Gerçek Spor Sitesi

Gerçek Spor Sitesi

05 Aralık 2016 Pazartesi
Gönüllerin takımı!

İngiltere’nin Berlin Büyükelçisi Sir Peter Torry, ufaktan yalvarmış Ada’dan ana karaya geçen seyircilerine; “Lütfen şu Alman miğferini giyip, kaz yürüyüşü yaparak nazi selamı vermeyin” diyerek.

16 Haziran 2006, Cuma Yorum Yaz
A+ A-

Almanlar’ın en sinir olduğu hareket bu. Geçmişten utanmak mı dersiniz yoksa ders almak mı ona siz karar verin. Ama bu hareketi yapanlar, önce uyarılıyor ardından tekrarlarlarsa haklarında yasal işlem yapılıyor. Bir de İngilizler’in içtikten sonra dillerinden düşürmedikleri bir şarkı var. “10 Alman bombardıman uçağı havada” diye başlayıp “Ve İngiliz RAF (Kraliyet Hava Kuvvetleri) onları düşürdü” diye devam eden bu şarkı 10’dan başlayıp 0’a kadar gidiyor ve Adalılar da bununla hem 5-6 bira deviriyor hem de eğleniyor! Tabi Almanlar’ın eğlendiğini söylemek zor. Bu nedenle Torry, rencide etmeyin diye rica ediyor. İngiliz tacizciler ve sorun çıkartıcılar için 44 İngiliz polisi de Alman meslektaşları ile birlikte taraftarlarının gittikleri yerde görev yapıyor. Ve şu ana kadar 3704 İngiliz’in Almanya’ya gelişi kendi ülkelerinde engellenmiş durumda. Dün yaklaşık 40 bin kişilik stadın olduğu Nürnberg şehrine 70 bin İngiliz’in gelmesi bekleniyordu. İçeri girenler sorun değil de dışarıda kalanlar kara kara düşündürüyor herkesi. Hele olası bir Alman-İngiliz son 16 eşleşmesi şimdiden organizasyonun keyfini kaçırtan bir durum. Kim bilir belki de 6 puanlı Almanya, diğer bir 6 puanlı Ekvador’a duruma göre grup birinciliğini bile bırakmak isteyebilir. Dünkü karşılaşmadan önce Trinidad Tobago’nun çok konuşan Hollandalı teknik direktörü Leo Beenhaker, “Büyüklerin düşmesi daha zordur” diyerek, kaybedecek bir şeylerinin olmadığını vurguluyordu. Yani Terim’ce, “Kaybetmesi kolay, kazanması olay” mantığı. Yanlış hatırlamıyorsam Fatih hoca da Juventus’la oynanan kritik bir Şampiyonlar Ligi maçından önce takımına böyle demişti. Acaba bu büyük takımlara karşı ortak bir motivasyon taktiği mi! Aslında 1 milyonluk T&T’nin İsveç karşılaşması sonrası kazandığı puandan öte, güven ve sempati, Dünya Kupası’na bugüne kadar katılan, nüfus olarak en ufak ülkenin en büyük kazancı. Güven öyle artmış olmalı ki, T&T Devlet Başkanı George Maxwell Richards normal programının dışına çıkarak İsveç maçı sonrası dönüşünü İngiltere maçının ardına erteledi. Aslında bu maçın bir başka enteresan tarafı da T&T’nin Ada’da geniş bir taraftar kitlesinin olması. Çoğunluğunu Büyük Britanya’da top koşturan futbolcuların olşturduğu T&T adeta Dünya Kupası’na gelemeyen İskoç Milli Takımı gibi. Samuel, Thebold, Lapaty, Andrews, Jack, ve ismen de İskoç olan Scotland, İskoçya’da futbol oynamaya devam ediyor. Karayip Korsanları filmini seyrettiniz mi? (Yakında ikincisi geliyor). Johny Depp, çoluk çocuk izleyebileceğiniz sempatik bir rol almıştı bu filmde, bu Karayipliler de işte öyle sevimli geliyor insanlara. Aslında bu Karayip korsanları için İsveç maçından sonra televizyonda yorum yapan Almanlar’ın efsanevi yıldızlarından Netzer, “Açılış maçından sonra performansları düşer” demişti. Ama bu maçta gördük ki ilk maçta ne oynadılarsa bunda da onu oynadılar. İngiltere Milli Takımı’nda oynayacak kadar futbol kariyeri yaptığınızı bir düşünün, sonra da sizin yerinize taraftar bir adamı ilk kaçırdığınız bir pozisyondan sonra çağırıp dursun. Bu Crouch’un yerinde olmak istemezdim doğrusu. Ağzıyla kuş tutsa herkes Rooney diye bağırıyor. 20’lik yıldız öyle bir fenomen olmuş ki, sakatlıktan çıktıktan sonra bile milli takımda oynaması ağır prosedür. FA avukatları FA başkanını Manchester United’dan onay alınmadan oynatılırsa büyük tazminat ödeyebilecekleri konusunda uyardıktan sonra İngiltere’den biri kulübünün olmak üzere 2 doktor gelerek tamamdır onayını verdiler. Buna rağmen 11’de maça başlatılmayan yıldız, Crouch’u da böylelikle perişan etti. Aslında bir yıldıza bu kadar bağlanmak İngiltere Milli Takımı için biraz ayıp kaçıyor. Bir zamanların futbol efsanesi Rıdvan Dilmen de, uzun yıllar Fenerbahçe’nin kadrosunda hep vardı ama 88-89 sezonundan sonra hiç yoktu. Ve onun var-yokluğunda Fenerbahçe hiç tam takım olamadı. Şimdi İngiltere de kendini Rooney’siz takım gibi hissetmiyor. Bütün futbolcuların konuşmalarında bunu açıkça hissedebiliyorsunuz. Soca Warrior, Sancho’nun maçtan önce yaptığı, “Babamı tanımam, gelirse çakarım” tarzından açıklama mı etkili oldu bilmem ama taraftarın büyük baskısına rağmen Rooney, 59’a kadar beklemek zorunda kaldı. Ve kaderin cilvesine bakın ki, Adalılar’ı Rooney değil, Sancho’nun üstünden kafayı çakan Crouch kurtardı bitime 7 dakika kala. Gerisi her direnip de sonlara doğru bir gol yiyerek moralini yitiren takımın başına gelen klasikti. Kamerun da İngiltere’ye karşı böyle dramatik bir Dünya Kupası maçı oynamıştı bir zamanlar ve Afrikalılar, bizim tabirimizle gönüllerin takımı olmuşlardı, tıpkı dün T&T’nin olduğu gibi.