Gerçek Spor Sitesi

Gerçek Spor Sitesi

10 Aralık 2016 Cumartesi
Yengeç sepeti!

Denizden toplanıp bir sepete doldurulan yengeçler, dışarı çıkmaya çalışanı aşağı çeker ve bir süre sonra da birbirlerini yerlermiş. Onları yok etmek için dışarıdan bir müdahaleye gerek olmazmış. Yengeç, yengecin kurduymuş! Tıpkı biz Türkler gibi!

06 Haziran 2007, Çarşamba Yorum Yaz
A+ A-

Denizden toplanıp bir sepete doldurulan yengeçler, dışarı çıkmaya çalışanı aşağı çeker ve bir süre sonra da birbirlerini yerlermiş. Onları yok etmek için dışarıdan bir müdahaleye gerek olmazmış. Yengeç, yengecin kurduymuş! Tıpkı biz Türkler gibi! Dev bir yengeç sepetine çevirdiğimiz güzelim ülkemizde birbirimizi yok etmek için öylesine akıl almaz taktikler geliştiriyoruz ki, şeytanın bile pabucunu dama atıyoruz. Uzlaşı kültürünün yerine linç kültürünü koyduğumuzdan beri, nice değerlerimizi alaşağı ettik veya arkalarına bile bakmadan ülkeyi terketmelerine yol açtık. Başarmak için yola çıkanlar, çıktığına da, çıkacağına da bin pişman ediliyor. Öylesine ağır saldırılara uğruyorlar ki, insanın aklı hafsalası almıyor. Sinirleri sağlam olanlar, vasatların hücumlarını savuşturabiliyor, dayanıksız olanlar ise, “Lanet olsun” diyerek alıp başını gidiyor, kendilerine yaban diyarlarda gelecek arıyorlar. Beraberlerinde yeteneklerini, öfkelerini ve kırgınlıklarını da götürerek... Toplumsal lince maruz kalan son değerimiz ise Ertuğrul Sağlam. Beşiktaş’ın başına geçeceği yönündeki haberler çıktığı andan beri adeta parça pinçik ediliyor genç teknik adam. Beşiktaş’ın ağırlığını kaldıramayacağından tutun da, dindarlığına ve eşinin başörtüsüne kadar o kadar haksız ve mesnetsiz eleştirilere maruz kalıyor ki, insanın vicdanı sızlıyor. Dört bir yanı sarılmış durumda Ertuğrul Hoca’nın... Bir taraftan Siyah-Beyazlı takıma antrenör olmak isteyenlerin oluşturduğu lobi, bir taraftan kendi adamını takıma antrenör yapmak isteyen yöneticiler, bir diğer taraftan da laubali olmadığı, yüz vermediği Beşiktaş basını tarafından kuşatılmış durumda. Ve saldırılar sürekli belden aşağı. Bunu yapanların, Ertuğrul Sağlam’ın futbolculuğunda dahi kendisini teknik direktörlüğe hazırladığını, dünya futbolunu yakından takip ettiğini, gerek yurtiçinde gerekse yurtdışında bir çok seminer ve kurstan geçtiğini, bir Anadolu kulübünde iki yıl kalmayı başardığını, çalıştırdığı takımlara pozitif futbol oynattığını bilmemeleri mümkün mü? Elbette değil. Zaten sorun da bu değil. Sorun, hastalıklı bir yapıya sahip olmamız. Herkes bir hesap peşinde. Bir yerlerden kendilerine bir şeyler yontmanın çabası içindeler. Onları ne Beşiktaş’ın geleceği ilgilendiriyor, ne de Ertuğrul Sağlam’ın başarıp başaramayacağı. Onları ilgilendiren, Beşiktaş’ı ellerinde oyuncak yapıp istedikleri gibi oynamak. Bu oyuncak ellerinden alınmak istendiğinde de her türlü densizliği, pervasızlığı yapmaktan çekinmiyorlar. Yıldırım Demirören’in başkan olduğu günden beri belki de yaptığı en olumlu icraattır, Ertuğrul Sağlam’ı takımın başına getirmek. Bu bir devrimdir. Ve devrimler hep sancılı geçer. Lig başlayıp, bir iki maç kaybedildiğinde silahlar bir kez daha çekilecek ve Ertuğrul Sağlam bir daha ayağa kalkamayacak şekilde, darmadağın edilmek istenecektir. Beşiktaş başkanına düşen, Ertuğrul Hoca’nın sonuna kadar arkasında durmaktır. Aksi takdirde kendisi de Ertuğrul Sağlam ile birlikte yengeç sepetinin dibini boylar! Hem kendi kaybeder, hem Beşiktaş, hem de Türk futbolu... Bu ülkenin bir değerini daha yitirmeye tahammülü yok. Üstelik, bugüne kadar kaybettiklerimizin acısı hala yüreklerimizi kor gibi yakmaya devam ederken... Cimnastik festivali En önemli kalıtımsal hastalıklarımızdan biri de, her şeyi devletten beklememizdir. Bir yurttaş olarak bizlerin de ülkemize karşı bazı sorumluluklarımız, yükümlülüklerimiz olduğunu unuturuz genelde... Sadece vergi vermekle görevimizi yerine getirdiğimizi sanırız. Bu doğru bir yaklaşım değildir. Vergiden daha fazlasını yapmalıyız ülkemiz için. Herkes taşın altına elini sokmalıdır. Kimi yeteneğiyle, kimi bilgisiyle, kimi zekasıyla, kimi parasıyla bir şeyler üretmelidir. Tıpkı Sevtap Aytuğ hanımefendi gibi... Kendisinden, son yılların en önemli cimnastikçisi Ümit Şamiloğlu’na verdiği destekten dolayı daha önce bir yazımızda sözetmiştik (O yazıda işlerinin bozulduğundan bahsetmiştik, ama bu, bereket ki doğru değilmiş). Meğer Sevtap Hanım bundan fazlasını da yapıyormuş. Cimnastik sporunu geliştirmek, sevdirmek, tanıtmak ve altyapısına katkıda bulunmak için bir avuç gönüllü sporsever ile birlikte bir ‘Uluslararası Cimnastik Festivali’ düzenleyeceklermiş. Festival, 28 Haziran-1 Temmuz tarihleri arasında İstanbul Maltepe Stadı’nda yapılacakmış. CimCim Harikalar Gençlik ve Spor Kulübü ile Çekmeköy Rotary Kulübü’nun birlikte organize ettiği festivale yurtdışından ve Türkiye’nin her yerinden küçük sporcular katılacakmış. Hedeflerini, ülkemizde kökten değişim sağlayacak, özgüvenli, emek vererek bir şeylere ulaşmayı prensip edinmiş, hem fiziksel hem de ruhsal açıdan sağlam bireylerin yetişmesi için cimnastiğin yaygınlaştırılması olarak belirlemişler. Umarım hedeflerine ulaşırlar. O tarihlerde Maltepe Stadı’na uğramanızda fayda var. Bu ülkede iyi şeyler de oluyor diyebilmeniz için...