Gerçek Spor Sitesi

Gerçek Spor Sitesi

05 Aralık 2016 Pazartesi
Emre’nin dersi!

Geçtiğimiz sezon Ocak ayı döneminde yaşanan ve Frankfurt’ta şekillenen bir olay, şunu aklıma getirdi: Türk futbolunun hangi beyinlerce, nasıl yönetildiğinin alameti...

30 Mart 2007, Cuma Yorum Yaz
A+ A-

Geçtiğimiz sezon Ocak ayı döneminde yaşanan ve Frankfurt’ta şekillenen bir olay, şunu aklıma getirdi: Türk futbolunun hangi beyinlerce, nasıl yönetildiğinin alameti... Emre Aşık, Fulya sahasına mahkum edilmişti Beşiktaş’ta. Tigana umarsız, yönetim duyarsız. Üstelik bu sporcu Fenerbahçe, Galatasaray ve Beşiktaş gibi 3 büyüğün formasını giymiş, defalarca milli olmuş bir gençti. Ekrem Karaberber’in altyapı kaynağında, rahle-i tedrisden geçmiş biri olarak, futbolcu hangi emeklerle yetiştirilir ve kaçı zirveye ulaşabilir, iyi bilirim. Bu nedenle o çocukların infazına kıyamam. 70 milyonluk ülkemizde üst düzey futbolcu sayısı 500’ü geçmez. Aynı şekilde topu topu 500 eşek kalsa, sivil toplum örgütleri “Eşekleri yaşatalım” diye kampanya açar. Ama bizde futbolcular takır takır infaz edilir, ‘gık’ çıkmaz. Mesela Vestel Manisa kalecisi Bülent. Tamam, suçu büyük. Ama böyle ceza da olur mu be birader? İnsaf! Durakta çatır çatır insanları ezip öldürenin 3 senede yırttığı, kapkaççının şikayetçisi henüz karakoldan çıkamadan, savcılıktan bırakıldığı sistemde... Soruyorum, “Emre Fulya’da çalışıyor mu, yoksa boşvermiş kaytarıyor mu?” Müthiş bir disiplinle hiç aksatmadan programı uyguladığını söylediler. Aradım sonra, “Emre Galatasaray’a gelmek ister misin?” “Elbette” dedi. “Ama Beşiktaş’tan yüklüce alacağın var.” “Vazgeçer, derhal gelirim. Zaten ben Galatasaray’la hiç para konuşmadım. ‘Gel’ dediler geldim, ‘Git’ dediler gittim.” Önce Doğan Sarıbeyoğlu ve Hayri Kozak ağabeylerime söyledim. Canaydın’a haber verdim. Bu işe karşı 2 kişi var: Gerets ve Tulun. Erdal Keser’di arayan: “Emre’nin Galatasaray’a gelmesini istiyormuşsun. Argümanın ne?” dedi. “Birincisi Türkiye’nin böylesine hizmet etmiş bir genci bu yaşta kaybetme lüksü yok. Kazanılmalı. İkincisi, Song ve Tomas yalnız. Sakatlık olur, para problemi çıkar. Böyle deneyimli biri şart. Üçüncüsü bu çocuk sahalara dönerse A Milli Takım’da bile oynar. Şubat, mart, nisan sakatlıkların en yoğun olduğu dönemdir, mutlaka lazım olur.” “Tamam Gerets’le konuşacağım” dedi. Belçikalı bu çocuğa hiç sıcak bakmadı. Tıpkı Hasan Şaş, Ergün ve diğerleri gibi. Ama mecbur kalınca oynatmak zorunda kaldı. O günlerde teşekkür için arayan Emre’ye, “Ben sana teşekkür ediyorum. Sizlere bu milletin manevi borcunu ödemek mümkün mü? Ayrıca 1 yıl içinde milli takıma gitmeni de bekliyorum” dedim. Gitti ve oynadı. Şimdi aynı direnişi Hasan Şaş, Ergün ve diğerlerinden de bekliyorum. Başaracaklarını da biliyorum. Emre meselesi yönetici kesiminin amatörü, profesyoneliyle nasıl uyuduğunun açık ve net belgesidir. Tüm futbol dünyamızın da, mutlaka alması gereken dersidir. Bize bizim çocuklardan fayda var. Belgelemediler mi?