ŞİFREMİ UNUTTUM

EMAİL ADRESİ

Yeni şifre için eposta hesabınızda junk/çöp dizinini de kontrol ediniz.

AKTİVASYON KODU TALEBİ

EMAİL ADRESİ

Aktivasyon kodu için eposta hesabınızda junk/çöp dizinini de kontrol ediniz.

ÜYE GİRİŞ DURUM




Daha iyi bir görüntü için telefon çevirin!

YAZARLAR

Afedersin Hagi!

16.03.2005

Basketbol Federasyonu seçimleri nedeniyle Ankara Dedeman Oteli’nde Aziz Yıldırım’la çok içten bir sohbete ortak olmuştum. Başkanla aramızdaki samimi söyleşi “İnşallah bundan sonra sporumuzda beyaz sayfa açılır” dilerleriyle son bulmuştu. Açık söylemeliyim, paylaştıklarını saklayan, insan denilen yapıya inanan, belki de gereğinden fazla iyi niyetli olan bir yapım var.

Dolu dolu olumsuzlukların sona ereceği ve her şeyin gereği gibi biteceği kanaati rahatlatmıştı beni. Bu nedenle “Birinci sıra meşgul” dediğinde hem kızmış hem de her platformda bu düşüncemi dile getirmiştim. Yanılmışım. Afedersin Hagi. Maalesef haklıymışsın. Birinci sıra gerçekten meşgul. Ben görememiş, belki de görmek istememiştim! Bu ara çok düşünüyor ve şu soruya cevap bulmak istiyorum... Türkiye’nin kurumlarını koruma ve inanılırlığını sürdürme görevimizi ne hakla görmezden geliriz? Sonu yalan rüzgarlarıyla biten, sözde zaferlerin, faturası dibinde ‘Haksızlık’ yazan kazançları uğruna toplumu çürütmeye değer mi? Ülkemin sağlıklı geleceği, erdemli gençleri adına kirliliğe mani olma çabası tüm kazanımlardan daha değerli, ama beceremiyoruz ki. Her geçen gün daha fazla çirkinliğe saplanıyor, ne yazık ki ortak da oluyoruz. Böyle bir hakkı kim verdi bize? Tibünlerinde herşeyden habersiz insanların, kimi zaman heyecandan öldüğü bir yarışmanın vebalini yüce Rab’bimiz öyle bir sorar ki... Eyvah ki eyvah. Onca örneğe, yaşanan kötü deneyim ve üzüntülere rağmen, hırslar ve küçük hesapların önüne geçemedik bir türlü. Yandaşları mutlu etme, kendini kurtarma adına, memleketi batırma zafiyeti acaba hangi çağdaş ülkede takdir görür? Uygarlığın ilk şartı hakka ve hukuka saygı, emeğe hakettiği yeri vermek olmalı, fakat bizde nerede! Futbolumuza olan ilgisizlik, güvensizlik sadece buralarda sınırlı olsa belki azıcık teselli olanağı var. Ama bakıyorum, her taraf birbirinden mındar. Hemen tüm sektörler yanlış tercihlerin egemenliğinde kıvranmakta. Benim inşaatım, sahte yiyecek-içecek imalatım, merdiven altı üretimim, kaçak sanayicim, kasetçim, CD emeğini çalıp satanım, futbolumdan farklı bir yapı mı? Türkiyemin yaşam felsefesi her geçen gün kap kaç kolaycılığına, insan erozyonuna doğru dört nala koşuyor. Koşuyor ve “DUR” diyen de olmuyor! Gözler kararmış, vicdanlar çürümüş. Bu mesele aslında ne Aziz Yıldırım, ne Cem Deda ne de Ergun Gürsoy meselesi. Sorun, insanların yapabileceğinden fazlasını talep edip, düşünce yapısını bozan yapıda. Doğru ve sağlıklı olanı değil, dürüstlükten uzak da olsa kazanımı istiyor, bu yola hepimiz çanak tutuyoruz. Birleşik kaplar teorisinin, yaşama yansıyan rezillik örneği yani! Sabredecek ve çareyi de bulacağız. Doğrudan yana, erdemli olanların çabası, haksız edinimlere başkaldırısıyla elbette. Sabret Hagi!

0 YORUM