Gerçek Spor Sitesi

Gerçek Spor Sitesi

10 Aralık 2016 Cumartesi
Hakan Şükür

Sakaryaspor’un Türkiye Kupası’nı kazandığı sezon sonrası... Takım Almanya yolunda ve bir çocuk da kafileye dahil. Frankfurt maçı kadrosunda olmanın tatlı heyecanıyla, Uzunçarşı’daki UKİ mağazasına gidiyor. Tek tip kıyafetini alacak! Ama “Senin adın listede yok, o yüzden elbise de yok” diyen buz gibi ses, genç çocuğu da buz kestiriyor ve Hakan göz yaşları içinde evine dönüyor. Dönemin yönetimi futbolcusuna haber vermektense, mağazaya haber vermeyi yeğlemiş ve takım elbiseyi kurtarmıştır!

31 Ekim 2006, Salı Yorum Yaz
A+ A-

Hakan Şükür’ün çilesi yeni değil yani, hep vardı. Büyük futbolcu olmak, gol rekorlarını kırmak, tarihe geçmek nasıl kaderiyse, bu tür yamukluklar da alın yazısı oldu hep. O gün yılmadı, sonra yılmadı, bugün de yılmıyor devam ediyor. Nasıl bir ilahi güçtür bu? Onca dümenin, riyanın, hem üstesinden gel hem de olağanüstü performansa, zaferlere taşı futbolunu. Pes! Bursa günlerini anımsıyorum, Miliç giyotininden Yılmaz Vural kurtarmış ve Yurdaşen Karahasan’ın büyük emekleriyle Galatasaray’a kazandırılmıştı. Mekteplilerin derin devleti önce Karahasan’ı yedi. Sonra yıllarını Şükür’ü yemeye hasretti. Kral gol üstüne gol attıkça, gönderilme senaryoları yazılıyor, bu işe ne yazık ki mektepsizler de alet oluyordu. Niçin? Kulüpte kalabilmek için. Aksi halde derin mektep onları da infaz eder, Karahasan’ın akibetine uğratırdı. * * * Yönetimler yıllardır akıl almaz hatalar yapmış, faturayı futbolcularına çıkarmıştır hep. Kafası koparılarak üzerinden de para kazanılmak istenen sadece Hakan değildi ki! Şaş’ı, Okan’ı, Emre’si, Arif’i, Tugay’ı, Davala’sı, Ünsal’ı, Bülent’i ve daha niceleri... Gerçek Galatasaraylı çocukları insafsızca yediler. Bu hâl, oyuncağını hiç kimseyle paylaşmak istemeyen kompleksli zengin çocuğunun, futboldaki versiyonudur. Hakan Şükür’ün her iki İtalya transferi de o günün yönetimlerinin yüz karası. Olayları yaşadım biliyorum. Bu muhteremlerin futbolculara yaptıkları yanlışların faturası 200 milyon dolara yakın borç ve kaçırılan şampiyonluklarla belgelendi. İtalya’dayız. Kral son dakikada attığı kafa golüyle Bologna karşısında maçı kurtarıyor. Salonda da derin mektepliler seviniyor. Dayanamadım, o dönemde yönetici olmayan Özhan Canaydın’a, “Kellesini almaya çalıştığınız çocuk, her defasında kellenizi kurtarıyor” dedim. Gerets’in elinde kılıç şimdi. Belçikalı akıllı. Bakıyor kutsal ittifak medyası çanak tutuyor, yönetimi yol veriyor, Almanya’daki aslan (!) “Amman dikkat bizimkilerin transferi var” diyor, devran dönüyor. Peki ya yüce Allah’ın adaleti? Gücünüz yeter mi? Cumhuriyet Bayramı kutlamasını unutup, Ramazan Bayramı’nda takılı kalan Canaydın, Hakan konusunda da takıntılı. Bakar mısınız ASY çıkışında “O bizim kaptanımız, evladımızdır” diyemedi. Muhabirlerin sorusuna cevap vermemeyi yeğledi. Devam Şükür, haşlana maşlana devam. Kaderin bu...