Gerçek Spor Sitesi

Gerçek Spor Sitesi

24 Ocak 2017 Salı
Erken uyarı!

Galatasaray’ın Hollanda ve Almanya oyunları, hele hele Roda maçı sonrası erken uyarı gereğini anımsattı. Gerets’in geçmişi, geleceğinin teminatı elbette ama daha işin başındaki arayışları da yanlışlar sinsilesinin net biçimde yansımasıdır. Oysa Belçikalı, kadrodaki futbolcuların gerçek bölgeleriyle ilgili mutlaka bilgi donanımlı olmalıydı.

14 Temmuz 2005, Perşembe Yorum Yaz
A+ A-

Bu konuda yeterli her türlü olanak var. Geçmiş dönem kasetleri var. Erdal Keser var. Stumpf var. Bu işin kitabını yazmış Bülent Ünder de var. Fakat ilk gözlemimde de açıkça belirttiğim gibi görünmeyen bir duvar da var. Var ki, olmayacak yerlerde hiç olmayacak futbolcular var. Taşlar yerine oturmalı Mesela Cihan... Kendisini izlemeye başladığımda henüz çocuktu. Kocaelispor günlerinde Güvenç Kurtar onları henüz piliçken sahaya atar, büyüklerle mükemmel futbol oynarlardı. Haspolatlı üst düzey işler yapar, bizler müthiş bir keyifle izlerdik. Bu çocuktan her şey olur, stoper olmaz. Roda maçında Tomas’la yanyana koyduğun Cihan’ı ha vurmuşsun, ha orada oynatmışsın! Savunmanın hemen önünde, forvetin arkasında olur. Üstelik bir sürü de gol atar. Stoperde asla olmaz. Geleceğin büyük pivot santrforu Özgürcan, sağ kenarda bir yerlerde, Zafer sol çizginin oralarda, Ragıp sağ arkada asla olmaz. (Hiç olmazsa Perez’i bulup getirin!) Onların yeri artık belli. Doğru belirlenmeli. Aksi halde çocuklara da, emeklere de, takıma da yazık olur. Gerets ne veriyor, ne bekliyor? Bunu anlamak önemli. Fakat çocukların nerede, ne yaptığını bilmek, bilmiyorsan öğrenmek, herşeyden önemli. Gerets’e bakıyor ve acaba ‘Mondi’siz olmaz, iki oyuncu daha gelmezse, başarı da olmaz’ diye plan yapıp, onun mu mesajını veriyor şeklinde düşünmekten kendimi alamıyorum. Iliç iyi, ya Altan? Iliç henüz kapalı kutu. Sırbistan cemaatine sorarsan, dünya güzeli! Güzeli de oralarda Sırbistan-Karadağ markalı hiçbir ürüne kötü dendiğini duyamazsınız ki... 30 sene önce Belgrad ve Zagrep’te her yerde ‘Best of the World’ yazardı. Neydi o ‘Best?’ Zastava! Hani şu ‘FIAT BIS’ denilen, sanki Lombardini’nin şasesi üzerine konulup, bir de kasa yapılmış, oyuncak arabaya benzetilmiş, mini mini şeyleri vardı ya... İşte onlar. Helal olsun Sırplar’a. Biz elimizdekinin kralını bile batırırken, onlar dizleri kopuk futbolcuyu dahi abar eder, parlatırlar. Iliç’in iyi futbolculuğu belgeli de bekleyeceğiz. Bu arada da Altan’ın hakkını yemeyeceğiz. Çocuk futbolcunun tillahı. İlle de başka marka mı olacak farketmek için? Altanovski, Altaniç ya da Altanisimo olsaydı tırlatırdık be! Tulun çok çalışkan! Hollanda kampının şu andaki en arzulu, diri ve çalışkan adamı Bülent Tulun. Sarı-Kırmızılı eşofmanlar hep üzerinde. Üniforma gibi. Roda maçı öncesi “Ben buradayım, oysa ‘bir Londra, bir Paris, bazen de İsviçre’de’ diyorlar” dedi. “Bu yalanları yazanlara müdürleri ‘Ne yapıyorsun arkadaş!’ demez mi?” sorusunu da ekledi. “Bizim FANATİK’te böyle şeyler olmaz, herkes imzasına sahiptir” dedim. Şimdi hatırladım. Oysa kolayı var. Sevgili Bülent, topla kamptaki gazetecilere; “Arkadaşlar, özellikle beni sivil görmeye alışmış arkadaşlar. Artık resmiyim. Beni bu halimle tanıyın. Tanıyanlar da tanımayanlara söylesin. Böylece başka yerlerde sanmayın” de yeter. Zaten yalancının mumu yatsıya kadar yanar ve söner. Bir mesaj da Canaydın’a... Kendi kafasının dikine giden, tek başına iş bitiren, galiba yönetiminin büyük bölümüyle de işi biten Canaydın, bu tutumuyla üç yıllık hüsranlarını tekrar vizyona sokmak üzere hazırlanmakta gibi. Oysa başkanın ‘ille de tek başıma inadı ve kararlılığı’ milyonlarca Galatasaraylı’yı da ‘Yandım Allah’ diye bağırtacaktır. Özhan Ağabey, üç senedir bu doğruyu fark edemedi, şimdi de aynı tarzı sürdürme tutarlılığını devam ettirirse, marttaki kongrede mart karı yağar biline!