Gerçek Spor Sitesi

Gerçek Spor Sitesi

09 Aralık 2016 Cuma
Ay çarpması

İzleyiciyi hiç beklemediği bir şekilde yakalayan filmlerden biridir Ay çarpması. İtalyanlarla, Amerikalılar arasında geçen etnik kimliğin ön plana çıktığı on numara bir romantik komedidir ve bunu da aldığı üç Oscar ödülü ile ispatlamıştır.

18 Haziran 2006, Pazar Yorum Yaz
A+ A-

Dünkü İtalya-Amerika futbol ilişkisinde de on numara oyun izlemek için öğlen saatlerinde arabamızla yola çıkıp Kaiserslautern yollarına düştük. Efsane Alman futbolcusu Fritz Walter adının verildiği stada geldiğimizde henüz büyük taraftar kalabalığı şehir merkezinde eğelenmekle meşguldü. Kaiserslautern’in bir özelliği ABD toprakları dışında Amerikalılar’ın nüfusunun en yoğun olduğu yer. Yakınlardaki Ramstein hava üssünden dolayı buralarda 40 binlik bir Amerikalı nüfusu ikamet ediyor. Yani kendi topraklarındaki maçlarda bile Amerikalılar takımlarını candan destekleyecek bir kalabalık bulamazlardı. Dünyanın neresinden takım gelirse gelsin, oradan göç etme 100 binlerin hatta milyonların yaşadığı bir ülkenin milli takımının da böyle ufak dertlerinin olması normal. Şehir tercihi ABD’nin arka bahçesindeki son kalelerinden Paraguaylı hakemin ilk maça verilmesinden sonra FİFA tarafından bu takıma yapılan kıyak mıydı onu da tam olarak kestirmek zor (Gerçi Polonya ile oynanan Mart’taki hazırlık maçında Amerikalılar’ın bu stadı doldurduğu biliniyordu) ama Avrupa Kıtası’nda İtalyanlar’ı bastırmak büyük işti doğrusu. Daniel Negreanu, dünya pokerinin 1997-2004 arası bir numarası annesi ve babası Rumen olduğu için aslında Romanya Milli Takımını tutuyor ama ABD vatandaşı olduğu için sormuşlar turnuvadaki takımları için fikrini. Diyor ki poker ustası, “Çek maçını bizim etraftakiler bizim takımdan çok şey bekledikleri için seyrettim. Ama hiç beğenmedim. Asla bu gruptan çıkamayız. Zaten Amerika, Avrupa kıtasında oynadığı 8 Dünya Kupası maçını da kaybetti.” Türk milli takımı burada olsa ve bizim ünlülerden birine sorsak kim bilir ne “Poker face” yanıtlar alırdık. Keza iki dünya kupasında ABD adına oynamış 90 defa milli formayı giymiş John Harkes de teknik direktör Bruce Arena’ya tavsiyede bulunarak “O’Brian 11’de başlamalı, Beasley sol tarafa kendini iyi hissetiği yere geçmeli, ama yine de ikinci tur için umutlu değilim” diyerek akıl verirken, Arena da bu tavsiyeye Beasley’i iyice sola (yedek kulübesine), alarak O’Brian’a arkadaşlık ettirdi. (Ki Beasley oyuna girdikten sonra çok başarılı oldu.) ABD’nin düne kadar İtalya ile oynadığı karşılaşmalarda 4 yenilgi iki de beraberliği var. 34 dünya kupasındaki 7-1’lik yenilgiyi hatırlacak kimse zaten kalmamıştır. Ama 90 Dünya Kupası’ndaki 1-0’lık yenilgi sonrasında otoriteler ABD takımında bu turnuvadaki ilk maçlarına oranla büyük gelişme var demişlerdi. Kaderin bir cilvesi midir yoksa tesadüfün böylesi mi, o kupada da ABD Milli Takımı o zamanki adıyla Çekoslovakya Milli Takımı’na 5-1 yenilmişti. Tıpkı bundan daha 5 gün önce Çek Milli Takımı’na 3-0 yenildikleri gibi. Dün de gördük ki bu ikinci maç da Amerikalılar’a yaramış. Çekler karşısında belki de erken yedikleri golden sonra bozulan oyunlarından çok daha iyi bir ilk yarı sergilediler. Gillardino’nun golünden sonra biraz da kısmetle buldukları beraberlik sayısı hem morallerini hem de umutlarını ve oyuna konsantrasyonlarını arttırdı. Ama ikinci yarının başında Pope, oyundan atılan ikinci Amerikalı olup İtalyanlar’a bu alanda 1 farklı üstünlük yakalatınca orta sahada şef Pirlo’nun yönetimindeki Azzuriler’e geçti. Gilardino, ilk golden sonra korner direğinin yanına kadar gelip sevinirken Puccini mi çaldı, Verdi mi bilmem ama Pope’un atılmasındaki rolüyle şefi Pirlo’ya nefis bir ortam hazırladı. Hazırlamasına hazırladı da İtalyanlar öyle bir yayılmaya başladılar ki, seyredenler sanki gol atmak istemediklerini düşündü. Öyle ki, geride kalan 9 adamı da ayıptır benzetmesi ama eşek gibi koşan ABD takımı zaman zaman sahada İtalyanlar’dan fazla gibi durdu. Hani insan işin içinde de İtalya da olunca, bahis-mahis öyle şeyler düşünüyor. Ne de olsa Çizmeciler’in bu konuda haklı bir şöhretleri var. Daha geçen ay patlayan Juventus skandalından bakalım ne sonuçlar çıkacak. Belki de 2006 kadrosundan 5 futbolcu Juve ile birlikte seneye Serie A yerine B de top koşturacak. Düseldorf’taki bir otelin barmeni yarattığı son kokteylin adını “Pirlo” koymuş. Kokteyli için iddialı konuşuyor ve “Bu içecek de onun gibi parıltılı” diyor. (Beyaz şarap, Campari ve soda). Ama Pirlo’nun bu parıltısı da takımını ayağa kaldırmaya yetmedi. Dünkü İtalya-ABD karşılaşması da tıpkı Ay Çarpması filmi gibi, sonunda romantik bir komediye dönüştü. Şimdi bu grupta son maçlar tam anlamıyla enfes oldu. Türkiye’deki izleyicilere tavsiyem, Gana-ABD ve İtalya-Çek maçlarını kaçırmamaları.