Gerçek Spor Sitesi

Gerçek Spor Sitesi

04 Aralık 2016 Pazar
Daum’un masası ve kasası

Daum ilginç kimlik... Sofra sohbetlerinde başka, para söz konusu olduğunda bambaşka. Masası ve kasası farklı bir insanla yüzyüze olduğumuzu kesinlikle unutmayacaksınız.

22 Mayıs 2006, Pazartesi Yorum Yaz
A+ A-

Danimarka maçı sonrası Adana’da yemek yiyiyoruz. Daum, ‘Türkiye, Brezilya’dan sonra en önemli ikinci futbol ülkesidir. Müthiş yetenekli ve geleceği olan gençlere sahip’ dedi. O gece Alman’ın masasıydı. Sonra kasası gündeme geldi. ‘Fenerbahçe’ye altı yabancının yetmeyeceğini, yerlilerin futbol geleceği olmadığını, Avrupa finalleri için tamamen yabancılardan oluşan takım kurulması gereğini’ dile getiriverdi. Hangi fikri doğru, hangi zikri yanlış, boşverelim. Bu adamın masasıyla, kasasının çelişkiler içinde olduğunu artık öğrenelim. FANATİK Gazetesi’nde gündeme gelen sohbeti de masadaydı. Ama söz konusu kasa(!) olunca Daum, yine bir başkaydı. Hele hele ‘istifa edecektim ama kararı yönetime bıraktım’ açıklaması bir başka oyunun ve Fenerbahçe’nin müthiş bir tazminat ödeyeceğinin üstü kapalı ilanıydı. Anlayana! Daum, Adnan Polat için ‘bu adam gelirse, Türkiye’de hiç bir saat doğru göstermez’ demiş. Bu zatın yaşamı boyunca doğru görmeyi becerebildiği saat var mı da, Polat’ın saatinden anlasın. Daum’un dürüstlük kavramı değerlendirmelerinde, zaafiyet yaşayıp bunaldığını düşünüyorum. İşine geldiğinde Türk futbolunda olup bitenlere dayanabiliyor hatta bayılıyor. İşine gelmeyince de dayanamıyor. Ne güzel! Kendisini futbola, yaşama, kariyere ulaştıran ülkeyi ve insanlarını karalamak onun için hiç zor değil. Yaşadığı malum olaylardan sonra onu yaşama döndürüp, Türkiye’nin en büyük kulüplerinden birini teslim ettik. Paraya, başarıya boğduk. O hep mutlu olmadığından söz etti. Masada konuştuklarını kasası söz konusu olduğunda inkar eden Daum, aynı oyunu son röportajda FANATİK’e de oynamaya çalıştı. Ama bilmiyordu ki sert kayaya çarptı. FANATİK’te yalan dolan, hikaye olmaz. Alman geveliyor ve şampiyonluğun kaçırılması nedenini Türkiye’nin yanlışlarına mal ediyor. Oysa bu işin en büyük suçlusu, takımına mapus hayatını reva gören yönetim ve Daum’dur. Baskı ve gerilim stratejisi nerede kazandı ki, Kadıköy’de, Samandıra’da kazansın. Bu konuda yazdıklarımı onaylayan belgedir Nobre’nin Hürriyet Gazetesi’nde ‘Stresten kaybettik’ açıklaması. Galatasaraylı yöneticiler ve sporcular doyasıya şampiyonluğu kutluyor. Analarının ak sütü gibi helal bir şampiyonluk kazandılar. Transfer çalışmaları da başladı hemen. Şu anki en yararlı transfer Adnan Sezgin’dir. Önü kesilmezse, çok önemli işlere imzasını atar. Bu arada şampiyonluğu kazanan futbolcuların hakettikleri verilmeli ve iç yapı zedelenmemeli. Milletin milyonlarca dolar alıp, hiçbir işe yaramadan arazi olduğu yerde öz çocuklarınızı, şampiyonları ezmeye kalkışmayın. Hesabını kul sormazsa, Allah sorar. Bu sezon ilahi gücün idrak edilmesi gereken bir ders olarak yaşandığı sezondur. UEFA Kupası’nı kazanan kahramanlara reva görülenlerin, Galatasaray’ı yıllarca nasıl tepetaklak ettiğini aklınıza getirin ve ona göre davranın. Hak yemeyin.