ŞİFREMİ UNUTTUM

EMAİL ADRESİ

Yeni şifre için eposta hesabınızda junk/çöp dizinini de kontrol ediniz.

AKTİVASYON KODU TALEBİ

EMAİL ADRESİ

Aktivasyon kodu için eposta hesabınızda junk/çöp dizinini de kontrol ediniz.

ÜYE GİRİŞ DURUM




Daha iyi bir görüntü için telefon çevirin!

YAZARLAR

Mülksüzler

29.11.2004

İstanbulspor cami avlusuna bırakılmış gayrimeşru çocuklar gibi... Onu bir anda kucağında bulan devletin şefkatli kollarında yeni bir gelecek arıyor. Ama ne var ki, devlet baba sadece karnını doyuruyor, gündelik ihtiyaçlarını karşılıyor. Sarı-Siyahlı kulübü teslim edecek emin eller arıyor ama bulamıyor. Yani alıcısı yok. Çünkü ne stadı var, ne doğru dürüst tesisi, ne kurumsal kimliği, ne de taraftarı... Kim niye alsın ki? Kendine oyuncak arayan Cem Uzan gibi bir çılgın da yok ki ortalıkta.

Üç büyüklerde miadını dolduranların omurgasını oluşturduğu İstanbulspor, Bayrampaşa, Güngören derken, şimdi de Zeytinburnu Stadı’nda varoluş mücadelesi veriyor. Burada nispeten kendine bir taraftar topluluğu bulmuş. Zeytinburnu’nun çocuğu olan Musa Büyük’ün yüzü suyu hürmetine tribünleri dolduran ilçe sakinleri, Sarı-Siyahlı futbolcuları bağrına basıyor. Ama bu dahi sahadaki futbolun kalitesini artırmaya yetmiyor. İstanbulspor arada bir parıltı yapıyor... O da üç puanı almaya yetiyor. Zira karşısında rakip yok! Kendine alıcı bulamayan bir başka Süper Lig takımı olan Sakaryaspor, “benim ne işim var burada” havasında. Sol kanattan etkili bindirmeler yapan ve takımının neredeyse bütün ataklarında imzası olan Fatih Ceylan’ın dışında dikkat çekecek futbolcuları yok. Anlaşılan onlar da Süper Lig’e emanet! İki takım arasındaki tek fark, İstanbulspor’un Süper Lig tecrübesine sahip futbolcularının olmasıydı. Abdullah ile Saffet Akbaş, tecrübeleriyle, Faruk da hırsı ve enerjisiyle sivrilirken, Ahmet Dursun da fırsatçılığını konuşturdu. Ve biz de sabaha kadar golsüz bitecek bir maçta üç gol izleyebilme fırsatını bulduk.

0 YORUM