Gerçek Spor Sitesi

Gerçek Spor Sitesi

05 Aralık 2016 Pazartesi
Öteki hayatlar...

Hiç düşündünüz mü?.. Nerede, ne zaman, ne şekilde sonlanacağını bilemediğimiz şu esrarlı hayat yolculuğumuz kaç evreden oluşuyor?

28 Mart 2007, Çarşamba Yorum Yaz
A+ A-

Hiç düşündünüz mü?.. Nerede, ne zaman, ne şekilde sonlanacağını bilemediğimiz şu esrarlı hayat yolculuğumuz kaç evreden oluşuyor? Hayatımız kaç parça? Bir hayatın içinde kaç hayat yaşıyoruz? Birinden birine geçerken, geride neleri bırakıyoruz? Ve ileride bizi neler bekliyor? Kim bilir? Ama çok iyi bildiğimiz bir şey var ki, o da, hemen herkesin yanıbaşında yaşanan, bizimkine hiç benzemeyen ve çoğunlukla görmezden gelinen trajik hayatların varlığıdır. Bir gün, er ya da geç bizim de yaşayacağımız onulmaz acılarla dolu ‘öteki hayatlar’ı kastediyorum. Bir kırılma anıyla; ne bileyim, bir trajik kaza, amansız bir hastalık ya da yaşanan duygusal bir travmayla bir anda kendimizi içinde bulabileceğimiz hayatın öte yakasından söz etmek istiyorum, bugün de sizlere... Onlardan birini geçen hafta anlatmıştım. Beyin kanserine yakalanarak genç yaşta bu dünyadan kopup giden Mustafa Türe’nin hazin öyküsünü aktarmıştım. Kansere dikkat çekmek için onun anısına Bozüyük’te düzenlenecek basketbol turnuvasından bahsetmiştim. Meğer Bozüyük’te trajedi içinde trajedi yaşanıyormuş. O turnuvanın bir amacı daha varmış. Dörtlü turnuvadan elde edilecek gelir, tıpkı Mustafa gibi kanserle boğuşan 11 yaşındaki Alper Sayer’in tedavisinde kulanılacakmış. Bozüyüklüler Alper Sayer için seferber olmuş. Siz de olun!.. Önce Alper Sayer’in hikayesini özetleyeyim: Alper, 1 Nisan 1996’da Eskişehir’de doğmuş. İki çocuklu bir ailenin küçüğüymüş. Babasının işi nedeniyle küçük yaşta Bozüyük’e gelmiş. Derslerinde oldukça başarılı, cıvıl cıvıl, hayat dolu bir çocukmuş Alper. En büyük hayali bilim adamı olmakmış. Kuşları, ev hayvanlarını, Barış Manço’yu ve Fenerbahçe’yi çok severmiş. Bağlama çalarmış, tekvando sporuyla uğraşırmış. Gelgelelim, Alper’in hayatı bu ayın başında konan lösemi teşhisi nedeniyle bir anda kararıvermiş. Halen Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Eğitim, Uygulama ve Araştırma Hastanesi’nin onkoloji servisinde tedavisi devam ediyormuş küçük Alper’in... Alper’in hastalığı yenebilmesi için maddi ve manevi büyük bir desteğe ihtiyacı var. Bildiğiniz gibi lösemi oldukça masraflı bir hastalık. Ancak topyekün bir mücadeleyle üstesinden gelinebilinir. Ne var ki, bu zorlu savaşına sekte vuracak bir darbeyi, daha hastalanmadan önce yemiş talihsiz Alper... Babası iki ay önce işten çıkarılmış. Sayer ailesi lösemili bir çocuk ve işsiz bir babayla perişan olmuş. Lakin bu aşamada Anadolu insanının en önemli hasleti olan dayanışma duygusu devreye girmiş. Gencecik Mustafalarını kaybeden Bozüyüklüler, minicik Alperlerinin de sonsuzluğa kanat çırpmaması için Sayer ailesine sahip çıkmış. Alper’in tedavisinin devam edebilmesi için yardım kampanyası başlatmışlar. Bunu Bozüyüklüler’in ortak sesi www.bozuyuk11.com sitesiyle kamuoyuna duyurmuşlar. Sahile vuran deniz yıldızlarını suya atan o yaşlı adamı unutmayın Ayrıca Alper’in adına www.alpersayer.com isimli bir destek sitesi daha kurmuşlar. Bu siteye girdiğiniz zaman öteki hayatlardan biriyle tanışıyorsunuz. Talihsiz Alper’in kısalardan kısa özgeçmişi ve fotoğraflarıyla karşılaşıyorsunuz. Alperciğin gülen gözleriyle göz göze geliyorsunuz. Işık saçan yüzünün yüzünüzü aydınlattığını hissediyorsunuz. Ve bir an o nurlu yüzün her geçen gün solduğunu aklınıza getiriyorsunuz. İçiniz titriyor. Kendinizi tarifsiz bir hüznün sarmalında buluyorsunuz. Bir şeyler yapılması gerektiğini düşünüyorsunuz. İçinizden bazılarının, ‘Alper gibi bu ülkede binlerce, belki milyonlarca çocuk var. ne yapabiliriz ki’ dediğini duyar gibiyim. Evet, doğrudur. Bu ülkede yaşanan on binlerce, milyonlarca dramdan sadece biri, Alper’in hikayesi... Hepsine yetişmemiz elbette mümkün değildir. Fakat ben yine de sizi, Alper’in bir kum tanesi gibi avucumuzun içinden kaymasını önlemek için taşın altına elinizi sokmaya davet ediyor ve bu köşede daha önce de naklettiğim bilinen bir öyküyü bir kez daha hatırlatıyorum: Yazı yazmak için okyanus sahillerine giden bir yazar, sabaha karşı kumsalda dans eder gibi hareketler yapan birini görür. Biraz yaklaşınca, bu kişinin sahile vuran deniz yıldızlarını, okyanusa atan yaşlı bir adam olduğunu fark eder. Yaşlı adama yaklaşır: - Neden deniz yıldızlarını okyanusa atıyorsun? Yaşlı adam yanıtlar; - Birazdan güneş yükselip, sular çekilecek. Onları suya atmazsam sıcaktan kavrularak ölecekler. Yazar sorar; - Kilometrelerce sahil, binlerce denizyıldızı var. Hepsine yetişemen mümkün değil, ne fark edecek ki? Yaşlı adam eğilir, yerden bir denizyıldızı daha alır ve okyanusa fırlatır. - Onun için fark etti ama... NOT: Alper Sayer’e yardım etmek isteyenler için hesap numarası: T.C. Ziraat Bankası Bozüyük Şubesi: 122 47720195-5001