Gerçek Spor Sitesi

Gerçek Spor Sitesi

03 Aralık 2016 Cumartesi
Brezilya gibi olamadılar!

Futbol endüstrisinin bu turnuvadaki kurbanı bana göre Rooney oldu. Daha çocukluktan yeni çıkmış sayılan bir genci ülkesini kurtaracak tek adam ilan edersniz, sonu dünkü maçta yaptığı aptalca hareketle biter. (Ki bunun sinyallerini Ekvador karşısında da vermişti.)

02 Temmuz 2006, Pazar Yorum Yaz
A+ A-

Sakatlandığında Dünya Kupası’nda asla başarılı olamayacaklarmış gibi düşünen , onun kenarda beklediği iki maçta takımları gol kaçırdığında ortalığı, “Rooney, Rooney” diye inleten İngilizler, egosunu pompalaya pompalaya balona döndürdükleri bu gence bakalım şimdi ne yapacaklar. Bizim ülkemizde de sıkça düştüğümüz bir hatanın kurbanı Rooney, gerçekten büyük bir futbol oyuncusu ama henüz yıldızlığın getirdiği ağırlığı kaldıracak yaşta değil. Spot ışıkların bu kadar üstüne çevrilen bir genç doğal olarak biraz da gaz yiyince sahada ayak basmadık alan tanımıyor! Şimdi merak ediyorum, Rooney’i yere göğe sığdıramayan, onsuz olmaz diyen İngiliz basını yarından sonra ne yorumlar yapacak. (Telegraph, maçtan sonra internet sitesine Rooney’in atılışı İngiliz partisine acı kattı diyerek ilk sinyalleri vermiş) Ve Scolari, her halde İngilizler yakında onun adaya girmesine bile yasak getirirler. 2002-2004-2006. İki Dünya bir Avrupa şampiyonası ve hepsinde İngilizler’i kapı dışarı eden takımların başında “Büyük Felipe” (Brezilya ve Portekiz). Neyse bugün konumuz İngiltere değil. O maçı Frankfurt’daki basın tribününde santra yuvarlağının tam üstünde yer alan 4 taraflı dev score-boarddan seyrettim, Fransa ile Brezilya’yı beklerken. Açıkcası burada Fransız’ı da, Brezilya’lısı da biletini kapıp gelmiş Alman’ı da hepsi Portekiz’i destekledi. Taraftarın ortak olarak dışarıda istediği İngilizler’di, takımlarından çok da taraftarları. Gerçekten sevilmiyorlar. Halbuki ayıkken hiç fena çocuk değiller. Takım olarak istenmeyenler ise Brezilyalılar, Gana maçında bu açıkça belli oldu. Statta Brezilyalı olanlar dışında kim varsa Gana’yı tuttu. Zannedersiniz ki Gana, Avrupa’nın göbeğinde nüfusunun tamamı beyazlardan oluşan bir ülke. Belli ki iş Brezilya’yı sevenler ve sevmeyenler diye ayrılmaya giriyor. Aslında ülkemizin yabancı olduğu bir durum değil. Gücün karşısında bir ittifak gibi durum. 94’ten beri her turnuvada final yapan, 58’den beri 5 kez kupayı kazanan “sambacılar”a karşı bir yeter artık ittifakı sanki. Örneğin dün yanımda oturan İngiliz gazeteci, kendi takımının elenmesine üzülmekten çok Brezilya’nın elenmesine sevindi. Garip ama böyle. Bu endüstride fazla büyüyen çok sevilmiyor. Ama tabi Brezilya’nın turnuvaya vedasını da sırf sevilmemeye bağlamak garip olur. Onu bağlaacak yer hazır. Eminim bütün Brezilya da ona bağlayacaktır. 1994 Dünya Kupası’nı kazandırmasına rağmen ülkesinde sevilmeyen hocalardan biri olan Parreira, bu takıma böyle futbol oynattırarak ülkesinin futbol kültürüne ihanet etmiştir. Yanılmıyorsam 1990 Dünya Kupası’ndan sonra Franz Beckenbauer, “Brezilya Avrupa’nın üst düzey kulüplerine çok oyuncu veriyor. Avrupa anlayışını kendi anlayışlarıyla birleştirdiklerinde tutulmaz olacaklar” demişti. Brezilya o sözlerin edildiği günden sonra 3 final yaptı iki kupa aldı ama hep geriye gitti. Brezilya Avrupalılaştık’ça futbolları daha çekilmez hale geldi ve Parreira tavan yaptırdı. Efsanevi Garincha, alkole teslim olup ölünce cenazesine 1 milyon kişi katılmıştı. Çünkü o Brezilya’yı futboluyla dünyaya açan adamdı. Pele, onun gibi oynadı, Gerson, Didi, Jairzinho, hep onun gibiydiler. Bügün Brezilya dünyada hala seviliyorsa onlar sayesinde seviliyor. Parreiralar sayesinde değil. Brezilya, Ronaldinho’nun yada Robinho’nun acaba bişey yaparlar mı diye uzun dakikalar boyunca boş boş bekleneceği bir takım olmamalı. Brezilya, Brezilya gibi kalmalı. Alan daraltan, koridor boşaltan, tandem mandem yapan, ilik açan, düğme diken zaten bir sürü takım var ama Brezilya bir tane. Ya da öyleydi. Artık kupa Avruplılar’ın. Benim işim de bu kupayla bitti. Kazanana hayırlı olsun. Kış gelsin Rio’ya gitmeye karar verdim. Plaja. Çünkü orda çocuklar hala benim seyretmeyi özlediğim gibi oynuyorlar.