Gerçek Spor Sitesi

Gerçek Spor Sitesi

05 Aralık 2016 Pazartesi
Arka Bahçe

Adına ‘hayat’ dediğimiz gizemin peşinde doludizgin koştururken, bazı ihtimallerin bize hep uzak olduğunu düşünürüz. Yaşamımızı bu yanılsama üzerine inşa ederiz. Hiç kaybetmeyecekmiş gibi, hiç düşmeyecekmiş gibi, hiç solmayacakmış gibi, hiç ölmeyecekmiş gibi hoyratça harcarız bize verilen krediyi...

05 Ekim 2006, Perşembe Yorum Yaz
A+ A-

Şafak sökerken... Adına ‘hayat’ dediğimiz gizemin peşinde doludizgin koştururken, bazı ihtimallerin bize hep uzak olduğunu düşünürüz. Yaşamımızı bu yanılsama üzerine inşa ederiz. Hiç kaybetmeyecekmiş gibi, hiç düşmeyecekmiş gibi, hiç solmayacakmış gibi, hiç ölmeyecekmiş gibi hoyratça harcarız bize verilen krediyi... O an geldiğinde; kapıdaki düşman kapımızı çaldığında iş işten geçmiştir artık. Sermayemiz tükenmiştir. Görünür dünyanın eşiğinden geçerek bilinmeyene doğru çıktığımız bu yolculukta yol arkadaşlarımız; acı, yokluk, kahır, gözyaşı, elem ve kederdir. Umutla umutsuzluğun sarmalında çaresizce çırpınıp dururuz. Yolun sonunun nereye varacağını kestiririz, lakin bunu bir türlü kabullenmek istemeyiz. Bu nedenle ‘neden ben’ soruları eşliğinde yolu alabildiğine uzatmak için maddi ve manevi bütün varlıklarımızı seferber ederiz. Kah moral değerlere sarılırız, kah paranın gücüne... Kah dostların sevgi, şefkat ve duasına sığınırız, kah modern tıbbın imkanlarına... Çağımızın illeti (belki de çağlar boyu insanlığın başbelası ama adı geçen yüzyıl kondu) kanser de işte böylesi bir yolculuktur. Yaşamın karşı kıyısıdır. Başımıza gelene kadar bize yabancıdır. Onunla tanıştığımızda ise bedenimizin habis bir parçası... 21 yaşındaki Galatasaray tutkunu Şafak Güzeller de henüz hayatının baharında o meşum yolculuğa çıkanlardan. 2003 yılında 18 yaşındayken yakalanmış umarsız hastalığa... Üç yıl çeşitli tedavi süreçlerinden geçtikten sonra Türkiye’de umut kalmamış ve ABD’ye gönderilmesine karar verilmiş. Gelgelelim, insanı hem manen, hem de madden yıpratan bu illetten kurtulmak oldukça yüksek meblağlar gerektiriyor. Şafak ve ailesi yorgun geçen üç yılın ardından tam sıfırı tüketmişken, devreye, yıllardır birlikte Galatasaray’ın peşinde koştuğu, birlikte ağladığı, birlikte güldüğü, birlikte şarkılar söylediği, birlikte hüzün biçtiği, birlikte üşüdüğü, birlikte ıslandığı tribün dostları girmiş. Mensubu olduğu ‘ULTARSLAN Grubu’ Şafak Güzeller için bir yardım kampanyası başlatmış. Kampanya başta pek yankı bulmamış. Taa ki, ezeli rakip Fenerbahçe’nin en etkin taraftar gruplarından ‘antu.com’ devreye girene kadar. Her alanda çatışan, her alanda rakip olan, siyahla beyaz gibi hayatı birbirinin zıddı olarak yaşayan bu iki taraftar grubu insanlıkta buluşmuşlar. Bu buluşma, tüm Türkiye’nin Şafak’ın dramına yakından tanık olmasına olanak sağladığı gibi, ülkemiz insanının, en keskin kavgaların ortasında bile dayanışma duygusunu yitirmediğinin açık bir göstergesidir. Bu buluşma, karanlık gecelerin sonunu müjdeleyen tan yerinin ağarmaya başlamasıdır. Bu buluşma, sökmekte olan şafağın habercisidir. Onları hep acımasızca