Gerçek Spor Sitesi

Gerçek Spor Sitesi

09 Aralık 2016 Cuma
Fenerbahçe Spor Cumhuriyeti!

Üç Büyükler'in sadece futboldan ibaret olmadığını kavradığımda askerliğini henüz bitirmiş ve hayatla mücadelesinde çok fazla yenilgi almamış bir yeni yetmeydim.

12 Haziran 2008, Perşembe Yorum Yaz
A+ A-

Üç Büyükler’in sadece futboldan ibaret olmadığını kavradığımda askerliğini henüz bitirmiş ve hayatla mücadelesinde çok fazla yenilgi almamış bir yeni yetmeydim. Taraftarı olduğum Galatasaray’ın 14 yıl aradan sonra elde ettiği şampiyonluk kutlamaları için Ali Sami Yen’de bir kaç arkadaşımla birlikte yerimi almıştım. Bir türlü gelmek bilmeyen o şampiyonluk için ergenlik çağını kaybeden biri olarak büyük bir heyecanla bize bu onuru yaşatan futbol takımının geçit resmini bekliyorduk ki, aniden bir anons duyduk. Galatasaray Kulübü’nün faaliyet gösterdiği 14 branşın 13’ünde şampiyonluk sevinci yaşadığı ve tüm takımların stadı turlayarak taraftarı selamlayacağı bildirildi. Amatör branşlarda faaliyet gösterip de hiç kimsenin doğru dürüst adlarını bilmediği o isimsiz kahramanlar futbol takımından önce önümüzden geçerken tüylerimin diken diken olduğunu hissettim. Büyük bir onur ve gurur duydum. Galatasaray’ın çok daha derin anlamlar ifade ettiğini fark ettim. 

2008 Fenerbahçe’nin
altın yılı olmuştur

Bu durum, benim futbolun yanı sıra diğer branşlara da ilgi duymama ve takip etmeme neden oldu. Ve gördüm ki, sadece Galatasaray değil, Fenerbahçe ve Beşiktaş da amatör sporculara kucak açmışlardı. Aralarında bu alanda da büyük rekabet vardı. Bu rekabet bugün de bütün hızıyla devam ediyor. Üstelik, söz konusu branşlara büyük katkı sağlamak suretiyle...
Ancak bugün gelinen noktada Fenerbahçe’nin diğer ezeli rakiplerinin bir hayli önüne geçtiği görülüyor. Aziz Yıldırım ile başlayan kurumsallaşmanın ve çağdaş bir kulüp yapısına kavuşmanın kaçınılmaz sonucu olarak Sarı-Lacivertli camia, amatör branşlar için adeta çekim merkezi olmuş durumda. Fenerbahçe futbolda şampiyonluğu ezeli rekibine kaptırdı, ama faaliyet gösterdiği tüm branşlarda sezonu zirvede tamamlamasını bildi. Basketbolda elde edilen çifte zaferin yanısıra erkek voleybol takımının tarihindeki ilk şampiyonluğu, kızların finalde kaybetmesi, masa tenisinde, kürekte, boksta, yelkende sezonun zirvede tamamlanması Fenerbahçe açısından gurur vesilesi sayılması gereken sportif başarılardır. Bütün bunlara atletizm ve yüzmedeki muhtemel şampiyonlukları da eklersek, 2008’in Fenerbahçe’nin altın yıllarından biri olduğunu kolaylıkla söyleyebiliriz. Aslına bakarsanız, Fenerbahçe son bir kaç yıldır tüm branşlarda bir şekilde ilk ikiye girmeyi başarıyor. Bu da, Aziz Yıldırım’ın kulüpte nasıl bir istikrar sağladığının açık bir göstergesidir. Bu istikrarın bundan sonraki yıllarda da artarak devam edeceğini söylememiz kehanet sayılmaz. Zira, Fenerbahçe Kulübü’nün amatör branşlara harcadığı 30 milyon dolar gibi devasa bir yıllık bütçesi ile profesyonel yapılanması bulunuyor. Mevcut tesisler ile bir kaç yıl içinde gerçekleştirilmesi beklenen projeleri de hesaba katarsak, Fenerbahçe’nin Avrupa’nın en önemli spor kulüplerinden biri olacağını iddia edebiliriz. Tabii, iç çekişmelerini, maddi sorunlarını henüz aşamayan, kurumsallaşma yolunda kaplumbağa hızıyla hareket eden ezeli rakipleriyle arasındaki makası bir hayli açacağını da... 

Aziz Yıldırım asıl şimdi
yılın spor adamı olmalıdır
Bir latife olarak Fenerbahçe’ye yakıştırılan ‘Cumhuriyet’ sıfatının şimdi bir realite olduğunu düşünüyorum. Fenerbahçe gerçekten bir Cumhuriyet olmuş durumda. Ama Spor Cumhuriyeti! Fenerbahçe’nin futbolda elde ettiği başarıların ardından tüm medyanın, çeşitli kurum ve kuruluşların Aziz Yıldırım’a vermek için yarıştığı ‘Yılın Spor Adamı’ ödülünü aslında 2008 yılı sonunda vermeleri gerekmektedir. Zira Aziz Bey, bu ödülü hak ediyorsa, gerçekten bu yıl hak etmiştir. Futbolla birlikte olimpik sporlara yaptığı yatırımlarla yalnız Fenerbahçe’ye değil, Türk sporuna da büyük katkı yaptığı için. Zaten spor adamı kimliğini taşımanın tek yolu da bu değil midir? İster sevin, ister sevmeyin, ister kızın, ister kızmayın, hatta nefret bile etseniz yalnız bu yönüyle bile Aziz Yıldırım saygıyı ve minneti hak ediyor. Hatta diğer kulüp başkanlarına da bu sportif kimliğiyle örnek teşkil ediyor. Türk sporu Aziz Yıldırım ve Fenerbahçe’ye şükran borçludur. Umarım ezeli rakipleri Galatasaray ve Beşiktaş da en kısa zamanda tüm branşlarda Fenerbahçe’nin düzeyine gelir de, 70 milyonluk bir ülke olarak olimpiyat oyunlarına 60 sporcuyla gitme utancından kurtuluruz.