Gerçek Spor Sitesi

Gerçek Spor Sitesi

08 Aralık 2016 Perşembe
Galatasaray kurtulmuş!

Kızılderili reis, “Benim makosenlerimi giyince derdimi anlarsınız” demiş. Biri de söylenmiş, “Hep kendi makosenini öneriyor ama giymek isteyeni de işkence direğine geriyor!”

27 Şubat 2007, Salı Yorum Yaz
A+ A-

Özhan Canaydın reis olmak için yıllarca hazırlandı, kazandı. İletişim seminerleri, vagonla verilen sözler ve sonuç fıss. Neden fısss? Çünkü reis çadırına kapanmış ve üç okul arkadaşı, beş hısımla kulübü yönetmeye çalışmıştır. Koskoca Galatasaray yürür mü böyle? Yürümez! Kapalı kapılar ardında kulüp Irak’tan iyi, Afganistan’dan hallice gelir. Hepsi o. Vaziyeti anlamak için, ille de NATO mu inecek meydana? Galatasaray’ı idrak adına, reisin makosenlerini giymeye gerek yok ki. On yıldır anlatmaya çalışıyoruz. Önce sıkıyordu, sonra temel çivileri oluştu. Ardından da fore kazık gibi yanlış imalatlar bırakın ayağı, boyu aştı. Doğan Hasol mesleği gereği kazıkların ne denli tehlikeli olduğunu görüyor ve heyelanı işaret ediyor. Eşref Hamamcıoğlu da gıda sektöründe uzman. Dolmaların (!) zehirleyeceğini bilir elbette. Kulübün doğru yönetildiğini ve geleceğinin aydınlık olduğunu iddia etmek, aymazlığın daniskasıdır. Banka kucağına oturtulan kasa, sadece satış projelerinin yatırıldığı masa, batağa giden sonun belgesi değil de ne? Galatasaray kurtulmuş (!) nasıl? Riva satılıyor, ASY gidiyor, Seyrantepe geliyor! Florya portföye ilave ediliyor. Peki tüm araziler elden çıkınca ne olacağını söyleyebilen, ileriyi gören var mı? Takıma 91 milyon YTL değer biçmek, futbolcuların satılıp şubenin kapatılacağı işareti mi yoksa? Demiş ya biri, “Okullar olmasa marifi ne güzel idare ederdik.” Bu gidişle gün gelecek, “Malı mülkü sattık, araya tüm sportif şubeleri de kattık, bir yönetim kaldık. Galatasaray’ da dertler bitmiş, kemale erilmiştir” denilecek. Canaydın makosenlerini önerme değil, bilenden akıl alma yolunu seçmek zorunda. Aksi halde bu gidiş kendisini de kulübü de mahvedecek. Doğru önerilere sırt çeviren, alınıp küsen yapı gün gelir çöker. Kendini de camiayı da yakar. Galatasaraylı sadece sportif değil, tüm platformlardaki liderliğiyle kıvanç duyardı. Şimdi o değerlerden eser var mı? Bu kulübü dalga geçilen mekan durumuna taşıyan, içinin boşalmasında dahli olanlar, nasıl hesap verecek? Kongre üyelerine değil Allah’a! Tutum, tevazu ve ilkeli yaşam felsefesi ne hale geldi? ‘Canım ne isterse onu yaparım’ tutkusunun teknik adamı bile sarmaladığı yerde başarı olur mu? Gaziantep’te bir Arda oynamıyor, takım harman ediliyor. Sonuç? Yenilgi. Sonra bir Song oynamıyor, takım yine hallaç pamuğu gibi atılıyor. Sonuç beraberlik. Üç orada, iki burada, gitti mi beş puan! Yani? Bu beceriler (!) olmasa Polat’a göre Galatasaray artı iki bile oluyordu! Olmadı. Hiç kimse de, “Arkadaş parmak sokulur da, bu kadar sokulur mu?” diye sormadı. Kupa gecesi bile ürkütürken mesaj veriliyor... Galatasaray kurtulmuş!!! Bir şey diyeceğim de diyemiyorum!