Gerçek Spor Sitesi

Gerçek Spor Sitesi

04 Aralık 2016 Pazar
Ek Het Jon Leef!

Dün Sevgililer Günü’nü bir kez daha idrak ettik. Afrika’da ‘Ek Het Jon Leef’ cümlesi ‘seni seviyorum’ anlamına gelirmiş. Çok eskiden o yörede yaşayan bir kısım insanın, sevdiklerini(!) kazana atıp bir güzel haşladıktan sonra yediklerine şahit olmasak da, duymuştuk.

15 Şubat 2006, Çarşamba Yorum Yaz
A+ A-

O devirde Afrika’da yaşıyor olsam, onca başarı ve becerisi(!) sebebiyle, Faruk Süren’i çok sever ‘Ek Het Jon Leef Faruk’ dedikten sonra üzerine de kazanda haşlayıp suyuna kereviz ve havuç katıp yemek ister miydim bilmiyorum. Zaten Afrika’da kereviz ve havuç yetişiyor mu onu da bilmiyorum. Bazı ülkelerde, az okuyan, bilginin peşinde koşmayan insanlar ağzı laf yapan portrelere bayılır. Süren de çok güzel, çok etkili konuşan üstelik vizyonu(!) olan şık bir adam. İçindekini boş verip sadece zarfa bakarsanız bayılırsınız. Özhan Canaydın’ın en büyük arızası asık suratı, dolayısıyla zarfın bozuk olması. O halde elbette ters ters bakan adam yerden yere vurulacak, ‘poker face’ modeli omuzlara alınacak. ‘Off the record’ programını izlerken, aklıma geldi! Cin gibi zeki Altan şimdi sorar mı ‘Babanız nasıl?’ diye! ‘Fuat Süren ülkenin en önemli holdinglerinden birini kurmuş, büyütmüş, dünya standartlarına taşımış, sonra sizin vizyonik yönetiminize bırakmıştı. Bugün vaziyet ne?’ Baba Süren’in 70’li yaşlarda sahip olduğu çocuğuna nasıl sahip çıktığını ve nüfus kağıdına geçirdiğini biliyorum. ‘Adam gibi adamlık’ işte buna derler diye de iddia ediyorum. Ama merak da ediyorum, Oğul Süren Galatasaray’da yaptığı işlerin makbul olanlarına sahip çıkıyor da, bela olanlarına nasıl arkasını dönüyor? Kanadalı Brisbin’in maliyeti nedir? İnsan kulüp işleri için angaje ettiği bir mimara özel işlerini nasıl yaptırır? Şifreli disketlere 12 milyon dolar ödeyen ve elinde bir karton ASY projesi kalan Galatasaraylılar, Faruk Bey’in Brisbin yapımı sinemalarına gitsin ve hiç olmazsa bunlar bitmiş diye sevinsin! Canaydın elbette hata yaptı. Faturası da ortada zaten. Ama dramın arka yüzünde ve özünde Faruk Süren ve ekibi yapımı senaryolar var. Olan biteni 10 senedir anlatıyorum, Hayri Kozak ve İnan Kıraç’ın kongrelerdeki söylemleri bana bile ışık oldu da, Galatasaray’ın seçkin kongre üyelerine nasıl olmadı? Vatan Gazetesi yazarı Yavuz Semerci, pazar günü Galatasaray’ın hali-pür melalini en net ve anlaşılır şekilde yazmış. Kafası daimi birinci vitese takılı, iki-üç-dört ve beşinci vitesten mahrumların dahi anlayabileceği şekilde. Bu yazı çoğaltılıp idrak zorluğu çekenlere dağıtılmalı. Ünal Aysal’ın fedakarlığı dillerde. Peki AIG hisseleri ne kazanıyor? Aysal Hilal-i Ahmer Cemiyeti mi, yoksa tatlı kar payı adına mı aldı? Camiada bulunup da, adamlık ve dürüstlükten dem vuranlar, Canaydın’ın kucağına nasıl bir çocuk bırakıldığını da açıklamak zorunda. Başkan’ın günahlarını empoze edenler, sevaplarını da paylaşsa ya! Aklıma her şey gelirdi de, Fenerbahçeli dostların hakem kıyaklarından böylesine mutazarrır olacakları gelmezdi. Dünya gerçekten değişiyor! Değişiyor da, Galatasaray camiasında tersine değişiyor! ‘Fenerbahçe yol aldı’ diyenlere kızmayın. Onlar her platformda yol alınca, hakem işlerinde de yol alacak elbette! Sizler birbirinizi, dolayısıyla kulübü, Afrika usulü yemeye devam edin. ‘Ek Het Jon Leef Galatasaray’ demeyi de ihmal etmeyin, kazan kaynıyor nasılsa!