Gerçek Spor Sitesi

Gerçek Spor Sitesi

05 Aralık 2016 Pazartesi
Arka Bahçe

Bir türlü öğrenemediğimiz, öğrenmeye de çalışmadığımız bir davranış biçimi var: Kaybetmenin sorumluluğunu üzerimize almak.

09 Kasım 2006, Perşembe Yorum Yaz
A+ A-

Kutsal sığınak! Bir türlü öğrenemediğimiz, öğrenmeye de çalışmadığımız bir davranış biçimi var: Kaybetmenin sorumluluğunu üzerimize almak. Kazandığımız takdirde aslan payını kendimize ayırıyoruz, "ben kazandım" diyoruz da, kaybettiğimizde bizim dışımızdaki herkes suçlu oluyor. Mazeretler üretiyoruz, sonra da kendi ürettiğimiz bu mazeretlere sığınıyoruz. "Ben kaybetmedim, bana kaybettirdiler" diye kahırlanıyoruz. Yaptığımız hataları kabullenmiyoruz, dolayısıyla yeni muhtemel hatalara da kapı aralıyoruz. Bir türlü kendimizle yüzleşmiyoruz. Aynalara bakmaktan korkuyoruz. Gerçeklerden kaçıyoruz. Oysa, şunu bir söyleyebilsek: "Ben yetersizdim, dersimi iyi çalışmamışım, ondan dolayı hatalar yaptım ve kaybettim. Rakibim benden iyiymiş. Bu yenilgiden ders çıkararak, hatalarımdan arınarak, önümüzdeki sınavda daha iyi olmaya çalışacağım." Bir söyleyebilsek... İşte bakın o zaman, nasıl da kendimizi yenileyebiliyoruz. İşte o zaman kaybettiğimiz her sınav, nasıl da zafere giden yolun kilometre taşları oluyor. Ülkemizde son yıllarda giderek tırmanan bir trend var: Kaybeden hemen herkes, faturayı hakemlere kesiyor. Hakemin maç içinde yaptığı iddia edilen hatalardan dolayı kaybedildiği söyleniyor. Hakem, kaybetmenin mazereti oluyor ve ona sığınılıyor. Aslında bu, kulüp yöneticilerinin, teknik adamların, futbolcuların kendi yetersizliklerini kamufle etme çabasından başka bir şey değildir. Bir yönetici, bir teknik adam, bir futbolcu ne kadar hata yapıyorsa, hakemler de o kadar hata yapıyor. Hatta hakem hatalarının yönetici, teknik adam ve futbolcuların hatalarından daha az olduğunu bile söyleyebiliriz. Bir kulüp yönetimi, bir teknik adam ve futbolcular, hakemlerden daha fazla takımın kaderiyle oynar. Yanlış transferler yaparlar, yanlış taktikle oynatırlar, golcü iki adımdan topu dışarı atar, kaleci bacak arasından golü yer, bunun sonucunda da yenilgi kaçınılmaz olur. Ama bu yanlışları örtmek için derhal hakemleri hedef gösterirler. Sorumluluğu kolayca üzerlerinden atarlar. Çünkü hakemler sahipsizdir. Hakemler dilsizdir. Onların arkasında kamuoyu ve medya desteği yoktur. Bu işin onlarsız olmayacağını da biliriz. Hatta onlara yukarıdaki nedenlerden dolayı ihtiyaç da duyarız. Öyle ya, hakem olmasaydı, kimi suçlayacaktık. Bütün günahlarımız apaçık ortaya çıkacaktı. Onlar bizim kutsal sığınağımız, aklanma aracımız. Ne yazık ki, tiraj ve reyting kaygısıyla medya da bu değirmene su taşıyor. Hakemleri her geçen gün kahredici bir yalnızlığa itiyoruz. Üzerlerinde kurduğumuz baskıyla hata yapma oranlarını da arttırdığımızın farkına bile varmıyoruz. Oysa hakemler de futbolun temel unsurlarından biridir. Onlar olmadan futbol olmaz. Futbolu hepimizden iyi bildiklerini ve hepimizden daha eğitimli olduklarını da unutmamalıyız. Ve kendilerine ait bir hayatları, aileleri, sevenleri olduğunu da... Kendimize gösterdiğimiz hoşgörüyü, müsamahayı onlara da göstermeliyiz. Eğer onları futbol ailesinin bir ferdi olarak kabul edersek, o zaman bu oyundan hepimiz daha fazla keyif alırız. Belki o zaman yaptığımız hataların da farkına varırız. Kendimize bir şeyler katarız. Medeniyet treninin son vagonuna asılmak istiyorsak, bu kültür devrimini yapmalıyız. Uygarlaşmanın başka yolu yok. GSGM'den ahde vefa Her zaman bir insanın yaşarken taltif edilmesinden yana oldum. Yıllarca bu ülkeye hizmet verip kıymeti bilinmeyen insanların öldükten sonra hatırlanmasının nafile ve göstermelik bir çaba olduğunu savundum. Önemli olan, kişiye hayattayken yaptıklarının hazzını yaşatabilmektir. Ona hakkını aramızdayken verebilmektir. Geçtiğimiz günlerde bu yönde sevindirici ve umut verici bir gelişme oldu. Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü ile Ankara İl Müdürlüğü, hentbol müsabakalarının oynandığı Cebeci Spor Salonu'na, Türk hentboluna büyük hizmetler veren Prof. Dr. Yaşar Sevim'in adının verilmesini kararlaştırdı. Bu, alışık olmadığımız bir durum. Ve takdire şayan. Bu kararı verenleri, kadirşinaslıklarından dolayı kutluyor, Türk hentbolunun duayeni Sayın Yaşar Sevim'e de sevdikleriyle birlikte sağlıklı ve uzun ömürler diliyorum.