Gerçek Spor Sitesi

Gerçek Spor Sitesi

05 Aralık 2016 Pazartesi
Size anlatayım Sayın Gökşen!

Galatasaray son yılların en ilginç şampiyonluk mücadelesini veriyor. Bir yanda yokluklarla boğuşurken, diğer yanda tüm ekipmanlarıyla oturmuş, saat gibi tıkır tıkır işleyen Fenerbahçe’ye karşı soluk soluğa bir yarış çıkarıyor. Aslında, ligi ilk sırada göğüsleyemese bile, her sezon ‘adettendir’ diye kaybedene verilen, “Gönüllerin Şampiyonu” payesini gerçek anlamda haketmiş olacak.

06 Nisan 2006, Perşembe Yorum Yaz
A+ A-

Gelgelelim, Sarı-Kırmızılı takım, böylesine anlamlı bir mücadelesinde yandaşları tarafından yalnız bırakılıyor. Seyirci bir türlü stadı doldurmuyor. ‘Dünya Markası’ olmakla övünen Galatasaray, maçlarını adeta boş tribünlere oynuyor. Stada gelenler de, ya yönetimle, ya da futbolcularla didişerek, takımın motivasyonunu olumsuz etkiliyor. Geçtiğimiz hafta sonu yönetici Fatih Gökşen, Gençlerbirliği maçı çıkışında bu konuda sorulan bir soruya şu yanıtı verdi: “Valla tribünlerin neden dolmadığını ben de anlayamıyorum. Seyircinin neden maça gelmediğini bilemiyorum. Düşünüyorum, taşınıyorum, bir cevap bulamıyorum.” Bundan üç yıl önce İsmail Gökçek’in jübilesi için oynanan Galatasaray-Trabzonspor maçına ben de gitmiştim. Gökçek’e katkı olsun diye karşılaşmayı basın tribününden değil de kapalı tribünden izlemeyi tercih etmiştim. Seyirci az olmasına rağmen maça girene kadar 8-10 polisin gözü önünde yankesiciye çarpılmak dahil, başıma gelmeyen kalmamıştı. Karaborsacıların, polislerin hemen yanıbaşında estirdiği terörü görünce gözlerime inanamamıştım. Kapılardaki izdiham, kırık dökük tuvaletler, akmayan sular, koltuğunuzu işgal eden ve sizi ayakta durmaya, küfür etmeye zorlayan çeteler ise cabası... Eve gelir gelmez, şaşkınlığımı atlattıktan sonra ilk işim, hasta Galatasaraylı yeğenimi arayıp onun bir daha maçlara gitmemesini sağlamak olmuştu. Bu olayı o günlerde kaleme almış ve Galatasaray yönetimini uyarmıştım. Ancak ne var ki, o günden bugüne Ali Sami Yen’de değişen bir şey yok. Manzara yine aynı. Hatta daha da beter. Bunu maça gittiğimde kendim gözlemliyorum, dostlarımdan dinliyorum, kameralara yansıyan görüntülerden görüyorum, gelen maillerden okuyorum. Bunu yöneticiler bilmiyor mu? Elbette biliyorlar. Benim anlayamadığım, neden şaşırıyorlar? Yoksa şaşırıyormuş gibi mi yapıyorlar?!! En iyisi, lafı fazla uzatmadan, yakın zamanda gelen ve her daim güncelliğini koruyan bir maili görüşlerinize sunayım: “Galatasaray-Vestel Manisa maçı için stat gişesinden bilet alacağız. Sadece 2 gişe var. Biri açık, diğeri kapalı biletlerini satıyor. Biz açık bilet alacaktık ama tek gişenin önünde yaklaşık 200 kişilik sıra vardı. Sıraya girdik. Biz beklerken, diğer taraftan biletini alan gidiyor. Bu durum yarım saat sürdü, sonra izdiham başladı. Derken sıra kalmadı. Herkes o tek gişenin önünde yığıldı. Etrafta düzeni sağlayacak tek bir polis bile yoktu. En sonunda olaya karaborsacılar müdahale etti. Adamlar gişenin üstüne çıkıyor, yukarıdan aşağıya atlayıp bileti alıyorlardı. Bir kaç kişi inatla beklemeye devam ettik. Ama karaborsacılardan biri, yine gişenin üstüne çıkarak insanları oradan uzaklaştırmak için kafalarına basmaya başladı. Bunun üzerine gişeden uzaklaşmak zorunda kaldık. Biz üç arkadaş Beylikdüzü’nden Mecidiyeköy’e 1.5 saatte gelmiştik. Maçı izlemeden dönmemek için mecburen karaborsadan bilet almak zorunda kaldık. Lütfen bu soruna değinin, yoksa orada bir linç olayının olmaması işten bile değil.”