Gerçek Spor Sitesi

Gerçek Spor Sitesi

21 Temmuz 2017 Cuma
Zaman tünelinde yolculuk

Futbol, siyaset ve mafya ilişkisi aslında gündemin en önemli maddesi. Kirlilikle mücadele için geçmişte, yakın geçmişte neler olduğunu gazetelerimizde sergilemeye devam edeceğiz. Ancak, gazeteci olarak adımız gibi bildiğimiz ancak belgeleyemeyeceğimiz bazı olayları yazamayacak olmanın da sıkıntısını yaşamaktayız.

02 Kasım 2004, Salı Yorum Yaz
A+ A-

Herkes temiz futbol istiyor. Başbakandan taraftara kadar... Geçen hafta bir kulüp başkanı gazetelere verdiği demeçte, “Kirliliği meclis çözer. Bu olay federasyonu aşar. Bir irade lazım” dedi, ben de hafızamda bir geziye çıktım...Ve bu haftanın hikayesini ona ithaf ettim. ****** Televizyonun başına tekrar geçtiğinde “büyük”lerden birinin maçı yeni bitmiş, o da ihtiyaç molası vermişti.. Şimdi “Maraton”u seyredecekti. Ondan sonra da “Lig Pazarı”nı. Aslında gönlü hep o dışlanan ikinci programdaydı. Yıllarca top oynamıştı ve Anadolu’da top oynamanın bütün eziyetini iyi biliyordu. Gerçi o zamandan bu zamana çok şeyler değişmişti ama yine de onlar “Başka Tanrının Çocukları” olmaya devam ediyorlardı. Beklediği program başlayalı 10 dakika kadar olmuştu ve haftanın en önemli maçına gelmişti ona göre sıra. Çünkü bu maç düşme bölgesini yakından ilgilendiriyordu ve takımlardan biri de eski takımıydı. Yorumculara kulak kabarttı ama duyduğunu önce algılayamadı. Eski takımı küme düşmemeye çalışan rakibine karşı as kadrosundan 10 kişi eksikle mi maça çıkmıştı? “Hiç değişmeyecek bu başkan” diye düşündü. Geçen sene hocası, bir yakın arkadaşından, “Ben bu işleri hiç yapamam bana bir maç lazım” diye ricacı olurken ve istenen destek sağlanırken “O” ortaya hiç çıkmadan aradan sıyrılmıştı ama bu sene takımı, bir yıl önce desteği veren takıma karşı aslarından yoksun çıkıyordu sahaya. Gören gözler bunları görüyordu da acaba ondan kimse bahsedecek miydi? Ya da kimin umurundaydı acaba? Eşi, programı seyrederken her zaman yaptığı gibi soğuk bir bira getirdi önüne. Soğuk biranın etkisi ile ıslanan cam bardağa bakarken daldı gitti.. Yıl 87... O sene şampiyonluğa oynayan bir takımla maçları vardı. Kadroya yeni transfer olarak katılmıştı. Soyunma odasına heyecanla girdiğinde şaşırdı.. Odada bir kaç kasa bira vardı. “Bu ne” diye düşünürken cevabını almakta da gecikmedi. Çok çok önemli takımlarda görev yapan sağlıkçı, elinde içinde “Pervitin” (atlara da kullanılan doping maddesi) bulunduran şırıngasıyla futbolculara iğne yapıyordu. Birisi “ben yaptırmam” dedi, anında 11’den çıkartıldı. O biralar futbolcuların maçtan sonra kolayca idrarını yapıp vücudunu temizlemesine yarayacaktı. 90 dakika bittiğinde hala fişek gibi hissediyordu kendisini. Üstelik berabere kalmışlardı o İstanbul deviyle. Büyük rakibe karşı elde edilen beraberlik onlar için çok iyiydi. Başkan içeri girdi, kulüpte konuşulanlara göre İstanbul’dan geldiği söylenen 20 milyon lirayı futbolculara pay etti ve geldiği gibi çabucak dışarı çıktı.. Elindeki paraya bir süre baktı.. Yaptığı daha doğrusu yapılan doğru muydu acaba. Fazla da düşünmedi. Neticesinde iyi kazanmıştı. Kafasını yeniden kaldırıp programa dönmeye çalıştığında dudaklarında hafif bir tebessüm vardı.. “Ne dünya ama” diye geçirdi içinden. Bir süre önce okuduğu haberi hatırladı. Futbolculara dağıtılan 17 milyarlık prim haberini. Şampiyonluğa giden rakipten alınan beraberlikten sonra dağıtılan, hatta yurt dışındaki yardımcının “Bana da ayırın” diye telefon ettiğinin yazıldığı haberi. “Acaba onlara da iğne yapılmış mıdır” diye geçirdi içinden ama bu sefer teknik direktöre güveniyordu. O ne olursa olsun buna izin vermezdi. Tebessümü bıraktı, eşine seslendi, “Gel hanım kaçırma. Bu hafta maçlar çok enteresan”