Gerçek Spor Sitesi

Gerçek Spor Sitesi

10 Aralık 2016 Cumartesi
Tek korkuları Aziz Yıldırım

Federasyonun hâlâ yabancı sayısını belirleyememesi skandal. Aslında sorun, Fenerbahçe’nin istediği kadar yabancı transferi yapabilecek güce sahip olması, gerisi ise ‘maksat mevzu uzasın’ muhabbetleri.

06 Temmuz 2007, Cuma Yorum Yaz
A+ A-

Federasyonun hâlâ yabancı sayısını belirleyememesi skandal. Aslında sorun, Fenerbahçe’nin istediği kadar yabancı transferi yapabilecek güce sahip olması, gerisi ise ‘maksat mevzu uzasın’ muhabbetleri. Necil Ülgen’le dört soru dört cevap...

Federasyon, yabancı sayısını belirlemekte geç kaldı görüşü hakim. Sence nasıl bir karar çıkmalı ki, kulüplerin eğilimlerini ve beklentilerini eşitlik ilkesine göre karşılasın? Garip bir durum tabii bu yabancı işi. Aslında ‘skandal’ bile diyebiliriz. Ama bizim TFF söz konusu olunca ‘garip’ demek yeterli herhalde. Ya da belki normal bile karşılayabiliriz. Kamplar başladı, neredeyse ligler bile başlayacak, ama hâlâ Türkiye Süper Ligi’nde mücadele edecek takımlar önümüzdeki sezon kaç yabancı ile sahaya çıkacaklarını bilemiyorlar. Deniliyor ki, federasyonun bu kadar gecikmesinin ardında artmasını istemeyen kulüplerin büyük baskısı var. Onların da istememesinin ana nedeni, şu anda üst düzey katkı yapacak futbolcuyu alabilecek kapasitede kulüp sayısının sınırlı olması ve bunun da rekabeti azaltacağı. Lafı dolandırmadan söylemek gerekirse de Aziz Yıldırım korkusu. Fenerbahçe’nin geçen yıl Bursa’da kiralık oynayan Souza ve gitti-gidiyor gözüyle bakılan Deivid dahil olmak üzere sözleşmeli 8 yabancısı zaten var. Hadi Souza’yı hiç hesaba katmayalım 7... 6 futbolcu sınırlaması Fenerbahçe’ye transfer sezonunu zaten kapattırıyor. Ama artı 2 ya da 8 sahada, hatta 7 bile (Deivid de giderse) Fenerbahçe’ye 1 ya da 2 futbolcu transferi imkanı kazandırır ki, bu da şampiyonluğu kovalaması beklenen takımlar arasındaki dengeyi bozucu etki yapar. Çünkü Yıldırım’ın bu transferleri yapabilecek maddi gücü var. Sorun aslında bu, yani Fenerbahçe, gerisi ‘maksat mevzu uzasın’ muhabbetleri. ‘Türk futbolcusunun önü kesilir’, ‘milli takım etkilenir’ gibi söylemler de işin kılıfı. Daha düne kadar “70 milyonluk ülkeden 11 futbolcu bulamayacak mıyız?” diyen milli takımlar sorumlusu bile şimdi, “Galatasaray’ın UEFA’yı kazandığı zamanki yabancı sayısına bakmak lazım” diyor. Artılı birşey çıkacaksa ve o artılar sahadaki diğer yabancının yerine girebilecekse, bunun bana göre bir faydası yok. Kulüplere maddi ve manevi sorun dışında birşey getirmez. Ama maç içinde sahaya sürebileceğin artıları yerli futbolcularla da değiştirme imkanı verilebilirse, bu kulüpleri bir nebze rahatlatır. Bana göre ise yerli ve AB serbest, yabancı sayısı 4 ya da 5 olmalı.

