Muhammed'in suçu neydi?

29 Ekim 2011, Cumartesi 12:00
- A +

Üç gün içinde Türkiye'nin gündemine oturan Muhammed Demir'in gökten zembille düştüğünü mü sanıyorsunuz. Genç milli takımlarda maç başına bir gol ortalamasıyla oynayan Demir, bugüne kadar kendisini görmezden gelenlerin utancıdır.

Gün geçmesin ki, kulüplerimizin devasa borçlarıyla ilgili haberlerle karşılaşmayalım. Üstelik gelirleri, bir kaç yıl öncesine nazaran kat be kat artmışken! Bunun böyle olmasının en büyük nedeni hiç kuşkusuz yöneticilerin transfer hovardalığıdır. Sınırsız yabancı transferini fırsat bilen kulüp yöneticileri, öylesine akılsız işlere imza atıyorlar ki, Türkiye kısa sürede vasat futbolcu mezarlığına dönüyor. Gelenler de, rüyalarında göremeyecekleri paraları kazanarak ülkelerine servet sahibi olarak dönüyorlar. Tabii bu arada olan da, altyapıda fırsat bekleyen yerli yıldız adaylarına oluyor. İşte bunlardan biri de üç gün içinde oynadığı iki maçla Türkiye'nin gündemine oturan 19 yaşındaki Muhammed Demir'dir. Eminim, "Şimdi bu genç de nereden çıktı?" diye düşünenleriniz çoğunluktadır.

Keşfedilmeyi bekledi!


Muhammed durup dururken ortaya çıkmadı. Gökten zembille de inmedi. Zaten vardı. Ama görmezden geliniyordu. Önce Ertuğrul Sağlam tarafından derdest edildi. Altyapısından yetiştiği Bursaspor'da toplam bir saat bile forma giyemedi. Sözleşmesini yenilemeyince de kadro dışı bırakıldı. Ardından Gaziantep'in yolunu tuttu. Ne var ki kendisini transfer eden Tolunay Kafkas da nedendir bilinmez, yüzüne bakmadı. Üstelik takım, tarihinin en kötü sezon başlangıcını yapmasına rağmen. Muhammed bütün bunları yaşadığı süreçte ise genç milli takımlarda leblebi gibi gol atmaya devam etti. Maç başına bir gol ortalamasıyla oynayan genç futbolcuyu bir kaç yıl sonra Dört Büyüklerden birinde milyonlarca Euro'ya forma giyerken görebilirsiniz. Ama önce, Brozek'ler, Henrique'ler, Bienvenu'ler, Edu'lar, 'Büdü'ler ve daha nicelerinin eşek yüküyle parayı ceplerine indirmeleri gerekir! Ki, rahatlayalım!

Yine yeniden hakemler!

Muhammed'in futboluyla içimizi ısıttığı haftaya bir kez daha hakem hataları damgasını vurdu. En bilineni hiç kuşkusuz Abdullah Yılmaz'ın Galatasaray-Gaziantep maçını katletmesiydi. Servet'in kırmızı kart gördüğü pozisyonda Yılmaz'ın kararı için 'büyük hata' demek bile hafif kalır. Bu kararda hakemin niyetinin sorgulanması gerekir. Maç içinde verdiği diğer yanlış kararlar ise ipin ucunu kaçırmasının sonucudur. Değinmek istediğim bir diğer konu ise, Sivas-Mersin maçında Hüseyin Göçek'in Eneramo'ya gösterdiği sarı karttır. Kurallara göre kart doğrudur. Futbolcu formasını sıyırıp başını kapattığı için sarı kart görmesi gerekir. Burada Göçek kuralı uyguladı. Ancak işin bir de insani boyutu var. Eneramo bir kaç gün önce kaybettiği annesine adıyordu, attığı golü. Bunu formasının altındaki fanilasına da yazmış ve gol sonrası taraftara göstermişti. Belki eski kafayım ama, burada ben hakem olsam o kuralı uygulamazdım. Eneramo'yla empati kurardım. Acısını paylaşırdım. Tepkisini anlayışla karşılardım. Yaptığı kural ihlalini görmezden gelirdim. Ama Göçek bunu yapmadı. Keşke Hüseyin Göçek bütün kuralları, tüm maçlarında böyle titizlikle uygulasa da, alem hakem görse! İki hafta önceki Galatasaray-Bursa maçında uygulamadığı kurallar henüz hafızalarda yerini koruyor da...

YORUM YAZ