ŞİFREMİ UNUTTUM

EMAİL ADRESİ

Yeni şifre için eposta hesabınızda junk/çöp dizinini de kontrol ediniz.

AKTİVASYON KODU TALEBİ

EMAİL ADRESİ

Aktivasyon kodu için eposta hesabınızda junk/çöp dizinini de kontrol ediniz.

ÜYE GİRİŞ DURUM




Daha iyi bir görüntü için telefon çevirin!

YAZARLAR

Bahar gelmiş neyime!..

10.04.2006

Mevsimler içinde en sevilen mevsim, hiç kuşkusuz bahardır. Karanlık, soğuk ve alabildiğine kasvetli kışın bittiğinin, kendimizi güneşin sıcacık kollarına bırakacağımız, bütün bir yılın yorgunluğunu atacağımız yazın ise yolda olduğunun müjdecisidir bahar ayları...

En karamsar insanın bile yaşama sevinciyle dolabildiği, sönmüş umutlarına can kattığı bahar günlerinin tarafımızdan nasıl berbat edildiğini merak edenler, bir zahmet statlara uğrayıversin. Kümede kalma ve şampiyonluk mücadelesinin kızıştığı bu güzelim mevsimde, insanımız, eğlenmek, o müthiş heyecanı yaşamak yerine statlarda terör estirmeyi ve futbol izlemek için tribünlede yerini alanların da bir tutam maç keyfini burunlarından getirmeyi başarıyor. Dün de Kayseri Atatürk Stadı'nda aynı bildik manzaralar vardı. Pırıl pırıl bir hava... Ilık bir bahar rüzgarı... Mükemmel bir zemin... Tıklım tıklım tribünler... Kazanmak ve futbol oynatmak için takımlarını sahaya dizen iki hoca... Ve sahada kıran kırana mücadele eden futbolcular... Futbolun keyfini çıkarmak için herşey müsait. Maçta tempo var, pozisyon zenginliği var, hırs var, kazanma arzusu var, atılan ve atılamayan goller var, kale içinden çıkarılan, direklerden dönen toplar var, büyük takımlara gitme zamanının artık gelip geçmekte olduğunu haykıran bir büyük yıldız adayı futbolcu ve oyunun hızını kesmemeye çalışan bir hakem var... Gelgelelim, bir avuç Ankaragücü seyircisine bütün bunlar çok gelmiş olmalı ki, beraberlik golünden sonra ortalığı savaş alanına çevirdiler. Bir kaç hafta önce Diyarbakır'daki görüntülerin bir benzerini yaşatmaya başladılar. Kırılıp sahaya atılan koltuklar, iki takım taraftarlarının birbirlerine salladığı taşlar, cep telefonları, sopalar, yaralananlar, ambulans seferleri, boşaltılan tribünler, duran oyun, küfürler, vesaire vesaire... Olan sahada oynanan güzelim futbola oldu. Oyun durdu, futbolcuların teri kurudu, maç soğudu. Ancak soğumayan biri vardı: Umut Bulut. Bu sezon Ankaragücü'nü adeta tek başına sırtlayan genç futbolcu, orta alandan aldığı topla driplinge kalktı. Kayserili oyuncuları sürati ve tekniğiyle birer birer ekarte edip kaleci ile karşı karşıya kaldıktan sonra şık bir aşırtmayla topu ağlara gönderdiğinde, bizler şapka çıkarılacak bir golü alkışlarken, Başkent temsilcisi de, belki de kümede kaldığını ilan ediyordu. Sahada öyle bir futbol vardı ki, hangisi kazansa haketmiş olacaktı. Gülen taraf, daha fazla hakeden Ankaragücü oldu. Çünkü onların "Umut"u vardı!..

0 YORUM