Gerçek Spor Sitesi

Gerçek Spor Sitesi

08 Aralık 2016 Perşembe
Yine bir 23 Nisan, keder doluyor insan!

Ayların en güler yüzlüsüdür, nisan ayı... İçimize baharı üfler, yazın kapıda olduğunu müjdeler.

25 Nisan 2007, Çarşamba Yorum Yaz
A+ A-

Ayların en güler yüzlüsüdür, nisan ayı... İçimize baharı üfler, yazın kapıda olduğunu müjdeler. Ağaçlar çiçek açar, göçmen kuşlar geri döner, kelebekler dans eder, bahar yağmurlarıyla duş alır tabiat ana... Rengarenktir doğa. Nisan büyüklerin enerji kaynağıdır; aşk kazanları kaynar, umutlar yeşerir. Çocukların ise her şeyidir nisan ayı. Çocuklar bir başka mutludur, keyiflidir, nisan aylarında. Belki de en çocuksu ay olduğu için öyledir. Yeryüzündeki tek çocuk bayramı da Nisan’dadır. Ve ülkemizdedir. Çocuklarına bayram armağan eden tek dünya ülkesi olmak bizim için ayrı bir övünç kaynağıdır. Her geçen yıl biraz daha gelişen 23 Nisan Çocuk Bayramı, ulusal olmaktan çıkıp, dünya çocuklarının bayramı olmaya son sürat gitmektedir. Her bayram bir neşedir, sevinçtir, coşkudur. Hele bu bayram çocukların bayramıysa... Çocuk sevinçleri, çocuk mutlulukları, çocuk gülüşleri ikiye katlanır, şen şakrak kah kahalar yükselir mavi gökyüzüne doğru... Çocuklar ve ebeveynleri tatlı bir heyecan yaşar her 23 Nisan gününde... Yaşlı gezegenimizde eşi benzeri olmayan bir birlikteliktir bu. Ya bayramı kutlayamayan başka çocuklarımız... Lakin bir de madalyonun öbür yüzü vardır. Neşenin olduğu yerde keder de bulunur. Mutluluk, hüzünle birlikte girer insan yaşamına. Birileri kahkahalar atarken, birileri de hıçkırıklarla sarsılır. Diyalektik bunu gerektirir. Her şey doğada zıttıyla birlikte varlığını sürdürür. Ülkenin bir yerinde çocuklarımız 23 Nisan’ı coşkuyla kutlarken, bir başka yerinde bayramın ne olduğunu bilmeyen çocuklar yaşar; yoksul, aç, biçare... Başka başka yerlerde de bayrama yetişemeyen çocuklarımız bulunur. Kimi kentin ortasındaki bir çukurda kaybolur, kimi kahrolası bir kazada gider. Kimi sağlık hizmetleri verilmediği için ateşli bir hastalığın üstesinden gelemez, kiminin de bedeni, fakirlik ve yoksulluk nedeniyle yeterince gıda alamadığı için bitap düşer; toprağın kara bağrına... Hepsinden kurtulup hasbelkader yaşama tutunanları ise bekleyen tehlike, sevgisiz bir toplumdur. Sokaklarda, evlerde, okullarda, yurtlarda, spor sahalarında istismar edilen çocuklar 23 Nisan’ı nasıl kutlayabilir acep? Nasıl oluyor da bir millet, hem çocuklarına bayram yapıyor, hem de onları bu kadar istismar ediyor, katlediyor, geleceğini karartıyor. Nasıl oluyor, nasıl? UNICEF’in Türkiye raporu tüyler üpreten cinsten Çocuk ölümlerinde dünyanın en önde gelen ülkelerinden biriyiz. Keza, çocuk istismarında, çocuk pornosunda, tacizde, tecavüzde de... Bebeğe tecavüz edilen bir ülke olmanın utancını kara bir leke gibi hala taşıyoruz alnımızda... Kah cehaletten, kah fakirlikten okula gönderilmeyen, kent ve kasaba varoşlarındaki izbe atölyelerde çağdışı koşullarda çalıştırılarak heba edilen yüz binlerce çocuğumuz var. Onların 23 Nisan’ı olur mu, sizce? 23 Nisan’da her çocuk neşelenebilir mi? Çocuklarını sadece bize özgü bir ihmale kurban veren aileler neler hisseder 23 Nisan’da... Nasıl geçer onlar için çocuk haftası? Anlatmak istediklerimi daha somut hale getirmek ve 23 Nisan’ın diğer yüzüne ayna tutmak için Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu’nun (UNICEF) hazırladığı Çocuk Yoksulluğunun Önlenmesi Raporu’nun Türkiye bölümüne bir göz atmamız gerektiğine inanıyorum. Aslında fazla söze gerek yok. Gerçek çok yakıcı... Lütfen yüzleşin: Her 1000 bebekten 37’si 5 yaşından önce ölüyor * 15 yaş altı çocukların yüzde 27.7’si, yani 5.6 milyon çocuk gıda ve gıda dışı yoksulluk içinde yaşıyor. * Kırsal kesimde yaşayan 15 yaş altı çocukların yüzde 40.6’sı yoksullukla karşı karşıya. * 15 yaşın altındaki 4 çocuktan biri oldukça sınırlı bir bütçeyle geçinmek zorunda kalan ailelerin çocukları. Öyle ki bu miktar 2003’te 269 YTL’den bile daha azdı. * 3-6 yaş arası çocuklar arasında okul öncesi eğitim alanların oranı sadece yüzde 16. * 2003 Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre 12-17 yaş arası çalışan çocuk sayısı 770 bin. * Türkiye Nüfus ve Sağlı Araştırması 2003 verilerine göre ailelerin yüzde 10’u temiz içme suyundan yoksun; 13.5’i sağlık hizmeti alamıyor. * Çocukların yüzde 46’sı tam olarak aşılanmıyor; yüzde 3’üne ise hiç aşı yapılmıyor. • 1000 bebekten 29’u bir yaşını tamamlamadan, 37’si beş yaşından önce hayatını kaybediyor.