ŞİFREMİ UNUTTUM

EMAİL ADRESİ

Yeni şifre için eposta hesabınızda junk/çöp dizinini de kontrol ediniz.

AKTİVASYON KODU TALEBİ

EMAİL ADRESİ

Aktivasyon kodu için eposta hesabınızda junk/çöp dizinini de kontrol ediniz.

ÜYE GİRİŞ DURUM




Daha iyi bir görüntü için telefon çevirin!

YAZARLAR

Derbi değil darbe!

12.05.2005

Aracımız Atatürk Olimpiyat Stadı’na yaklaştığında karşılaştığımız manzara, 12 Eylül 1980 günlerini andırıyordu. Sanki bir maça değil de, operasyon bölgesine gidiyor gibiydik. Dağ taş, polis, asker kaynıyordu. Yollar kesilmiş, barikatlar kurulmuş, insanlar didik didik aranıyordu. Bir futbol müsabakasının böyle bir atmosfere neden olması, Türk’ün, Türk’e ettiğinin en uç noktası olsa gerek. Bir dönemler ideolojik nedenlerle birbirine düşman olan halkımız, bu kez basit bir oyun ve renk aşkı dolayısıyla kamplara bölünmeyi başarıverdi.

Bilet fiyatlarının yüksekliği nedeniyle tribünleri boş bırakan seyirci, nasıl bir futbol şölenini kaçırdığını anladı, ama iş işten geçtikten sonra. Gerçekten iki takım da maç öncesi yaratılan gerileme rağmen sahada iyi niyetleri ile centilmence mücadele ettiler. Dışarıdaki ve tribünlerdeki gerilimi sahaya yansıtmadılar. Böyle olunca da izleyenlere bir futbol keyfi yaşattılar. Galatasaray’da Necati, başlama düdüğü ile birlikte maça ağırlığını koydu. Birinci ve üçüncü golün asistini yapan yıldız futbolcu, bir de gol atarak geceye damgasını vurdu, büyük futbolcunun, büyük maçlarda ortaya çıktığı gerçeğini bir kez daha hatırlattı. Oyundan çıktıktan sonra ise bir başka büyük yıldız Hakan Şükür devreye girdi. Maçın istatistiklerine bakılırsa gerek topla oynama, gerek pozisyona girme, gerekse kaleye atılan şutlarda Fenerbahçe’nin önde olduğunu görüyoruz. Ama maçı kazanan Galatasaray! Futbol işte böyle bir oyun. İstatistiklere sığmaz! Hele kalede Mondragon varsa!..

0 YORUM