Gerçek Spor Sitesi

Gerçek Spor Sitesi

04 Aralık 2016 Pazar
Bisiklet...

Bisiklet sözü hayatıma ilk girdiğinde henüz 7’sinde bir tıfıldım. Ömrümün bir kaç güzel yazından biriydi. Ve yazlar o zaman yaz gibiydi; ağaçlar, kuşlar, çiçekler, böcekler ve sarı, sıcak...

17 Mayıs 2007, Perşembe Yorum Yaz
A+ A-

Bisiklet sözü hayatıma ilk girdiğinde henüz 7’sinde bir tıfıldım. Ömrümün bir kaç güzel yazından biriydi. Ve yazlar o zaman yaz gibiydi; ağaçlar, kuşlar, çiçekler, böcekler ve sarı, sıcak... Yüreğim, bir kaç hafta sonra ilkokula başlayacak olmanın heyecanıyla kıpır kıpırdı. Mahallemizin en zengini, oğluna üç tekerlekli bir bisiklet almıştı. O bisiklet mahalledeki bütün çocukların hayatını alt üst etmişti. Uzaktan gıptayla bakardık. Bazen de yanına yaklaşıp arkadan itmeye çalışırdık; belki bizi de bindirir diye. Şımarık oğlan kimine izin verir, kimine vermezdi. Ben de izin verilmeyenler arasındaydım. Çünkü sırtımda soluk renkli bir gömlek, bacağımda da yamalı bir pantolon vardı. Ayağımda ise lastik ayakkabılar... Zenginler, çocuklarına yoksul çocuklarıyla oynamamaları için tembihte bulunurdu, o zamanlar. Onlar da, ben ve benim gibilere yüzlerini buruşturarak bakardı. Hatta bizim filmlerimiz bile hep böyleydi: itilip kakılan, horlanan fakirler; onları hakir gören zenginler... Bisiklet hayaliyle geçen nafile yıllar Akşam olup gece çöktüğünde üç tekerlekli bir bisikletin süslediği rüyalara yatardım. Bu şekilde günler günleri kovaladı. Bir gün akşam yemeğinde babamdan bana bir bisiklet almasını istedim. Şöyle bir baktı bana. Başımı okşadı. ‘Tamam’ dedi, ama bir şartım var: - Sınıfını birincilikle bitireceksin. Biraz içim burulmuştu, fakat gerçekleştirilmeyecek bir istek değildi. Okula başladığımda bunu anlamam için çok fazla zamana ihtiyacım olmayacaktı. Bir bisiklet hayaliyle geçen o yıl benim açımdan çok başarılıydı. Sınıfı birincilikle bitirmiştim. Eve geldiğimde gururla karnemi uzattım babama. Ağzından çıkacak sözü duymak için sabırsızlanıyordum. ‘Oğlum’ dedi, ve devam etti: - Biliyorum ne istediğini ama bu sene çok zor geçti bizim için, sana bisikleti bir dahaki yaza alayım. O yaz ödül olarak semtteki yazlık sinemalardan birinde film seyrettirdi babam bize. Ve bir beş yıl böyle geçti. Birincilikle biten sezonların ardından ben bir daha hiç bir yaz bisiklet lafı etmedim, babama. Bisiklet yerine her yaz bir, bazen de birden fazla sinemaya razı oldum. Dört kardeşi okutmak için izbe bir depoda pamuk tozlarıyla ciğerleri harap olan sevgili babamızın bana asla bisiklet alamayacağının farkındaydım; her ne kadar bir bisiklet sahibi olmanın hayaliyle hep yaşasam da... O ise benim farkında olduğumun farkında olmasa gerek, verdiği sözü tutamamanın ezikliğini yaşıyordu, sürekli... Lance Armstrong’a hayat veren araç Ortaokul, lise derken aniden üzerimize çöküveren 12 Eylül darbesi herşeyi bıçak gibi kesti. Eğitim hayatım sona erdi, geleceğim karardı, gençliğim öldü. Darbeciler yalnız gençliğimi değil, hayallerimi de öldürdü. Bisiklet uzak bir umman ülkesi kadar uzaktı artık bana... O günlerden bu günlere bu ülkede çok şeyler değişti. Bugün 78’li diye adlandırılan benim kuşağım, şöyle geriye uzanıp nostaljik bir gezi yaptığı zaman, bazen özlemle, bazen de kederle anıyor o günleri... Mamafih, benim yıllarca hayalimi süsleyen bisikletin ne mühim bir araç olduğunu son yıllarda daha iyi anlıyoruz. Bisikletin sadece çocuklar için bir oyuncak, büyükler için de kolay bir ulaşım aracı olmadığını, aynı zamanda yüksek performans gerektiren önemli spor dallarından biri olduğunu daha iyi kavrıyoruz; özelikle de bisiklet sporunun olimpiyatı sayılan Fransa Turu’yla... Hatta, sporun da ötesine geçen bir fenomen olduğunu.... Efsanevi bisikletçi Lance Armstrong, bisikletle bir insanın neleri yenebileceğini, kansere ve ölüme nasıl kafa tutabileceğini yazdığı zafer öyküleriyle bütün dünyaya öğretti. Armstrong’un iki tekerlekli aracıyla verdiği savaşı hepimiz alkışladık, ona şapka çıkardık. Meme kanserine karşı pedal çevirmez misiniz? Gelgelelim, Armstrong’a haklı olarak gösterdiğimiz ilgiyi, neden kendi ülkemizde kansere karşı düzenlenen bir bisiklet turuna göstermiyoruz, anlaşılır gibi değil. Fenerbahçe’nin bilmem kaçıncı şampiyonluğunun gürültüsü arasında kayboldu gitti, bu haber. Oysa ne büyük bir yaraya parmak basıldığının farkında bile değiliz. Bisiklet Federasyonu ile Roche Firması’nın meme kanserinin erken teşhisine dikkat çekmek için birlikte düzenlediği “Mavi Bisiklet Turu”nun startı cumartesi günü Caddebostan Sahil Yolu’ndan veriliyor. 12 milli bisikletçinin katılacağı tur, Bursa, Balıkesir, Manisa, Denizli güzergahı geçildikten sonra 26 Mayıs’ta İzmir’de sona erecek. Tur boyunca uzman doktorlar halkı bilinçlendirmek için seminerler düzenleyecek. Halka da açık olan tura katılım ne kadar yüksek olursa, verilmek istenen mesaj da o kadar güçlü bir şekilde iletilir kamuoyuna. Bildiğiniz gibi meme kanseri bir kadın, dahası bir anne hastalığıdır. Her yıl binlerce anne, bu lanet hastalık yüzünden geride perişan çocuklar bırakarak toprağa düşüyor. Oysa erken teşhis edilebilen meme kanserinin tedavi edilebilir bir kanser türü olduğunu ısrarla söylüyor doktorlar. Bunun önemini kavramak için illa başımıza gelmesini beklemeyelim. Bu konuyu gündeme getirecek her organizasyonun, her etkinliğin yanında duralım, destek verelim. Bilinçlenelim, bilinçlendirelim. Alın bisikletlerinizi, katılın tura; basın pedallara... Çevirdiğiniz her pedalın bir annenin hayatını kurtarabileceğini hiç bir zaman aklınızdan çıkarmadan...