eleştirdik, hep yerden yere vurduk. Zaman oldu ülkemizdeki tribün terörünün sorumluları ilan ettik, zaman oldu holiganizmin kaynağı... Belki bundan sonra da eleştirmeye devam edeceğiz. Ama bu kez kucak dolusu alkışı hakettiler. Onların bu örnek dayanışması Şafak Güzeller’e umut, tribünlerde yıllardır kanayan yaranın kapanmasına da vesile olacaktır. Elinize, gönlünüze, yüreğinize sağlık ULTARSLAN ve antu.com. On yıllardır ne büyük badireler atlatan bu ülkenin neden hala ayakta kalabildiğinin sırrı, sizin bu asil davranışınızda yatıyor. İçinizdeki insanlığı ilelebet muhafaza ettiğiniz müddetçe daha nice ‘Şafak’lar sökecek, yaşayacak, ayağa kalkacak... Geceler gündüze, karanlıklar aydınlığa dönecek. Haydi Şafak kardeşim!.. Bu sinerji senin için. Kalk ayağa. Dostların seni bekliyor. Hem Galatasaray, hem de Fenerbahçe tribünlerinde... Daha yaşayacak günlerin var. Umutların, sevinçlerin, hüzünlerin var. Şimdi gitmek vakti değil. Bak, ne çok sevenin var. Kalk ve formanı giy. Bir yanı Sarı-Kırmızı, bir yanı Sarı-Lacivert. Eskiden bir koltuğun vardı, Ali Sami Yen’de... Şimdi iki oldu. Saracoğlu’nda da bir sana bir koltuk tahsis edildi artık. Ve ikisi de boş. Seni bekliyor. Kalk ve dön aramıza. Renklerin kardeşliği aşkına... Dostluk ve dayanışmanın aşkına... Sevenlerin aşkına... Allah aşkına... NOT: Şafak Güzeller’e yardım etmek isteyenler için hesap numarası: Şafak Güzeller: İş Bankası Kurtuluş Şubesi, Kodu: 1032 Hesap Kodu: 498561 web adresi: www.safakguzeller.com UNİTİMSAH’a bir özür... ardeşin kardeşe kırdırıldığı yıllarda; benim ergenliğimi ve gençliğimi tarumar eden o karanlık zamanlarda sık sık işçi, memur ve öğrenci eylemleri yapılırdı. Bu tür eylemler genellikle masumane isteklerle başlardı. İş, aş, eşitlik, özgürlük, hakça düzen, adaletli gelir dağılımı vs. Belli bir nizam ve disiplin içinde başlayan yürüyüşlerde kısa bir süre sonra radikal eğilimli örgütlere mensup bir kaç kişi koşa koşa gelir, bir grubun önüne geçerek ellerindeki pankartı açardı. Sözkonusu pankartı gören, o grubu, o örgütün mensubu olarak kabul ederdi. Başta güvenlik güçleri olmak üzere... Bu şekilde hayatı kayan nice insanlar vardı. Ben de buna benzer bir yanılgının içinde oldum, iki hafta önce oynanan Antalyaspor-Bursaspor maçında. Malumunuz, o maçtan sonra yazdığım yazıda İstiklal Marşı okunurken iki takım taraftarının küfürleşmesinden sözetmiştim. Bu saygısızlıkta iki taraftar grubunun ismini vermiştim. Bunlardan biri, UNİTİMSAH’dı (Üniversiteli Bursasporlular Birliği). Çok sayıda eleştiri aldım. Büyük çoğunluğu düzeyli eleştirilerdi. Hepsine cevap vermeye çalıştım. Attıkları maillerde kendileri hakkında beni aydınlattılar. Holigan grubu değil, bir düşünce platformu olduklarının altını çizdiler. İlkelerini gönderdiler. İkna oldum. Benim onların adını vermem, tribünün yanına asılan büyük pankart nedeniyleydi. Oysa orada UNİTİMSAH’ın dışında mutlaka pek çok gruba mensup taraftarlar da vardır. Ve ben işlenen suçu sadece UNİTİMSAH’a mal ettim. Haksızlık yaptım. Hepsinden özür diler, ilkelerine sıkı sıkıya sarılmalarını temenni ederim.