Gerçek Spor Sitesi

Gerçek Spor Sitesi

04 Aralık 2016 Pazar
Alex’ten daha iyisi bulunur

Schalkeli Lincoln bana göre Fenerbahçe’nin Brezilyalı yıldızından daha başarılı olur. Fiyatı da ondan daha fazla değildir. İstenirse başka alternatifler de bulunur.

04 Nisan 2007, Çarşamba Yorum Yaz
A+ A-

Fenerbahçe, ‘her yıl bir yıldız’ ilkesiyle Real Madrid’in bir kopyası. Ama ‘her yıl altyapıdan bir isim’ de buna eklenip, Raul misali sürekli oynayan, ‘yolcu değil hancı’ bir idol özlemi yok mu? Taraftar sahada gözüne hoş gelen futbolu oynayan, mücadele eden futbolcu ister ve bunun nerden geldiğinin de hiç önemi yoktur. İster alt yapıdan çıksın ister Van İskelespor’dan alınsın. Bunun dışındaki süper star denilen ünlü isimlerin takıma katılmasının sebeplerinin başında başarı kadar ekonomi gelir. Star futbolcunun anlamı, daha çok ürün ve kombine satışı demektir. Yönetimlerin de asıl amacı başarıyı yakalarken ekonomiyi de güçlendirmek olduğu için bu tip transferler yaparlar. Kimse adı sanı duyulmamış bir futbolcu takıma geldiği için gidip kombine almaz ama örneğin adı geçenlerden Roberto Carlos alınsa pek çok kişi kombinesini şimdiden ayırtır, ilk maçına çıkmadan binlerce forma satılır. Ondan sonra iş sahaya geldiğinde ise adı bilinmez ile Roberto Carlos aynı kefeye girer. Kim iyi oynarsa taraftarın gözdesi o olur. Ünlü siyasetçilerden birinin sık kullandığı bir laf vardı, “abesle iştigal” diye. Bu da o tip bir polemik işte. Atmosfer çok etkileyici (!) ama bu sene Fenerbahçe’nin kazandığı bir penaltı yok. Ki verilmesi gereken pozisyon çok. Ya da başka statlarda hakemler daha mı az baskı altında. ‘Suç kimde’ demek geliyor insanın içinden açıkçası. Yok efendim, Saracoğlu’nun atmosferi hakemleri de etkiliyormuş. Böylesine görkemli statlar yapmanın amaçlarından biri de bu değil mi zaten?Geçen günkü pozisyonda Lugano’ya kırmızı kart çıkmadı diye böyle bir genelleme yapmak (ki tartışılır) insaf sınırlarının ötesinde. Üstelik bir şey daha ekleyeyim. Fenerbahçe stadının atmosferi oyun iyi gitmediği zaman hakemi değil Fenerbahçe’nin kendi futbolcusunu olumsuz etkiliyor. Gol ve asist yarışında önde gitmesi bir yana, futbolsever olarak Alex’in ‘estetik’ hareketlerinden haz alıyorum. Avrupa’daki başarısızlık, Alex’i kaybetmek için yeterli bir neden olabilir mi? Soruyu şöyle sorarsan ne cevap vermek gerekir; “Sırf Türkiye’de başarı için Alex’i tutmak gerekir mi?” Bunun cevabı herkes için değişik olabilir kimi taraftar vardır, “Bana ne kardeşim Avrupa’dan. Fenerbahçe her sene burada şampiyon olsun bana yeter” der, kimi de Avrupa’da başarı ister. Aslına bakarsanız Galatasaray UEFA’yı almasaydı kimsenin pek de umurunda olmazdı dışarısı ama rekabet şimdi yurt dışında başarıyı zorunlu kılmış gibi bir hava var. Bana göre ise Fenerbahçe verdiği paraya daha iyisini bulabilir. Örneğin geçen sene seyrettiğimiz Schalke’li Lincoln bana göre Alex’den daha başarılı olur, fiyatı da ondan daha fazla değildir. İstenirse daha alternatifler de çıkar. Bütün bunları Alex’i kötülemek için söylemiyorum, Fenerbahçe’nin pek çok iç saha maçında onun damgası var. Bu tamamen yönetimin tercihi. Neyin ne kadar yettiğine onlar karar verir. Aziz Başkan, şampiyonluk yarışı hakkında ne zaman bir suskunluğa girse, fırtına öncesi sessizlik aklıma geliyor. ‘Atılmayan Lugano değil de, Gökhan Zan veya Tomas olsaydı’ diye düşündüm bir an. Şimdi bu soruyla Fenerbahçe yönetimine haksızlık yapmamak lazım. Son iki yıldır takip ettiğimiz kadarı ile polemiklerden olabildiğince uzak kalmaya çalışan takım Fenerbahçe. Zaman zaman gereksiz çıkışlar yapsalar da hani aklı selim olmayı bir tartıya koysak Fenerbahçe yönetiminin kefesi daha ağır basar gibi. Hazırlayan: Ayhan Yılmaz