Gerçek Spor Sitesi

Gerçek Spor Sitesi

06 Aralık 2016 Salı
Biat kültürü

Biat kelimesi Arapça olup, peygambere bağlılık sözü vermek anlamına gelmektedir.

27 Aralık 2007, Perşembe Yorum Yaz
A+ A-

Biat kelimesi Arapça olup, peygambere bağlılık sözü vermek anlamına gelmektedir. Hz.Muhammed önemli dini-siyasi olaylar arefesinde, veya İslamiyet'i kabul eden kimselerle ilk defa görüştüğünde el sıkışarak biat almıştır. Biatta asıl olan, meşru devlet başkanını tanımak, kendini ona bağlı hissetmek ve bu hissi hayatının sonuna kadar korumaktır. Biat, Hz.Muhammed'in vefatından sonra ise, daha çok siyasi bir karakter kazanmıştır.
"Biat kültürü" ortaya çıktığı koşullarda dini hiyerarşinin sağlanması açısından gerekli olmakla beraber, bugün de özellikle doğu toplumlarında farklı karakterde varlığını sürdürmektedir. Elbette ülkemizde de... Bilhassa, siyasette çok sık karşımıza çıkan "Biat kültürü", zamanla ast-üst ilişkilerinin olduğu tüm toplumsal yapılara sirayet etmiştir. Biat kültürünün olduğu ilişkilerde yapının en üstünde olan lidere kayıtsız şartsız bağlılık gösterilir. Kararları asla sorgulanmaz. Doğru-yanlış muhasebesi yapılmaz. İman edilen kişinin her sözü kanundur. Bu durum, hemen hemen tüm örgütlenmelerde böyledir. Tabii, sporda da...

Bilardo ve paralimpikte yaşanan ilginç olaylar
Hasbelkader bir federasyon başkanı olan kişi, kısa zamanda kendisine bir mürit ordusu kurarak, başına geçtiği camiayı istediği gibi yönetir. Burada biat iki yönlü işleyen bir süreçtir. Kendisi de, daha yüksek bir erke biat ettiği için her türlü denetimin dışına çıkar. Kararları keyfidir. Bütün tasarrufları iktidarını korumak adınadır. Bu uğurda karşısına çıkan herkesi ezmek, yok etmek ana düsturdur. Yasalar, yönetmelikler, kurallar, etik metik hak getire... Her eylem bir şekilde kılıfına uydurulur. Aslolan, kendisini önemli kişi hissetmek için ihtiyacı olan stütüyü kaybetmemektir. Gözü dönmüş bir hırsla yollarına devam ederler. Taa ki, "Yedi Ölümcül Günah"ın en ölümcülü olan ihtirasın dipsiz uçurumuna yuvarlanana kadar... Yalnız burada bir nüans farkı vardır. O uçurumdan yuvarlanan yalnız kendileri olmaz, müritleri ve başında oldukları camiayı da aşağıya çekerler.
Türk sporu, son yıllarda böylesi bir ihtirasın iki örneği ile karşı karşıya... Biri Bilardo Federasyonu Başkanı Uğur Kurugöllü, diğeri ise Türkiye Milli Paralimpik Komitesi (TMPK) Başkanı Perviz Aran...

Türk bilardosunu bitiren adam: Uğur Kurugöllü
Memleketi Sivas'ta kulüp ve sporcu, dolayısıyla delege sayısını 15 gün içinde patlatarak (!) seçim kazanan Uğur Kurugöllü'nün ilk icraatı, başta Semih Saygıner olmak üzere seçimde kendisine muhalif olan Türkiye'nin en elit sporcularını derdest etmeye çalışmak oldu. Ne yazık ki, bunu başardı da... Sporcular milli takımdan uzaklaştırıldı, ceza kurullarına verildi, ceza almaları sağlandı. Türkiye'nin en başarılı branşlarından biri olan bilardo, 3 yıllık Kurugöllü döneminde yerle yeksan oldu. Eski bakan Mehmet Ali Şahin'in talimatıyla GSGM Teftiş Kurulu tarafından soruşturulan ve bir çok icraatından dolayı kusurlu bulunup GSGM Ceza Kurulu'na verilen Kurugöllü'nün dosyası aylarca sümenaltı edildi. Hükümet değiştikten sonra yeni bakan Murat Başeskioğlu'nun henüz konulara vakıf olmaması fırsat bilinerek apar topar görüşüldü ve Kurugöllü aklandı!
Bilardoda kaos bugün de sürüyor. Ülkemize sayısız dünya ve Avrupa şampiyonluğu kazandırmış sporcular yine ceza tehtidiyle karşı karşıya... Ve sporu bırakmak üzereler. Hatta fiilen bıraktılar da... Burada Kurugöllü'nün yaptıkları bir nebze olsun anlaşılabilir. Çünkü tıyneti belli! Asıl sorgulanması gereken, bütün bunlara göz yuman, hatta Kurugöllü'yü başarılı (!) bulan GSGM Müdürü Mehmet Atalay ile camiada körü körüne onu destekleyen bir takım insanların tutumudur.

İhtirasın diğer adı: Perviz Aran
Geçelim diğerine:
Perviz Aran TMKP Başkanı seçildikten 1.5 ay sonra muhalefet olağanüstü genel kurul için imza topladı. Yeterli sayıya ulaşıldı. Yapılması gereken, ilk toplantıda yönetimin istifa ederek genel kurul kararı almasıydı. Ancak böyle olmadı. Aralarında iki federasyon başkanı ile benim de bulunduğum 6 yöneticinin muhalefetine rağmen 8 üyenin oyuyla istifa edilmedi, imzalar da işleme konmadı. Bir sonraki toplantıda ise, genel kurulda çoğunluk sağlamak için Aran'ın isteğiyle 89 yeni üye, ciddi tüzük ihlali ve itirazlara karşın 5'e 7 oyla oyla kabul edildi. Genel kurul tarihi de Perviz Aran'ın keyfiyetine göre belirlendi. Genel kurul öncesi yapılan son yönetim toplantısıda ise Türkiye'nin en önemli spor adamlarından birinin yönetim kurulu üyeliği için yaptığı başvuru, muhalefetin yönetiminde olacağı için yine Perviz Aran ve ona biat eden aynı üyeler tarafından reddedildi.
Ben böyle bir "Tiran"lık görmedim. Burada üzüldüğüm, yüksek eğitim görmüş pek değerli yönetim kurulu üyelerinin Perviz Aran'a kayıtsız şartsız bağlılık göstermesi ve her kararını sorgulamadan onaylamasıydı.
Engelli sporunun başındaki ihtiras tramvayının raydan çıkacağı günler yakındır. Önemli olan camianın bunu en az hasarla atlatmasıdır.