Gerçek Spor Sitesi

Gerçek Spor Sitesi

18 Ocak 2017 Çarşamba
Devri sabık!

Aziz Üstel ‘Galatasaray’da kol kırılır, yen içinde kalır kuralı bozuldu’ demiş. Neden? Faruk Süren, Mehmet Cansun ve o dönemlerin yöneticilerinden, devri sabık yaratıp, onlara sür-git kara çalanlar, bu kuralı kendileri bozmuşta ondan!

10 Ağustos 2005, Çarşamba Yorum Yaz
A+ A-

Ne demek bu? Yani geçmişte yenilen herzelere suskun kalınsa, neyin ne olduğu kurcalanmasa yine kol kırılacak, yen içinde kalacak! Kalacak da... Olan biteni yen saklayamazdı ki. Bırakın yen, sünnet geceliği dahi yetmezdi artık. Bir uç Kanada, diğer uç Cayman Adaları, bir başka uç Portekiz-Bulgaristan hattında. Roma ayağı, Milano bacağı, İsviçre organı! Bunca uzantıya yetebilecek yen bulunabilir mi hiç. Senelerce yazdım... ‘Kongre üyeleri, bunları ibra etmesin. Hatta mahkemeye versin.’ Yüce kongre beni dinlemeyecekti elbette. Eller kalktı, Kulübün de sentesi kaçtı. Günümüzde gelinen nokta, mızrağın çuvala sığmayıp, birilerine batması meselesidir. İnan Kıraç’ın şu sözleri, o gün bu gün kulağımda çınlar, ‘Beyler, bir gün kongreye gelecek cesareti bulamayabilirsiniz’ O günlerin müstehzi eda içinde sırıtanları, tavana bakanları, şimdi ne halde? Sevgili Üstel kimsenin, kimseye kara çaldığı yok. Süren ve Cansun gerçekten haklıysa, yaptıkları doğruysa, hesabı kitabı çıkarıp, masanın üzerine koysun. Hatta hep beraber olmalısınız. O dönemlerde icraatın içinde kim varsa. Milyonlarca İsviçre Frangı, dolar, reklam gelirleri, tribün kazançları, sponsorluklar ve daha nice paralar, nereye nasıl harcandı? Geçenlerde de sormuşsun ‘Neredesin Süren?’ diye. Bildiğim kadarıyla, Gebze taraflarında bir yerde, yeni vizyonlar peşinde. Yok! Başka niyetle sorup, başkanlık makamı için seslendiysen, yanılgına devam ediyorsun demektir. Süren dönemi, Galatasaray’ın kulüp değerlerindeki dibe vurma günleridir. Bu yangının enkazı, onca uğraşa karşın temizlenememektedir. Pazar günü aylardır nadasa bırakılmış olan zeminde çimler kalktıkça, dikkat kesildim... Acaba altından hangi pislikler çıkacak diye! Görünen şimdilik, futbola verdiği zarar. Fakat biliyorum ki, tahmin ettiklerim de çıkar! Futbol takımının ‘Sahne’ dediği gün, tribünde yaşananlar, Galatasaraylılıkla bağdaşmaz. Bu çirkinliğin üzerine tül örtme gayretleri de, adamlığa yakışmaz. Hesap takımın kötü gidişine çanak tutma operasyonudur. Tahrip kalıplarını şimdiden yerleştirip, mart ayında tamamen çaresiz bir yapı görebilme arzusudur. Kirli, aşağılık planların tribüne yansıyan projesidir. Pekiii gerçek Galatasaraylı, bu oyuna gelir mi? Gelmeyeceğini öncelikle futbolcular örnekledi. Hani o tribünlerin ‘En büyük taraftar, futbolcular sahtekar’ diye tanımladığı adam gibi adamlar. Bülent Korkmaz daha önce de kadro dışı bırakılmış, tribünlerden çıt çıkmamıştı? Şimdi ne oldu! O gün susan, en verimli döneminde Kaptanı yalnız bırakanlar, yeni mi uyandı? Galatasaray üzerine oyunları eskiden düşmanları kurgulardı. Şimdi içerdekiler organize etmekte. Düşmana karşı önlem alabilir, çare geliştirirsiniz. Ama içinizdeki hainler için yapabileceğiniz çok şey olmaz. Tarih yazan kulübün, gerçek dramı budur.