ŞİFREMİ UNUTTUM

EMAİL ADRESİ

Yeni şifre için eposta hesabınızda junk/çöp dizinini de kontrol ediniz.

AKTİVASYON KODU TALEBİ

EMAİL ADRESİ

Aktivasyon kodu için eposta hesabınızda junk/çöp dizinini de kontrol ediniz.

ÜYE GİRİŞ DURUM


YAZARLAR

daNUA!

05.12.2005

Sanırım yıl 1978, eski Beşiktaşlı Hasan Kılıç'la Polat Pasajı'nda, Derya'nın şık butiğindeyiz. O dönemler Akmerkez'in S Cafe'si orası. Tuna, Erdoğan, Öner, Raşit, Gökmen, Yasin, Cüneyt, Cem aklınıza o günlerin hangi yıldızı gelirse, hepsi aynı mekanda. Galatasaray ve Fenerbahçeli futbolcular şimdiki gibi bir araya gelmekten ödü kopar hale getirilmemiş. Dostluklar, arkadaşlıklar renk ayrımı kepazeleğine taşınmamış henüz.

Altan (Dalton) ağbi Kent Pasajı'nda. Nur içinde yatsın, çizmeleri ve gabardin elbiseleri unutulmaz birer klasik benim için, günümüzde bile. Normalde boyum 170 cm. Onun çizmeleriyle 178 cm! Gece alemlerinde kendimi neredeyse basketçi zannediyorum o topuklarla. Yürüyüşümde hafif arıza oluyor ama alışınca durum hiç çakılmıyor. Sadece olur olmaz yerde çizmeleri çıkarmamak gerek. 7.8 şiddetinde deprem yemiş gecekondu gibi çöküyorum, paçalarda kuyruk gibi arkamdan geliyor. Kafam iyi olduğunda, paçama kendim bastığım halde 'Ulan beni kim tutuyor diye' etrafa bozuk attığım bile oluyor. Tabii cevap yok, çünkü etrafta kimse de yok! Hasan ağbi, Derya ve ben sohbet ediyoruz. Bir ara bir konserve kutusu getirdi ve içinden özenle katlanmış bir don çıkardı Derya. Aslında oralarda don'un adı slip de, bizim Adapazarı'nda o dönemde dona 'Slip' dersen, yanlış yorumlanırsın, Allah muhafaza! Neyse bu kutunun içine slip koyup, satacağım. Hatta marka olacağım' dedi. Derya'ya boş gözlerle baktım, içimden geçenleri, içime attım. O zaman bir İmpala'm var. Koldan vites, 6 otomatik. Pos bıyıklarım, göbeğe kadar açık gömleğim, Altan'dan yumurta topuk çizmelerim ve nal gibi kolyem. Gece döneceğiz. Sırtımı İmpala'nın sol kapısına verdim, kendime o günlerin raconunu şekil yaptım, serçe parmağımla da vitesi 'D' harfine getirdim, yürüdüm. 'D' harfini Dizer'in kısaltılmışı, yan oturunca da benzini az yakar diye biliyorum. Öyle söylemişlerdi! Neyse yola çıktık. Gün boyu sıkmışım kendimi 'Yahu Hasan ağbi, şu Derya kafayı mı yemiş? Konserve kutusunda don olur mu yaaa!' Olurmuş. O konserve kutusu Derya'yı koskocaman bir fabrikanın ve Avrupa'da dahi tanınan bir markanın sahibi yaptı: DAGİ... Helal olsun. Geçen yıllar Derya Taşdelenler'i yeni bir markayı daha dünyaya taşımaya yönlendirdi. 'daNUA' Etiler'deki harika mekandan sonra bu kez, Ankara mağazasının açılışındaydım Ankaraspor maçı öncesi. Pembelerin, mavilerin, beyazların en güzeli ve çağdaşlık sınırlarını zorlayan konsept. Hasan Kılıç'a telefon ettim, 'Derya yine mükemmellikler peşinde, ben de 27 sene önceki teşhisimden vazgeçtim. Yine yanılmak istemiyorum' dedim. 'daNUA' hayırlı, uğurlu, bereketli olsun Derya. Nice fabrikalara, nice bu vatanın en çok gereksinimi olan önemli eksiklerden birine, yani istihdamlara. Ankaraspor-Galatasaray maçında, hakemlerin yaptıklarını izliyor ve düşünüyorum. Acaba sahada bir daNUA olsa, Galatasaraylılar’ı böylesine acımasızca ısırır mıydı? Yoksa üstün sezisi, muhteşem yüreğiyle aşıranla, hakedeni ayırdeder, ona göre mi davranırdı? Ne dersiniz?

0 YORUM