Gerçek Spor Sitesi

Gerçek Spor Sitesi

29 Mart 2017 Çarşamba
Bravo Çalımbay...

Partizan karşısındaki Beşiktaş’ı izledikten sonra ‘Bravo Çalımbay’ demeseydim, ‘Türkiye’nin Atom Karıncası’na haksızlık etmiş olurdum. Çocukluğu, gençliği ve olgunluk çağı devamınca öz değerlerini bu denli koruyan Çalımbay’a duyduğum saygı ve hayranlığı sizlerle paylaşmak isterim.

20 Temmuz 2005, Çarşamba Yorum Yaz
A+ A-

İnsanları renkleri ve cemiyetleri değil, erdemleriyle değerlendirebilirsek, ülkemize yaptıkları büyük hizmetleri paylaşabilmenin keyfini yaşarız. Doğrusu da böyle olmalı diye düşünüyorum. Kim, hangi kurum ve camiaya hizmet ediyor, sonucunda da Türkiyem için güzellikler üretiyorsa, kıskançlık ve çekememezlik penceresinden değil, sevgi ve saygı çerçevesinden bakmalı, bu doğruları da yansıtmalıyız. Kısır çekişmeler değil, emeğin hakkı, yeni ‘Atom Karıncalar’ın çoğalmasını sağlayacaktır. Beşiktaş gerçekten mükemmel oynadı ve futbolumuz adına ışık saçtı. İnanç, mücadele ve özgüven kavramını şahane örneklerle yansıtan Kara Kartalları kutlarım. Nüfus sayımızla doğru orantılı futbolcu ve futbol adamı yetiştiremiyor, olanları da acımasızca infaz etmeyi marifet sayan ucuzlukların girdabında boğuluyoruz. Adamlıkla ilintisi olmayanların parlatılıp, servis edilmeye çalışıldığı yerde, idam sehpasına çekilmek istenen dürüstleri her görüşüm, içimi fena halde yakar... Sahip çıkmalı bu millet doğru ve dürüst insanlara. Ahmet Dursun, Gökhan Zan, İbrahim Toraman, Koray, Ali Tandoğan, Ali Güneş’i izledikçe milli takım adına da ümitlendim. Hele hele kaleci Murat... Bravo. Kaptan Tayfur’un her zamanki örnek hali ve Sergen’in de bu yapıda ışıldayacağı ihtimali, bu sezon harika bir Beşiktaş izleyeceğim düşüncesini iyiden iyiye pekiştirdi. Bu gidişin sonunda sadece Siyah - Beyazlılar değil, Türkiye de kazanacaktır. Eminim. Çalımbay’ı tekrar kutluyor; Gökhan, Zeki, Bülent, Cengiz Birgen ve diğer emekçilerin helal alın terlerinin karşılığını almalarını diliyorum. Galatasaray’la ilgili beklentilerim de olumsuz değil. Değil de, kulübün içinde berraklık yok. Öyle olunca da, net seçilemeyenler ve belirgin ikilemler insanın kafasını karıştırıyor. Tutarlılığın sembolü olarak tanıdığım, tanımladığım Özhan Canaydın, yanıltmakta mı acaba beni? Benim yanılmam çok şey değiştirmez de, camianın aynı düşüncenin peşine takılması, Başkan’ı fena yaralar. Fatura da çok pahalı çıkar. Maddi anlamdaki güvensizlik paralelinde, manevi değerlerle ilgili tutarsızlıklar da öylesine sırıtmaya başladı ki, bu yıkımı önleyecek güç bulunamaz sonra. Uyarıyorum. Vahdettin meselesi gündemde. Takiyyecilerin alışılagelmiş taktiklerinden biri daha gün ışığında. Aslında bu konuyu tartışmaya dahi değmez. Vahdettin dört dörtlük haindir. Vatanı işgal edilmiş bir padişah, kılı bile kıpırdamadan sarayında oturuyor, Mondros Mütarekesi’ne göz yumuyor, işgalcilere ‘DUR’ diyen Mustafa Kemal ATATÜRK ve silah arkadaşları için infaz kararı alıyorsa, böyle bir kimliğe hain denilmeyecek de ne denilecek? Çağdaş TÜRK GENÇLİĞİ provakasyondan farksız şu söylemlere, duyarsız kalmaz. Belki de iyi oldu! Taze hainleri ve eskilerini bir kez daha anımsadık. Demek ki Ecevit, bilerek veya bilmeyerek yaralı değil, yararlı bir iş daha yaptı! Bölünmez bütünlüğümüzün teminatı askerimiz ve Türkçemiz için müthiş bir atak başlatan çağdaş gençlerimize selam olsun, helâl olsun.