Gerçek Spor Sitesi

Gerçek Spor Sitesi

21 Ocak 2017 Cumartesi
Hayret birşey!

Son yıllarda izlediğim en çekişmeli, keyifli derbilerden biri, kimilerine göre rezillik ötesi! Hayret birşey. Daha ne olacaktı, ne bekliyordunuz ki? Futbol işte bu. Topu iyi kullanmaya çalışacak, çabuk, dikkatli olacak, mücadeleyi de asla bırakmayacaksınız. Elbette teknik direktör düşüncesini de en olgun ve doğru haliyle yansıtacaksınız. Her iki taraf da bunu yapmadı mı? Yaptı. Haaa Galatasaray ağır bastı. Tabii ki öyle olacak. Sezon başından beri Sarı-Kırmızılılar’ın performansı daha üst düzeyde değil miydi? Maç öncesi söylenen ve yazılanlar da zaten bu istikametteydi. Galatasaray maçın öncelikli favorisiydi, sonuç da öyle belirdi.

07 Mart 2005, Pazartesi Yorum Yaz
A+ A-

Beşiktaş gönüldaşı yazar, çizer ve konuşanlar Siyah-Beyazlılar’ı çatladı kapıyla oynuyor zannettiler herhalde. Yenerlerse mesele yok da, yarışmanın en doğal sonuçlarından biri, yenilgi oluştuğunda hoca da takım da kaka! Olur mu? Olmaz. Kara Kartallar’ın sahadaki disiplinli, onurlu, oldukça da sert mücadelesine saygı duymalı, tüm değerlendirmeleri sadece tabela ışığında yapmamalısınız. Derbide dökülen alın terine, örneklenen emeğe haksızlık etme hakkı en Siyah-Beyaz gözlüklülerin bile olamaz, olmamalı. Rıza Çalımbay, dengeli, akıllı ve haddini bilen düşünceyi sahaya yansıtırken, Hagi de daha fazla takım olmanın ve dayanışmanın resmini çizmişti. Futbolcularıyla uzun zamandır beraber olmanın avantajını da mevcut değerlerine katmıştı. Peki Veysel’in topu direkten dönmese ve maç öyle bitse ne yazılacaktı? Sahada Galatasaray ve Beşiktaş forması giyen her futbolcu disiplinli, akılcı, içtenlikle oynamış, teknik adam düşüncesini yansıtırken, işini de iyi yapmıştır. Kara Kartallar’ın üzerine nasıl paldır küldür gidilemezse, Aslan’ın üzerine de gidilemezdi. Taktik düşünce çok önemliydi. Hagi ve Çalımbay’ın akıl oyunlarıyla 90 dakikanın nasıl geçtiğinin anlaşılamadığı şahane bir karşılaşmaydı Ali Sami Yen’deki. O, bir araba laf eden beğenmeyenlerin zamanındaki derbilerde tribünler tuvalete gider, döner ve topu bıraktığı yerde, orta sahanın oralarda can çekişirken görürdü. Debelenir dururlar, karşı kaleye gidene kadar topa da taraftara da azap çektirirlerdi. O zaman televizyon yok, hiçbir görsellik şansı yok. Ertesi gün gazetelerde neler okurduk neler. Uçanlar, koşanlar, deve deviren, boğayı kesen, öküzü yutan, topu iğne deliğinden geçiren, aklınıza gelen ne varsa hepsi köşe yazılarında. Naklen yayın çıktı mertlik bozuldu! Neyse asıl mesele şu; hepimiz futboldan ekmek yiyor ama yerin dibine sokmaktan da vazgeçemiyoruz. Siz futbol camiası kadar malını kötüleyen, rezil eden bir başka cemaat gördünüz mü? Şu maçı beğenmezseniz, hangi maçı beğeneceksiniz? Emeği kötülemek, alın terine ihanet etmek insanı yüceltmez. Aksine batırır. Sıkıntınızı anlıyoruz aslında. İki tarafın da galip ilan edilip üçer puan aldığı futbol oyunu icat edilmedi daha! Güzellikleri çirkinleştirme işgüzarlığından vazgeçin Allah aşkına!