Gerçek Spor Sitesi

Gerçek Spor Sitesi

10 Aralık 2016 Cumartesi
Rüzgar eken fırtına biçer

Ayhan Yılmaz sordu, FANATİK Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Necil Ülgen cevapladı.

21 Mart 2007, Çarşamba Yorum Yaz
A+ A-

Artık Fenerbahçe tribünlerindeki kavga ‘yapmayın’ demekle bitecek gibi değil. Ya beslenenler ikiye katlanacak ya da devreye başka çözümler girecek. Fenerbahçe, başına derdi kendi açtı. 1- Kongrelerin belirleyicisi grupları ‘bir şekilde’ pasifize etmeyi başaran Aziz Yıldırım’ın, isterse taraftar gruplarının savaşına son verebileceğini düşünmek safdillik mi olur? Fenerbahçe kongre üyelerinin oluşturduğu gruplar ile taraftar gruplarını aynı teraziye koymak pek akıllıca olmaz, diye düşünüyorum. Aziz Yıldırım, sevin ya da sevmeyin başkanlık dönemine Fenerbahçe için büyük işler sığdırdı. Hal böyle olunca da grup üyesi olsun olmasın kongre üyelerinden hep destek gördü. Zaman içinde de güçlendikçe grupların işlevi kulüp içinde kalmadı. Ama taraftar başka... O kontrolü daha zor bir topluluk. Tribünde bugün yaşanan tatsızlıklar zamanında atılan yanlış adımların neticesi. Hep bilet vererek alıştırdığınız insanlara bir anda ‘artık vermiyorum’ derseniz karşınızda tehlikeli bir oluşum bulursunuz. Uzun süre bilet verdiği taraftarlara bir anda ‘yok’ deyince tribün muhalefeti ile karşılaştı. Tribün liderleri salak insanlar değiller, hatta cin gibiler. Başarı varken bu gidişe ses çıkartmadılar. Onlar stada girişlerini bir şekilde sağlarlarken, başarılı takımı da desteklediler. Ama yönetime, artık karşılarında olduğunu açıkça belli ettiler. İşte bu noktada başka bir hata daha yapıldı ve gruba karşı başka bir grup yaratıldı. Bu noktadan sonra da işler çığrından çıktı. Artık Fenerbahçe tribünlerindeki kavga ‘yapmayın’ demekle bitecek gibi değil. Ya beslenenler ikiye katlanacak ya da devreye başka çözümler girecek. Fenerbahçe başına derdi kendi açtı. Beşiktaş ile Galatasaray da yolda... Bugün olmazsa yarın mutlaka. 2- Önce Konya, sonra Bursa... Gole kadar sallanan, golden sonra farka koşan bir Fenerbahçe. Çekirge durumu mu var ortada, yoksa bir taktik gereği sabırlı oyun mu söz konusu olan? ‘Sabır’ dersek, Bursaspor’un kaçırdığı pozisyonlara haksızlık etmiş oluruz. Fenerbahçe öne geçene kadar kaçırılanlar gol olsaydı, bugün böyle bir soru sorulamazdı, diye düşünüyorum. Fenerbahçe takımına karşı hızlı başlayanlar hep pozisyon buluyor. Tıpkı Çaykur Rizespor maçında olduğu gibi, eğer gol atılabiliyorsa da üstünlük sağlanıyor. Yok, gol atılamayıp yenirse de ipler Fener’in eline geçiyor ve fark meydana geliyor. Yok, bütün bunlar bizim anlamakta zorluk çektiğimiz sabıra dayalı bir taktik ise de, bunu maçı izleyenlere anlatmak oldukça zor olmalı. Fenerbahçe şampiyonlukta yeri gereği en şanslı takım, puan farkı bunu söylemeyi gerektiriyor. Ama sezon ne şekilde biterse bitsin, Sarı-Lacivertli taraftarların eziyet çektiği bir başka sezon olarak hatırlanacak. 3- Rakiplerimiz Yunanistan ve Norveç güçlü. Sakatlarımız çok. Sağlamların da ligdeki form grafikleri neredeyse yerlerde sürünüyor. Sadece ‘Terim motivasyonu’ ile nereye kadar? Yıllar, yıllar önce, hafızam beni yanıltmıyorsa bir yorumcu Manchester United-Galatasaray maçı öncesinde, “Galatasaray tur atlayamaz. Futbol topu bu maçta yuvarlak değil, kare” gibilerinden bir laf etmişti ve Galatasaray İngiltere’den tur atlayarak dönmüştü. O zaman, bu zaman, futbol oyunu öncesinde şöyle olur, böyle olur, diye iddialı konuşmaktan hep kaçınmışımdır. Dilerim Milli Takımımız, Yunanistan ve Norveç karşılaşmalarını başarı ile tamamlar ve 2008 Avrupa Şampiyonası yolunda ilerler. Ama üzülerek söylemeliyim ki, görüntü o kadar da iç açıcı değil. Dilerim kazanırız. Kazanırsak bunu ister Terim’in motivasyonuna bağlayın, ister Allah’ın lütfuna... Oynanacak oyun konusunda fazlaca bir umudum yok, ama sonuç belli olmaz. 4- Cüneyt Çakır’a yapılan saldırıdan ötürü hakemlerin maçlara geç çıkma protestosu doğru mu? Ersun Yanal’ın istifası... Ve Vestel’in futbola verdiği desteği çekme durumuna gelmesi? Bana kalırsa gerek yoktu. Bir futbolcu ile bir yardımcı hocanın yaptığı saçmalık böyle bir protestoyu gerektirmezdi, ama yaptılarsa da saygı duymak ve konuyu çok da uzatmamak lazım. Ersun hocanın verdiği karara yüzde yüz katılıyorum. Gerçi Vestel ile uzun dönemli bir plan ve program yapmışlardı, ama öyle zamanlar vardır ki, etrafınıza hiç birşey verememeye başlarsınız. Ersun hoca da kendisinin de söylediği gibi artık birşey veremiyordu. Takıma daha fazla zarar vermemek için de gerekeni yaptı. Şimdi hem Vestel’in hem de Ersun hocanın önünde yeni bir dönem açılıyor. Vestel gibi güçlü bir kurumun futbolun içinde olmasında her zaman fayda var. Çok ihtiyacımız olan profesyonel yönetimler ancak bu şekilde futbolda filizlenir. Ersun hoca ise bir süre kendiyle baş başa kalmalı bana göre. Neleri yapıp neleri yapamadığını en iyi kendi görecektir.