Gerçek Spor Sitesi

Gerçek Spor Sitesi

10 Aralık 2016 Cumartesi
Arka Bahçe

Ait olmadığınız bir dünyadaysanız eğer, orada kalmanın bir anlamı var mı? Israr etmenin kime faydası olabilir ki?

27 Aralık 2006, Çarşamba Yorum Yaz
A+ A-

Çekip gitmesini bilmek gerek... Ait olmadığınız bir dünyadaysanız eğer, orada kalmanın bir anlamı var mı? Israr etmenin kime faydası olabilir ki? Acılarınızı katlamaktan, çevrenizdeki kalabalığın yarattığı somut yalnızlığınızı daha da arttırmaktan başka bir işe yarayabilir mi? Kabul etmelisiniz... İstenmediğinizi, anlaşılamadığınızı, kaybettiğinizi... Uzaklaşmalısınız... Zira, ne kadar yakınsanız, ne kadar yakından bakarsanız, size ne kadar yakından bakılırsa; o kadar anlamsız olursunuz. Sığlaşırsınız. Ağırlaşırsınız. Hayatın omuzlarına çökmüş bir külfet gibi hissedersiniz kendinizi. Bırakmalısınız... Sahip olduğunuz her şeyi... Sizi bırakıp giden çocukluğunuz gibi, gençliğiniz gibi, huzursuz aşklarınız gibi, sevdikleriniz gibi. Süreniz dolmuşsa, 'elveda' diyebilmelisiniz... Tutunmanız, yapışmanız, inat etmeniz sizi değersizleştirir, küçültür, sıfırlar, bitirir. Ardınıza bile bakmadan çekip gitmelisiniz. Zira bakarsanız; tökezlersiniz, düşersiniz. Kendinize yeni dünyalar aramalısınız, kurmalısınız... Yeni insanlar, yeni imkanlar, yeni aşklar, yeni hayatlar... Her veda, yeni bir 'merhaba'dır aslında... Kendinizi resetlemelisiniz... Kırılan yerlerinizi onarmalısınız. Geçmişin acılarını hafifletmek için buna mecbursunuz. Bunu yapmalısınız. Yapamadığınız takdirde yaşayan bir ölüye dönersiniz. Zamanla kendinize acımaya başlarsınız. Bir zavallı haline gelirsiniz. Yaşamınız trajediye döner. İşte, kaybedenler kulübünün en gedikli üyesi olan bu ülkenin en büyük dramlarından biridir, bırakıp da gitmemek. Gidememek. Her evde, her işte, her kurumda, her sokakta sıkışmış insanların trajedisi yaşanır. Bir türlü terkedemezler. Lanetlenene kadar kalmaya devam ederler. Kör bir ihtirasla, kuru bir inatla, hem kendilerinin, hem sevdiklerinin, hem de ilişkide oldukları diğer insanların yaşamını cehenneme çevirirler. Örnekleri o kadar çoktur ki... Bir bakın etrafınıza. Siyasette, ekonomide, sporda... Hemen her yerde gitmemek için direnen nice insanlar görürsünüz. Yalnız kendilerini değil, bulundukları yeri de çürütürler. Oysa cesaretlerini toplayıp, boyunlarında bir ilmek gibi dolaştırdıkları ihtiraslarına gem vurup, kapıyı bir kapatabilseler... O zaman farkedecekler nasıl hafifleyeceklerini... Görecekler o zaman kendilerine ardına kadar açılacak nice kapılar olduğunu... Şunu hiç bir zaman aklımızdan çıkarmamalıyız: Hayat yeterince zorlaşmışsa; zaten mutsuzsak, umutsuzsak, yalnızsak; bilinmeyene doğru yola çıkmakla ne kaybedebiliriz ki?.. Beklenen Mesih; Ahmet Ağaoğlu Yazıma, “Ahmet Ağaoğlu'nu takdimimdir” diye başlayacaktım. Lakin, onu takdim etmenin benim haddime olmadığını biliyorum. O zaten kendini yeterince takdim etti, Türk spor kamuoyuna... Ben sadece hatırlatma babında bir şeyler söylemek istiyorum. Futbolda bırakıp gitmek istemeyen bir zihniyetin yarattığı kaos var. Kimse işin içinden çıkamıyor. Kan uyuşmazlığı olduğu gün gibi aşikar. Ve her geçen gün dozunu arttıran bir inatlaşma var. Türk futbolunu yıllarca etkileyebilecek onulmaz yaralar açan bir inatlaşma... Bunun böyle yürümeyeceği bir gerçek. Haluk Ulusoy köşesine çekilmeli. Son yıllardaki başarısına rağmen... Başarının her şey olmadığını bilmek zorunda Sayın Ulusoy. Bir işi kotarırken, üzerinize şaibe yapışıyorsa, o kazanımın hiç bir kıymet-i harbiyesi yoktur. Lekeli bir zafer, 'pirus zaferi' gibidir. Kulüpler en kısa zamanda Ulusoy'u çekilmeye zorlamalıdır. Ve yerine herkesin kabul edebileceği, üzerinde uzlaşabileceği bir isim bulmalıdır. Bu isim ilk bakışta Şenes Erzik gibi gözüküyor. Ancak Sayın Erzik'in kabul etmeme ihtimali çok myüksek. Zaten o nedenle her geçen gün yeni bir isim ortaya atılıyor. Ancak bugüne kadar hiç kimsenin aklına Ahmet Ağaoğlu ismi neden gelmedi, anlayabilmiş değilim. Oysa Ağaolu, Türkiye'nin son yıllardaki en başarılı spor adamıdır. Bundan 8-10 yıl öncesine kadar bir kaç zenginin hobisi olan golf sporunu Edirne'den Ardahan'a kadar Türkiye sathına yaymakla kalmamış, uluslararası alanda esamimiz okunmazken, Avrupa şampiyonlukları kazandırmıştır ülkemize... Golfü nereden nereye getirdiğini burada yazmaya kalksak satırlarımız yetmez. Sayın Ağaoğlu'nun aynı zamanda Türk futbolunun da önemli yöneticilerinden biri olduğunu bilmeyenimiz yoktur. Trabzonspor'daki başarılı yöneticilik geçmişi hepimizin malûmu. Ve bu ülkede hiç kimsenin itiraz edemeyeceği bir isimdir, Ahmet Ağaoğlu. Lekesiz, tertemiz, dürüst, ilkeli, idealist, karizmatik, vizyon sahibi... Çağdaş Türk spor adamı prototipinin en önde gelen temsilcisidir Ahmet Ağaoğlu. Kendisine golfün dışında bir çok branşın başkanlığını teklif edenler, futbolu da akıllarına getirmeli. Ben, tarihinin en karanlık dönemlerinden birini yaşayan Türk futbolunun beklediği 'Mesih'in Ahmet Ağaoğlu olduğuna inanıyorum. Buna Türk sporunu yönetenlerin, kulüplerimizin idarecilerinin de inanmasını bekliyorum, umuyorum. Aslında fazla söze gerek yok. Aklın yolu bir.