Gerçek Spor Sitesi

Gerçek Spor Sitesi

08 Aralık 2016 Perşembe
Derbi demeye...

Özel bir nedenden dolayı -ki o ileride başka bir yazı konusu olacak- tam 19 yıldır Galasaray-Beşiktaş derbisine gitmiyordum.

11 Ocak 2007, Perşembe Yorum Yaz
A+ A-

Dün geceki derbide görevli olduğum bildirilince, sonsuza kadar içimde taşıyacağım o sızıya rağmen bağrıma taş basarak tribündeki yerimi aldım. Gördüm ki, her geçen gün tadı kaçan hayatla birlikte derbilerin de tadı da kaçıyor. Bir Galatasaray-Beşiktaş maçının 500 kişiye oynanacağını rüyamda görsem inanmazdım. Ama futbolun ‘ekonomi-politik’i, büyükleri bir otel stadında oynamaya mahküm ediyor işte... Muhtemeldir ki, gerek organizasyonu yapan Efes Pilsen firması, gerekse yayıncı kuruluş iki büyükten birinin final oynamasını arzuluyordu... Ancak ne var ki, Galatasaray ve Beşiktaş’ın ilk iki gün bu kadar kötü bir performans göstereceklerini hesaplayamamışlardı. Aslında iki takımımızın dün gece de iyi olduğunu söylemek mümkün değildi. Sadece kötünün iyisi vardı sahada... O da Galatasaray’dı. Yabancılarını tribün çıkaran Gerets’in sahaya sürdüğü yerli oyuncular, özellikle ilk yarıda Beşiktaş’a karşı bariz bir üstünlük kurdular. Bu bölümde farkı arttıramamalarının nedeni Hasan Kabze’nin beklenenin de altında bir performans sergilemesiydi. Orta alanda görev alan Mehmet Güven, sahanın en iyilerinden biri olarak göze çarparken, Arda’nın zaman zaman yaptığı şovlar, futbolsuz gecede gözümüzün pasını sildi. Nobre girdikten sonra oyunda dengeyi sağlayan Beşiktaş’ta Gökhan Zan ile Burak’ın dışında büyük takım topçusu gibi oynayan futbolcu bulmak zordu. Siyah-Beyazlı takım, bu kadro yapısıyla ligin ikinci yarısında da taraftarına kahır mektubu yazdırır. Beşiktaş sanki küçülmeye gitmiş gibi! Galatasaray’ın tam maçı aldığı düşünüldüğü sırada stoperleri tekme tokat döverek sindiren Nobre’nin uzatmada attığı kafa gölü, Sarı-Kırmızılı takımın bir kaç yıldır yaşadığı ‘Nobre Sendromu’ nun bir kez daha ortaya çıkmasıydı. Tanrı umarım bana bir daha mahalle maçı gibi bir derbi seyrettirmez...