Üç büyük İstanbul takımı da, kadrolarını çok ciddi isimlerle takviye etti. Kağıt üzerinde sadece ‘gedikler mi dolduruldu’ demek doğru olur, ‘aynı zamanda kalite de artı mı?’ Bana göre şu anda transferin şampiyonu Galatasaray... Sarı-Kırmızılılar güçlerine ciddi anlamda güç kattılar. Yaptıkları bütün transferleri isabetli buluyorum. Kafalarda kale problemmiş gibi duruyor, ama ben aynı kanaatte değilim. Mondragon büyük bir isimdi, o nedenle insanlar bu mevki için düşünülen isimlere şüphe ile yaklaşıyorlar. Fenerbahçe’nin ise hâlâ iyi bir sağ kanat ve santrfora ihtiyacı var gibi duruyor. Ve yine görünen o ki, bunu Türkiye’den bulma şansları yok. Önder, Kazım ve Ali Bilgin, sağ tarafın problemini bir nebze olsun azaltır, ama bir santrfor şart gibi. Beşiktaş’a yorum yapmak için biraz erken, geçen sezona kötü bir başlangıç yapmalarına rağmen sezon sonuna kadar şampiyonluk kovaladılar. Yeni takviyeler de oturursa başarılı olurlar, ama sanki kağıt üzerinde Galatasaray ve Fenerbahçe’den bir adım geri kalmış gibi duruyorlar.

Son şampiyon Carlos bombasını patlattı. Her branşta en önde. Stat, kombine, ürün satışında uzak ara çekiyor. Ama bir başka şey daha dikkat çekiyor, taraftar hâlâ mutlu değil... Roberto Carlos, sansasyonel bir transfer. Bütün dünyanın da ilgisini çekti. Sanki Fenerbahçe’nin imaj kampanyası gibi bir şeydi. Kariyerini masaya yatırmanın ve tartışmanın bir anlamı yok. Ancak, katkısını elbette burada yapacağı maçlarda göreceğiz. Ben Fenerbahçe taraftarının mutsuz olduğu kanısında değilim. Olsa olsa hırsları daha tatmin olmamıştır. Geçmiş yıllarda çok ezilen Fenerbahçeli taraftar, şimdi kulübünün aynı şekilde ezmesini istiyor. Yani doymadılar. O yüzden hep daha fazlası isteniyor. Aziz Yıldırım yarın çıkıp da ‘Adriano’yu aldık’ diye açıklasa, ‘neden Cisse’yi almadın’ diyecek bir havaları var. Bütün bu ürün satışının ardında yatan gerçek de bana göre bu. Sarı-Lacivertli taraftar Fenerium’dan aldığı bir kalemin bile sahaya döneceğinin iyi farkında. Kulübün de bunu tetikleyici kampanyalar yapması lazım bana göre. Başkan çıkıp taraftara hedef koymalı. Nasıl taraftar kart için 100 bin kart hedefi konduysa, mesela ‘her yıl 500 bin forma al, Adriano’yu getirelim’ gibi. Rakamlar ve isimler tamamen afaki, ama mantık böyle yürümeli. Taraftar da bilmeli ki, orada harcadığı her kuruş, kendisini daha mutlu edecek bir dünya kulübü yaratmanın baş kaynağı. ‘Taraftarım 20 milyon’ diyebilen bir kulübün elde ettiği ürün cirosu şu anda diğerlerinin çok üstünde olmasına rağmen bana göre hâlâ çok, ama çok az.

Lugano, Copa America’dan geç dönecek. Alex’in sakatlığı söz konusu. De Souza’nın durumu, yabancı sayısı kesinleşmediği için belirsiz. Şimdi herkes Fenerbahçe’nin kadrosunu şöyle alt alta yazsın. Lugano ve Alex’i de koymasın. Herkesin kendine göre bir futbol düşüncesi olduğu için ben yazmayacağım ama, bunu yaptıklarında görecekler ki, aslında büyük bir fark ortaya çıkmayacak. O yüzden ben hazırlık döneminin sıkıntılı geçeceğini düşünmüyorum. Tabii başta da belirttiğimiz gibi yabancı sayısında bir artış olabilirse, Fenerbahçe çok daha güçlenecek hamleler yapabilecek durumda... Hazırlayan: Ayhan Yılmaz