaray olan ve ikballerini kulüp sathında aramayan değerler, koruma çemberi oluşturmalı. Bu fiilin Canaydın’ı değil, kutsal ‘Galatasaray Başkanlık Makamı’nı korumak olacağını en iyi duayen büyükler bilir çünkü. Özhan Başkan... Göz göre göre hüküm giydirilmek isteniyorsun. Tek suçluymuşsun gibi! Düğmeye basanlar belli! Dürüstlüğünden asla şüphe edilmeyen bir insana yapılanlar, insaf ölçülerine de, insanlığa da sığmaz. Fakat hataların da gözden kaçırılamaz. Doğru seçimler yapmaz, yanlışlarındaki ısrarı, inadındaki istikrarı sürdürürsen, Galatasaray tarihinde belki de ilk kez bir başkan dürüstlüğü nedeniyle infaz edilecek! Erdem denilen olguya da yazık olacak!